"Bahar Akıncı - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Akıncı - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Akıncı - Kelebek

Bahar Akıncı - Kelebek

Babakale erkeklerinden mektup var

22 Eylül 2017

Orada kadınların gayreti ile

kurulan bir Güzelleştirme Derneği’nin hikayesini yazmıştım.

¨Babakale, Asya kıtasının en Batı ucunda yaklaşık 600 nüfuslu bir köy.

Haritada Assos’un alt kısımlarına denk geliyor. Tek şerit bir dağ yolundan ulaşım sağlanıyor. Ezine’den kalkan, Ayvacık ve Gülpınar kazasından geçerek köye ulaşan bir dolmuş var. Hayatla tek bağlantısı bu. Bir dağın üzerine kurulu, aşağısı alabildiğine deniz. Öyle sonsuz, öyle nefis. 

Hayata kendi imkanları ile tutunmaya çalışan bir köy Babakale. Bir kaç temiz pansiyon ve otel, Ege’nin en iyi kalamarını yiyebileceğiniz bir kaç balıkçı. 3 -4 dükkandan oluşan çarşısında nefis bir seramikçi, dünyaca ünlü el yapımı bir bıçakçı, Artiz diye bir de bakkalı var. Lezzetli sabah kahvaltıları veren Çınaraltı kahvesini de unutmamak gerek. ¨

Demiştim.

Ama konumuz bu değildi.

Yazının devamı...

O şarj kablosu ölmüş artık, bırak elinden

19 Eylül 2017

Cebinde şarj aleti ile dolaşanlar bilirler. Çünkü akıllı telefonunu alalı henüz bir sene olmuştur ve evet artık günde 2 kere şarj istemektedir, çünkü senin saf sandığın akıllı Amerikalılar her bir telefonu iki bilemedin üç yıl dayanacak şekilde tasarlarlar. 

Kalabalık bir yerdesin işte, sonuç olarak. Ve seninkini şarj etmen gerek. En tatlış halinle bardaki, kasadaki, tost makinesi başındaki görevliye yaklaşıp kablonu ve telefonunu gösterip şunu dersin; ¨Şarj edebilir miyim?¨

Kafasıyla, az ilerdeki şarj hastanesinde yatmakta olan telefonları işaret eder. Bu şu demektir; ¨Ahanda eşşek kadar priz taktık oraya, 12’li. Oraya tak, çalınırsa sorumluluk kabul etmeyiz¨.

Hiç önemli değil! Petrol bulmuş Arabın, yemek bulmuş ilk insanın sevinciyle koşarsın prizlere doğru. Ve bingo! Ohhh… telefona değil sanki sana elektrik veriyorlar, çok şükür.  

Benim tüm o toplu ilk yardım alanlarında  dikkatimi çeken tek bir şey olur hep. 

Telefona özenle sarılmış kablolar.

Bir yerinden kopma noktasına gelmiş kablo temas etsin diye amuda kaldırılmış telefonlar. 

Yazının devamı...

Yalınayaklar Koleji

12 Eylül 2017

Sadece okulundan kovulduysan başvurabildiğin Yalınayaklar Koleji’ne hoş geldiniz. 

Hindistan’ın Rajasthan bölgesinde bulunan sıra dışı bir üniversite, çoğu okuma yazma bilmeyen köylü kadın ve erkekleri, kendi köylerinin güneş enerjisi mühendisleri, sanatkarları, diş hekimleri ve doktorları olarak yetiştiriyor.

Bu “çılgın projeyi” hayata geçiren ise soylu bir Hint ailesinden gelen, Hindistan ve İngiltere’nin en pahalı okullarını bitiren sonra da ailesini komaya sokarak 1972 yılında Hindistan’ın en fakir köyüne yerleşme kararı alan Bunker Roy isimli bir yeni yetme.

Köye taşınır taşınmaz köyün ileri gelenleri etrafına toplanıyor. “Evladım senin burada ne işin var, bize söyleyemediğin bir sorunun mu var?” Hayır, diyor Bunker Roy ve ekliyor, “Ben buraya yoksullar için bir yüksek okul kurmaya geldim. Bu okulda sadece yoksulların günlük hayatta işine yarayacak bilgiler öğretilecek.” 

Yaşlılar Roy’a derin ve anlamlı nasihatlerde bulunuyorlar.

Bakıyorlar ki, genç adam vazgeçecek gibi değil, içlerinden birisi şu istekte bulunuyor: “O zaman, lütfen kuracağın okula diplomalı ve kalifiye birini getirme.”

Bu yüzden bugün, ¨Yalınayaklar Koleji¨ (Barefoot Collage), dünyada master ya da doktora diplomanız varsa öğretmen ya da öğrenci olarak kabul edilmeyeceğiniz tek yüksek okul. 

Yazının devamı...

Galata’ya Alman gelmiş, öyle coştu deli gönül!

8 Eylül 2017

 

 

Bagajda bir koca buzluk. İki de portatif şezlong. Derken Finli bir aile geliyor koya. Televizyon izler gibi izlemeye başlıyoruz 3-5 Türk aile. Bir de kızları var ben yaşlarda. Finli Milla bikinisiyle, ben yüzücü mayomla.

