"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

“Terörden canı yanmayan kim kaldı ki, istesin terörü?”

Merhabalar sevgili okurlar.

Geçen hafta fizyoterapiye giderken bir reklam panosunda teröre karşı, "Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses" adlı bir miting düzenleneceğini gördüm. 20 Eylül Saat 16.00’da, Yenikapı’da yapılacağı belirtilen bu mitinge katılabilmeyi çok istedim. Ancak sağlık durumum elvermediği için, ne yazık ki, bu isteğimi gerçekleştiremedim.

‘Mademki gidemedim bu mitinge, ben de televizyondan izlerim’ dedim ve dün Saat 16.00’da televizyon başındaki yerimi aldım. Başladım izlemeye…

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, mitinge gelenlere dağıtılan Türk bayrakları inanılmaz güzel görünüyordu ekranda. “Bayrağımız… Görüyoruz değil mi? Yolumuz karlı dağlara düştüğünde kızıllığında ısındığımız, çöllere düştüğümüzde gölgesine sığındığımız, doğumumuzdan düğünümüze ve ölümümüze kadar gözümüzün önünden ayırmadığımız bayrağımız, bu bayrağın yere düşmemesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık, kaçınmayacağız.” dedi Sayın Cumhurbaşkanımız mitingde yaptığı konuşmada. Bu sözlerle ne de güzel tarif etti bayrağımızı. Ancak aynı konuşma içerisinde, “Cici çocuk… Siz kimi aldatıyorsunuz ya? Televizyon ekranlarında kimi aldatıyorsunuz?” diyen de, sözü 1 Kasım’daki seçime getiren de yine aynı Cumhurbaşkanıydı. Ben, şahsım adına, Cumhurbaşkanımın ne böyle bir cümle kurduğunu ne de teröre karşı düzenlendiği belirtilmiş bir mitingde sözü seçimlere getirmesini isterdim.

Sayın Cumhurbaşkanımız, yine aynı konuşmada; “Benim bugün buradan milletimden bir ricam olacak. 1 Kasım seçimlerinde TBMM’ye hangi partiden olursa olsun fark etmez, 550 tane yerli milli bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum.” dedi ve ardından da “Herhalde ne demek istediğimizi anlıyorsunuz değil mi?” diye sordu katılanlara. Ben kendisinin ne demek istediğini anlamak istemiyorum. Çünkü eğer anlarsam; "kimseyi dışlamadık dışlamayız" söyleminin içinin boş olduğunu kabullenmem gerekir. Çünkü eğer anlarsam; Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’de yaşayan ve 7 Haziran’da HDP’ye oy vermiş olan 6 milyon kişiyi terörist ya da terör destekleyicisi olmakla suçladığını kabul etmiş olurum. Oysaki ben tüm vatandaşlarını aynı biçimde kucaklayan bir Cumhurbaşkanımız olduğunu varsaymak istiyorum.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise, yaptığı konuşma sırasındaki “Meclis'te PKK istemiyoruz” sloganı üzerine, "O zaman 1 Kasım’da çok çalışacaksınız, bunları baraj altına bırakacaksınız. Ve Meclis’te yeniden birliğin sembolü olan AK Parti’yi tek başına iktidara getireceksiniz" dedi. Oysaki ben, Sayın Başbakanımızın teröre karşı yapıldığı açıklanmış bir mitingde atılan bu slogana “Meclis'te PKK yok, hür irade ile seçilmiş milletvekilleri var.” şeklinde bir cevap vermesini beklerdim.

Tarhan Erdem’in 17 Eylül’de Radikal’de yazmış olduğu gibi; “Terörden canı yanmayan kim kaldı ki, istesin terörü?” Yani, demek oluyor ki: HEPİMİZ TERÖRE KARŞIYIZ. Ancak karşı olduğumuz bir şey daha var; o da şehitlerimizin ve terör olaylarının farklı konular yararına kullanılması…

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X