"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Özgecan yaşasaydı, dün 20 yaşında olacaktı…

Merhabalar sevgili okurlar.

Katledilmeseydi, dün 20 yaşını bitirip 21 yaşına basacaktı Özgecan Aslan…

Onu koruyamadık… Daha yüzlerce kadını koruyamadığımız gibi… Kadına şiddet, bu ülkenin çözülememiş problemlerinin başını çekiyor. Türkiye’de şiddet nedeniyle ölen kadın sayısı “Şiddetten Ölen Kadınlar İçin Dijital Anıt” rakamlarına göre; 2010 yılında 200, 2011 yılında 125, 2012 yılında 141, 2013 yılında 226, 2014 yılında 286, 2015 yılında ise 226. Ölümlerin sayısı aynı oranda artarsa eğer; 2015 yılı için şu an 226 olan sayı, yılsonunda 280’i bulacak. Aslında, kadına yönelik şiddet tüm dünyada varlığını sürdürüyor. Dünya Bankası verilerine göre, dünya genelinde şiddet nedeniyle hayatını kaybeden 15–44 yaş grubundaki kadınların sayısı kanser, sıtma, trafik kazası ve savaşlar nedeniyle ölen kadınlardan daha fazla.


İstanbul İsveç Başkonsolosluğu - Swedish Institute (SI), Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi (RUSİHAK) ve Engelli Kadın Derneği (ENGKAD) işbirliği ile gerçekleştirilen ‘‘Erişiyorsam Varım! İstanbul’’ 10 Ekim’den bu yana çeşitli etkinliklerle devam ediyor. Proje kapsamında, 22 Ekim Perşembe günü engelli kadınlar ve engellilik konulu bir panel düzenlendi. Panelde, "Engelli Kadınların Hak Temelli Mücadele Adımları Projesi" kapsamında hazırlanan "Türkiye'de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu" açıklandı. Raporda yer alan verilere göre, her yaştan ve her engel grubundan engelli kadının şiddet uygulayanların hedefi olduğu, engelli kadınların özellikle de zihinsel engelli kadınların cinsel şiddete maruz kaldıkları tespit edildi.


"Türkiye'de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu"nda, cinsel şiddet vakalarında verilen yargı kararlarının medya haberlerinde sıklıkla yer alan bir konu olarak öne çıktığı belirtildi. Medyada yer alan yargı kararlarının çoğunun şiddet uygulayan kişilere takipsizlikle sonuçlandığı ya da suçluların tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı ifade edildi. Medya yolu ile elde edilen verilerin genelinde; şiddet uygulayan kişi ya da kişilerin genellikle mağdurun tanıdığı, hatta çoğu zaman aile fertlerinden biri olduğu görüldü.


Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), Belediyeler, Acil İhbar/Destek Hatları, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün uygulamalarına ilişkin verilerin analiz edildiği raporda birçok çarpıcı bilgiye de ulaşıldı. ŞÖNİM binalarının fiziksel engelli bireyler için yeterince erişilebilir olmadığı, bu merkezlerinin yarısında bina içinde engelli kişilerin kullanımına uygun tuvaletlerin dahi bulunmadığı tespit edildi. Aynı zamanda rapor sayesinde ŞÖNİM’lerin hiçbirinde kadrolu işaret dili uzmanı ya da işaret dili bilen personelin istihdam edilmediği de öğrenildi. Rapor sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, farklı illerde şiddet gören engelli kadınlara belediyeler bünyesinde hizmet verecek mekanizmaların da oldukça yetersiz olduğu görüldü.


İlgili rapor konusundaki araştırmanın bilgi edinme süreci kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile de görüşüldüğü ifade edildi ve şu bilgilere yer verildi:

10 Nisan 2015 tarihinde yayınlanan MEB Örgün Eğitim İstatistikleri Kitabı’na göre 2014–2015 eğitim öğretim yılında toplam 112.557 engelli erkek öğrenci kaynaştırma uygulamalarından yararlanırken; buna karşılık, 70.370 engelli kız öğrenci kaynaştırma eğitiminden faydalanıyor. Diğer bir deyişle, engelli kız öğrencilerin kaynaştırma uygulamalarından yararlanma oranının engelli erkek öğrencilerin yararlanma oranlarının çok gerisinde olduğu görülüyor. Medya verileri incelendiğinde ise, engelli kız öğrencilerin okullarda ve diğer eğitim kurumlarında (özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi vb.) da şiddet riski altında olduğu görülüyor. Özellikle zihinsel engelli öğrenciler ya da konuşma becerileri olmayan öğrenciler düşünüldüğünde, mağdurların kendini ifade edemediği durumlar ortaya çıkıyor ve şiddet riski katlanarak artıyor.


Panelde konuşan İsveç Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Suzi Erşahin; erişilebilirlik kavramının tekerlekli sandalye rampalarının çok ötesinde bir olgu, Türkiye’de engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit şartlarda katılmasını sağlamanın ise demokrasinin bir şartı olduğunu söyledi. Erşahin, İsveç Başkonsolosluğu olarak bu alanda hak temelli çalışan Sivil Toplum Kuruluşları ile işbirliği yaparak Türkiye’de engelli bireylerin yaşadıkları şiddete, zorluklara ve çözüm önerilerine dikkat çekmeyi hedeflediklerinin altını çizdi.


ENGKAD Proje Eş-Koordinatörü ve Engelli Hakları Aktivisti İdil Seda Ak ise; Türkiye’de hem kadın hem de engelli olmanın çifte dezavantaj yarattığını bildiklerini ve dezavantajları ortadan kaldırmak için mücadele etmeye çalıştıklarını söyledi. Bu panelin hem kadın hem de engelli bireylerin hak taleplerini güçlü bir şekilde duyurabilmesini hedeflediklerini ifade eden İdil Seda Ak; “Umarım bu proje sayesinde Türkiye’de oluşturmaya çalıştırdığımız hak temelli anlayış ivme kazanır ve hızla daha geniş kitlelere yayılır” dedi.


İşaret dili çevirisi de yapılan panelin ardından; Engelli Kadın Derneği'nin, yürütücülüğünü yaptığı -Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı tarafından desteklenen- "Engelli Kadınların Hak Temelli Mücadele Adımları" projesi kapsamında, engelli kadınların deneyimlerinden yola çıkarak Trabzon Sinema Derneği'yle (Sinezon) birlikte hazırladığı "Biz de Varız" belgeselinin gösterimi gerçekleşti.


Evet, “Biz de Varız”… Önce kadınız, sonra da engelli… Kadına şiddet hepimiz için var ve hepimiz için önlenmeli. “Özgecan Yasası” bir an önce çıkarılmalı…


Facebook’ta Özgecan için bir doğum günü kartı paylaşılıyor. Ben de sizlerle paylaşmak istiyorum bunu. Umarım onu hiç unutmayız ve başka Özgecan’lar girmez hayatımıza…



Özgecan yaşasaydı, dün 20 yaşında olacaktı…

 

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X