 

İngilizce’yi yeni sökmeye başlamışım. Annem diyor ki, ¨Git kızım tanış, iki kelime İngilizce konuşursun.¨ Günübirlikçi komşumuz Hatice Teyze diyor ki, ¨Kalk kız, fotoğraf da çekilirsin.¨

 

Facebook yok, instagram hiç icat olmamış, neyleyim Milla ile fotoğrafı?

 

Yazının devamı...

Bayramı bayram yapan sensin, bu ülke senin eserin

2 Eylül 2017

 

 

¨Aramızdaki uçurumun farkında mısın¨ demiş kadın, ¨farkındayım¨ demiş diğeri, ¨tut beni düşüyorum, bizi ayıracaklar¨. Örtüsünün ucundan yakalamış biri, diğeri berikinin mini eteğine yapışmış sıkı sıkı.

Kadınlar ayrılığı kabul etmezse, kimse kimseyi ayıramazmış meğer bir ülkede.

¨Aşağı mahallenin sarmanına işkence yapıyorlar¨ diye koşmuş 9 yaşındaki oğlan nefes nefese. Alevi kasabın olan gelmiş ilk önce, Hacı İsmail’in oğlu şöyle bir terslenecek olmuş. Berber Moşe’nin çırağı ¨dur¨ demiş, kedi ne olacak kedi?¨. Duvar ustası Kürt Dursun’un oğlanı görmüşler son anda, ¨yürü¨ demiş Hacı’nın oğlu, ¨Sarman’ı kurtarmaya gidiyoruz.¨

Çocuklar ayrılığı kabul etmezse kimse kimseyi ayıramazmış meğer bir ülkede.

Aniden yere yığılmış simitçi Tahsin, Taksim’in göbeğinde. Ağzından köpükler çıkarak hem de. Metro’nun köşesinde bekleyen Metalica tişörtlü, tüm kolları dövmeli Mert, ¨noluyor yahu¨ deyip kulaklıklarını fırlatıp yardıma koşmuş. Son anda yakalamış başı kaldırıma vurmadan.

¨Durun ben ezcane kalfasıyım¨ demiş takkeli Ahmet, dilini bastırmış, kafasını yukarıda tutmuş. ¨Ben stajyer doktorum, sara nöbeti geçiriyor¨ demiş şortlu Emine, açılmış herkes. Ellerini ayaklarını tutup beklemişler nöbetin geçmesini sessizce. Ambulans çağırmış bir diğeri ¨Allah şifasını versin¨ diyerek.

Yazının devamı...

Alaçatı defteri benim için kapanmıştır

29 Ağustos 2017

 

 

Facebook paylaşımları, whatsapp gruplarında birbirine gönderenler,

¨okudun mu¨ diye arkadaş gruplarında birbirine gösterenler vs.

 

Ki,1 kişi bile okusa önemi yoktu, çünkü ben o yazıda içimi döktüm.

Bir köyü el birliği ile nasıl günden güne kocaman bir şehir haline

getirdiğimizi anlattım. O zaman bir köyde yaşamanın bir anlamı yoktu ki,

Yazının devamı...

En duygulu bayramlar için lütfen 2 ay önceden rezervasyon yaptırınız

25 Ağustos 2017

 

Bugün Cuma, Anayurt Türkiye, Yavru Vatan Kıbrıs ve ülkemize kıyısı olan (!) tüm Yunan Adaları’nda 10 günlük bayram tatili başlıyor.

 

O yüzden ben size şimdi ne yazsam boş.

 

Cinnet geçirip kocasını öldüren şiddet mağduru kadınları araştırıyorum bir haftadır ama gözünü tatil bürümüş bir halk için baya köşe yazarına kezzap atma sebebi şu an.

 

Ya da kedisinin gözünü oyan küçük psikopat kızı yazayım diyorum ama birbirine yolladığı ¨

Yazının devamı...

Alaçatı kötü değil, siz çirkinsiniz!

22 Ağustos 2017

Yıl 2007. Serin bir Haziran akşamı. Motosikletli bir oğlana aşığım. Motosiklet dediysem ikinci el dandik bir scooter. Ama bize sanki makam aracı. Çeşme dünyanın yazlık başkenti, annem babam hayatta, İstanbul’a taşınmamışım.

 

İzmir güzel, çocukluk arkadaşlarım yanımda, her şey hızla kirlenmeye başlamamış ve birinciliği henüz Alaçatı’ya vermemişler.

 

90’larda Alaçatı’ya yerleşip orada bir çiçekçi açarak kendine ait bir dünya kuran, dolayısıyla bu köyü keşfeden o naïf, sanatçı ruhlu kadın Leyla Figen bu hayata veda edeli henüz 5 sene olmuş.

 

Alaçatı’ya O’nun izinden ikinci hayatına başlamak için yerleşen Mimarlar, sanatçılar, emekli büyükelçiler, öğretim görevlileri, önlerindeki 10 yıl içinde başlarına ne geleceğini henüz bilmiyorlar.

 

Yazının devamı...