"Bahar Akıncı - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Akıncı - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Akıncı - Kelebek

Mary, John ve Nathalie'ye benden bi'kahve hediye

Festival gibiydin bir zamanlar Türkiye. Hep katılmak istiyordum.

Her İstanbul bileti aldığımda, heyecandan uyuyamadığım zamanları hatırlıyorum. Çok değil, 3 yıl önce. Bir Avrupa ülkesine gidermiş gibi sevinç duyduğum, önüme haritayı açıp karış karış semtlerini, saraylarını, müzelerini ezberlediğim zamanları.

 

Datça’da, Bodrum’da, Marmaris’te elin İngilizleri, Amerikalıları, Almanları tatil yapacak diye pansiyonlarda yer bulamayıp sövdüğüm zamanları.

 

Bir keresinde, bir bahar vakti, toplantı için gittiğim İstanbul’dan öğle uçağı ile İzmir’e dönerken, aprondan alana giden otobüste tek Türk olduğumu.

 

Galata’ya çıktığımda acaba bunlar hangi memleketten diye sarışınların, çekiklerin, zencilerin, melezlerin lakırdılarına (sanki anlayabilecekmişim gibi) kulak kabarttığımı.

 

Metroya, dolmuşa şortla bindiğimde, ¨ohoo 7 düvel cıbıldak turist var, başıma bişey gelmez, arada kaynar giderim¨ diye rahatladığımı.

 

Yerabatan’ın kapısında kuyruk beklediğim zamanları. 5 dilde basılan broşürleri.

Karaköy’de İngilizce bilmeyen Japon bir çifte, beden dili ile restoran tarif ettiğimi. O da yetmezmiş gibi İstanbul Modern’deki sergiyi anlattığımı.

Mary, John ve Nathalieye benden bikahve hediye

 

Rimellerin akmış olabilir ama hala ay parçasısın

 

Hala çok güzelsin diyor yani şair burada. Biraz rimellerin aktı, biraz yorgunsun, biraz şaşkınsın olan bitenden kabul. Çok acı günlerden geçtik, hırpalandık, vurulduk, ruhlarımız dört bir yana savruldu. Tamam, kabul.

 

Ama şimdi yeniden başlama zamanı.

 

Biz bir Ortadoğu ülkesi değiliz. Avrupa ülkesi de değiliz. İki dünyanın tam ortasında, onlarca medeniyetin beşiğiyiz. Kucaklayanız, ağırlayanız, yüzlerce yıllık misafirperverliğin eş anlamlısıyız.

 

Madem, Arap turist dışındaki misafirleri bizden başka sallayan kalmadı, o zaman biz bi’şeyler yapalım. ¨Bir lisan, bir insan, bir turist bir ayaklı gazete¨ değil mi sonuçta?

 

Geliştirdiğim birbirinden dahiyane (!) fikirleri aşağıya bırakıyorum, beni arayacak olursanız bir süre Ege yollarında, Avrupalı turist avında olacağım.

Öptüm, KİB!

 

ECNEBİ TURİST BULMA VE MEMLEKETE GETİRME YOLLARI

 

Ey işadamları! Zırt zırt Avrupa’ya, Uzakdoğu’ya, Amerika’ya, Çin’e, Rusya’ya toplantıya, fuara gidiyorsunuz, biliyoruz. O iş yemeklerine katılan iş insanlarını Türkiye’ye gelmeye ikna etmek çok mu zor? Yapışın yakasına, hayatta bırakmam deyin, arayın sekreterinizi ucuz uçak bileti bulun, masadan kalkarken ¨ölümü gör bak haftaya Bodrum’da beraberiz¨ deyin. Sinek gibi yapışın, dünyadan soğusun.

Bu kadar mı zor ya?

 

Ey öğrenciler! Yok Aisec, yok dil okulu, yok exchange programı, yok efendim staj adı altında Avrupa ülkelerinde nasıl fink attığınızı, o festivalden bu festivale nasıl aktığınızı biliyoruz. Her biriniz Ipad’ine bir Türkiye PDF’i yüklese, yakaladığını darlasa, darladığına şak diye sayfa açıp ucuz uçak bileti bulsa, evini barkını açsa, ananesi iki dolma sarsa, annesi ağzına tulumba tatlısı tıksa, çok mu zor? İmkansız diye bi’şey yoktur çocuuum, hayat öğretmediyse henüz, ben öğreteyim sana.

Mary, John ve Nathalieye benden bikahve hediye

 

Ey gezginler! Biliyorum en zor sizin işiniz. Dolar, Euro almış başını gidiyor, aylar önceden uçak bileti almak, hosteller’e kapak atmak, 8 kişi aynı odada kalmak bile artık kesmiyor. Ama diyorum ki, gece herkes uykuya çekildiğinde, birden bire ranzadan fırlayıp akordeon gibi katlanmış bir Türkiye broşürü açsanız, ¨abilerim, ablalarım şu elimde görmüş olduğunuz ülke, dünyanın en güzel ülkesi¨ diye söze başlasanız... çok mu zor? Kimsenin memlekete Avrupalı turist gelmiş, gelmemiş taktığı yok, el mahkum iş başa düştü. Haydi canlarım, haydi aslanlarım.

 

Ey İstanbullular, İzmirliler, Bodrumlular! Diyelim Sultanahmet’te, Kemeraltı’nda, Bodrum Kalesi’nde, yolunu kaybedip gelmiş şaşkın bir turist gördünüz. (Bu arada Bodrum kalesi için son günler, gezdiniz gezdiniz, tüm arkeologların karşı çıktığı bir proje ile batık gemisi salonu dahil pek çok bölümü yıkılacak). Bunlar çift ya da grup halinde gezerler genelde, önemi yok. Ne oluyor yahu demesine fırsat vermeden ilk iş kollarınızı aiki yana açıp üstlerine doğru koşmaya başlayın. Boynuna sarılın. Sımsıkı sarılın. Selfi yapın, kahve ısmarlayın, bildiğiniz bilmediğiniz favori mekânları anlatın, ertesi sabah eve kahvaltıya davet edin, menemen yapın yav, elinize mi yapışır?

 

Ey memleket büyükleri! Bizim artık sizden hiç umudumuz yok. Siz yüzünüzü Ortadoğu’ya dönün, biz dünyanın bütün insanlarına kendi çabamızla misafir etmeye razıyız. Güvenliğimizi sağlayın yeter.  En azından bu kadarını yapabilirsiniz değil mi?

 

 

 

X