"Aziz Devrimci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aziz Devrimci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aziz Devrimci

Sürdürülebilir mutluluk ‘Hande by Özge’

Hayatı düzensiz yaşadığınızda unuttuğunuz bedeniniz, kendini hatırlatmakta gecikmiyor. Ya hastalıklarla sinyal veriyor ya da bedeniniz -siz görmezden gelseniz de herkesin rahatlıkla fark edeceği oranda- şekilden şekle girerek mesajını ulaştırıyor.

“Ruh halimize göre besleniyoruz” dedi Özge Kaymak. Üzüldüğümüzde de buzdolabını açıyoruz, sevindiğimizde de... Sinirlendiğimizde, heyecanlandığımızda, telaşlandığımızda da ilk müracaat ettiğimiz yer oluyor. Dolabı açmak sorun değil belki, ama dolabın derinliklerine dalıp önümüze geleni tüketmek büyük problem.
* * *
Sevgili Özge’yi daha önce yazdığım “Karın Kası Mutfakta Yapılır” başlıklı yazımdan tanıyorsunuz. Yazıda, “Doğru beslenmenin vücuda etkisi yüzde 70, sporun yüzde 30” diyerek dikkatleri sağlıklı beslenmeye çekmişti. Antrenör kimliği ile yönlendirdiği danışanlarına “sürdürülebilir yaşam kavramını” aşılıyor. Nedir? diye sorunca, “Kişinin yaşam tarzına göre beslenmesi” dedi kısaca. Teknik birçok şeyden bahsetti ancak benim anladığım şu oldu. Çöp gıdadan (paketlenmiş gıda) uzak durun, yağlı ve soslu yemek, lezzetli yemek demek değildir, gluten doyurmaz, şişirir.
* * *
İşi gereği seyahatten toplantıya, oradan da TV programlarına koşturan sevgili Hande Fırat’ın da ilk müracaat yeri; evindeyse buzdolabı, dışarıdaysa önüne gelen ilk restoran. İşinin stresini “yiyerek” atlatmaya çalışan Hande’nin bedeni de kayıtsız kalmadı haliyle. 18-19. yüzyıldaki ressamların tuvallerine resimlediği balıketli kadın figürüne dönüştü. Evde sevgili Nehir’in (Hande’nin kızı) sevimli iğnelemeleriyle yüzleşmesi ve sosyal medyasında paylaşmaya başladığı spor ve sağlıklı beslenmeyle hayatını düzene sokma çabasını, ben izlerken kahkahalarla gülücük emojileri yollamam, ateşlemiş iyice.

Sürdürülebilir mutluluk ‘Hande by Özge’

İKİ GÜZEL KADIN BİR ARAYA GELDİ

Nasıl gelebildi şaşıyorum. Yoğun iş tempolarından, Hande’ye de, Özge’ye de ulaşmak Nirvana’ya ulaşmaktan daha zor. “İş ciddi” demek ki dedim kendime, ikisi de tuttuğunu koparan cinsten kadınlar. El ele verip bizleri mahcup etme konusundaki kararlılıklarını izlerken “motivasyon” ve “sevgi” kavramlarının önemine de şahit olmuştum.
“Mesele zayıflamak değil aslında, fit yani formda olmak” dedi Özge. Bilinçli beslenme ve spor takviyesiyle, kilonuz düşmeden bile fit görünebiliyorsunuz. Önemli olan kendinizi ikna etmeniz ve verilen programları eksiksiz uygulamanız. Kiloların yerine “özgüven”, stresin yerine de “mutluluk” geliyor. Danışanlarının her öğününü deneyimli diyetisyen ekibiyle birlikte kontrol ediyor sevgili Özge. Anne sıcaklığında ilgisi, ilaç saatlerini bile hatırlatması sevgiye olan açlığınızı de gideriyor, güvende hissettiriyor. Annenizi üzmek istemediğiniz gibi Özge’yi de üzmek istemiyorsunuz.
* * *
Hande’nin son tartımına şahit olmak için Özge’nin diyetisyen ekibi kontrolünde haftalık rutin ölçümlerin yapıldığı ofisine gittiğimde, Hande’nin haberi yoktu. Tartıya gururla çıktı ve haklı olarak uçarak indi. 45 günde 12 kilo kaybı ve tonlarca mutluluk kazanımı ile uçması kaçınılmazdı zaten. “Mahcup oldun mu?” dedi, ikisinin de önünde saygıyla eğilmekten başka çarem kalmamıştı. İşin şakası bir yana, sorunlarınızı fazla büyütmeyin ama beslenmede “iş ciddi.”

EVİMİZ ‘CAFEMİZ’

Yeni nesil restoran ve kafelerin önemli bölümünün sağlıklı beslenmeden uzak, görsel ve soslu yiyeceklerle kirlettiği menülerinden sevgili Özge de şikâyetçi. Danışanlarının akıllarını çeldiklerini düşünüyor. Özge’ye ben de katılıyor ve restoranların gürsel sunumlarla akıl çelmekten çok müşteri kitlesinin sağlığını da düşünerek menülerini oluşturmaları gerektiği bir etik değere ulaşması gerektiğini düşünüyorum.
Özge, danışanlarının kafası karışmasın diye, tespit ettiği restoranların menülerini kontrol edip yönlendirmeye çalışıyor. Merak edip sordum, birkaç restoran saydı, en ilgimi çekenlerden biriydi “Cafemiz”. Ankara’da “kafe” kültürünün ilk temsilcisi, artık bir Ankara klasiği haline gelen “Cafemiz” kafeyi bilmeyen yoktur. 26 yıldır yukarıda bahsettiğim bu etik değerle hizmet verdiğini çok iyi biliyorum. Her gidenin duygu yüklenip çıktığı, sevdiği, mutlu olduğu için ilk fırsatta gitmeye çalıştığı nostaljik bir kaleydi çünkü. Özge’nin logosu “ızgara bonfile parçaları, yanında sebzeyle” ibaresinin yanındaydı, denedim. Yememiş gibi hafiftim hala, tadı mutluluktu. O tadını biliyor, Hande’ye selam olsun!

Sürdürülebilir mutluluk ‘Hande by Özge’

İTALYA YEMEK GÜNLERİ

Ankara, 19-23 Kasım tarihlerinde İtalya’nın, Amalfi kıyılarından, “Michelin” yıldızlı şef “Christoph Bob” ve ekibini ağırlayacak. O tarihlerde HiltonSa Ankara’da olacağım. Hande ve Özge gelir mi bilmem, ama siz gelin!

X