"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Hayata dönüş

Merhabalar sevgili okurlar.

En son 1 Ocak günü yayımlanan yazıma “Bugün yeni bir yıla, yeni umutlarla başladık. Hepimiz karşıladığımız bu yeni yılın geçtiğimiz yıl yaşanan olumsuzlukları unutturmasını, birbirinden güzel aydınlık günler getirmesini istiyoruz.” sözleriyle başlamıştım. Sizler bu yazıyı 1 Ocak günü okudunuz ama ben o yazıyı birkaç gün önceden hazırlayıp teslim etmiştim. 31 Aralık gününü ve gecesini ailemle geçirmeyi, yeni yılı birlikte karşılamayı planlıyordum.

 

Ancak 30 Aralık sabahı beni çok üzen bir durum yaşadım. O kadar çok üzüldüm ki, başka hiçbir şey düşünemez oldum. 31 Aralık sabahı kahvaltı ederken fenalaşmışım. Ateşim çıkıp nöbet geçirmeye başladığımda bizim ev ahalisi telaşlanıp bu tür durumlarda hep imdadımıza koşan doktorum Tuncer Bey’i aramışlar. Tuncer Bey beni hemen hastaneye götürmelerini söylemiş. Aile dostumuz Gökhan Bey beni 12 dakika içinde Koç Üniversitesi Hastanesi’ne yetiştirmiş. Mercan yolda nabzımı alamadıklarını ve çok korktuklarını anlattı. Yüksek ateş, solunum sıkıntısı ve satürasyon düşüklüğünü gören Acil Servis Ekibi beni derhal Yoğun Bakım’a göndermiş. 9 günü Yoğun Bakım’ da olmak üzere 21 günlük hastane maceram böyle başlamış.

 

Hastaneye vardığımızda şuurum açıkmış ama bana soracak olursanız değil hastaneye geldiğimi bir gece önce arkadaşım Jale ile yaptığımız erken yılbaşı kutlamasını bile hatırlamıyorum. 31 Aralık gecesi vücudumdaki enfeksiyon yayılarak sepsise neden olmuş. Neyse ki hastane ortamında bu hemen fark edilmiş, septik şoka girmem engellenmiş ve iş çoklu organ yetmezliğine varmadan duruma müdahale edilebilmiş. Fakat solunum sıkıntısı gerilemeyince “orotrakeal entübe” edilip, yani hava yolunu açmak için ağzımdan bir tüp yerleştirilip,  ventilatöre bağlanmışım. Yaklaşık bir hafta bu şekilde, çoğunlukla uyutularak Yoğun Bakım’ da yattım.

 

Anlaşılan o ki son zamanlarda kısmen yorgunluktan kısmen stresten bünyem çok zayıf düşmüş. Yaşadığım üzüntü de bardağı taşıran son damla olmuş. Nispeten sıradan sayılabilecek bir solunum yolu enfeksiyonu yayılarak vücudumu ele geçirmiş. Doktorlar önce bu inatçı enfeksiyonu temizlediler, sonra da akciğerimin tekrar kendi kendine soluyabilmesine odaklandılar. Anlatılanlara bakılırsa; ilk başlarda durum pek parlak değilmiş, “trakeostomi” yani nefes alabilmem için gırtlağımda bir delik açılması ve içine bir boru yerleştirilmesi bile gündeme gelmiş. Neyse ki bir haftanın sonunda solunumum biraz rahatladı; bunda enfeksiyonun gerilemesinin ve bu süre boyunca uygulanan nefes terapilerinin de payı büyüktü kuşkusuz. Nihayet 8 Ocak'ta ağzımdaki tüp çıktı ve akciğerlerimin hâlâ çalışabildiği anlaşıldı. Burundan oksijen desteği ve aralıklı bpap cihazı desteği ile idare edebilmeye başladım. Bu sayede Yoğun Bakım’dan çıkarak normal bir odada tedavimin devamına geçildi. 14 günün sonunda yoğun antibiyotik tedavimin de sonuna gelindi. Bu arada, hiçbir ihtimali gözden kaçırmamaya kararlı olan doktorlarım Dâhiliye, Endokrinoloji, Hematoloji ve Nöroloji konsültasyonlarını da gerçekleştirdiler. Ve sonunda beni hayata geri döndürdüler…

 

18 Ocak’ta taburcu oldum. Burundan solunum desteği evde de devam ediyor. Hâlâ çok yorgun ve güçsüz hissediyorum. Bir iki cümleden fazlasına nefesim yetmiyor. Ama her gün birazcık daha iyiye gidiyorum. Bir savaştan daha zaferle çıkmış gibiyim ve bu zaferde beni bir an bile yalnız bırakmayan

 

Koç Üniversitesi Hastanesi

 

Başhekim Yardımcısı Dr. Özgür Deniz Tezcan’a,

Yoğun Bakım Servisi’nden Doç. Dr. Evren Şentürk’e,

Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Işıl Uzel’e,

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Havva Sezer’e,

Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Dr. Caner Günerbüyük’e,

Nöroloji Bölümü’nden Dr. Özgür Öztop Çakmak’a,

 

ve onların şahsında bütün ekip arkadaşlarına; ayrıca, emeği geçen tüm hastane personeline bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

 

Bu zorlu süreçte yanımda olarak beni güçlendiren bütün dostlarıma, beni merak edip soran siz değerli okurlarıma ve desteğini esirgemeyen sevgili arkadaşım Dr. Bülent Madi’ye çok teşekkür ederim.

 

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X