"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Birlikte yaşama kültürü

Merhabalar sevgili okurlar.

Kendilerini geliştirmek, değerlerini güçlendirmek ve bildiklerini başkalarına aktarabilmek amacı ile bir araya gelen bir grup görme engelli gencin 1 Kasım 1988 tarihinde, İstanbul’da, başlattıkları çalışma bugünkü Türkiye Beyazay Derneği’nin temeli oldu. Bir süre tüzel kişiliği olmayan bir çalışma grubu olarak faaliyet gösteren bu oluşum, 7 Mart 1992 tarihinde tüzel kimliğine kavuşarak “Beyazay Görme Engelliler Derneği” adını aldı. Dernek, 2007 yılında kamu yararına çalışan dernek statüsünü kazandı ve ismi “Türkiye Beyazay Derneği” olarak değiştirildi. Değişimi yalnızca isimle sınırlı bırakmayan Dernek, hedef kitlesine görme engellilerin yanı sıra diğer engel gruplarını da katarak hizmet alanını genişletti.


Zaman zaman yazılarımda Türkiye Beyazay Derneği’nin çalışmalarından söz ediyorum. Bugün de söz konusu derneğin “Birlikte Yaşama Kültürü” konusundaki görüşlerini paylaşmak istiyorum sizlerle.


Türkiye Beyazay Derneği’nin tüm projeleri birlikte yaşama kültürünü arttırmayı amaçlıyor. Birlikte yaşamak ülkemiz olanaklarından genç-yaşlı, engelli-engelsiz herkesin eşit olarak yararlanıyor olması anlamına geliyor. Derneğin görüşlerini aktarmadan önce, bilimsellik açısından, Doç. Dr. Aslı Sungur Ergenoğlu’nun konu ile ilgili görüşlerine yer vermenin yararlı olacağını düşünüyorum.


2013 yılında Sabancı Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Engelliler Projesi’nde “Fiziksel Çevrenin Erişilebilirliği” konusunu raporlayan Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlilerinden Doç. Dr. Aslı Sungur Ergenoğlu, erişilebilirlik kavramını; “bir ürün, alet, hizmet veya çevrenin çoğunluk tarafından kullanılabilirliğinin derecesi” olarak tanımlıyor. Erişilebilirliğin kullanılışlılık ile karıştırılmaması gereken bir kavram olduğuna değinen Ergenoğlu, kullanışlılığın “bir ürünün belirli bir amaç doğrultusunda, belirli kullanıcılar tarafından etkinlik ve memnuniyet ile kullanılması” anlamına geldiğini söylüyor. Erişilebilirlikte ise; engelli olsun ya da olmasın, ürüne tüm kullanıcıların ulaşımının hedeflenmesi gerektiğini vurguluyor.


Doç. Dr. Ergenoğlu, söz konusu projenin sonuç raporunda Fiziksel Erişilebilirlik kapsamını şu sözlerle tanımlıyor:


“Fiziksel erişilebilirlik, bir yapıdaki fiziksel engellerden arınmış olmaktan daha fazlasını kapsamaktadır. Fiziksel erişilebilirlik, çevreyi her kullanıcının eşit ve aynı şekilde kullanmasını desteklemelidir. Fiziksel erişilebilirliğin kapsamı, mevcut kanun ve yönetmeliklerin karşılanmasının yanında, bunun yeterli olmayacağı görüşü ile, ‘kapsayıcı tasarım’, ‘evrensel tasarım’ gibi kavramlarla genişletilmiş ve bu kavramlar Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzalayarak taraf olduğu Birleşmiş Milletler’in konu ile ilgili sözleşmesinde yer bulmuştur.”


“Engellilerle ilgili bir çalışma düşünüldüğünde, engellilik ve engelliler konusunda çalışan kurumlara danışılsın.” diyorlar Türkiye Beyazay Derneği yetkilileri. Engellilere özel alan istemediklerini, tüm alanların engellilere uygun hale getirilmesini arzuladıklarını dile getiriyorlar. Tüm hizmetler için engellilerin de var olduğu gerçeğinden yola çıkılması gerektiğini söylüyorlar. Örneğin; görmeyenlere özel bir fırın, bulaşık ya da çamaşır makinesi üretilmesini değil, seri üretimdeki makinelere sesli program yazılımları, mobil uygulamalar ya da farklı işaretler eklenmesini öneriyorlar.


Birlikte yaşama kültürünün hayatın tüm alanlarında yaygınlaşması gerektiğini savunan Türkiye Beyazay Derneği, belediyelere de şöyle sesleniyor: “Engelliler için ayrı parklar yapmayı değil, parklara engelli vatandaşlar geldiklerinde onları misafir edebilmeyi düşünün. Yani özel parklar istemiyoruz, tüm parkların engellilere ve engelli çocuklara da uygun olmasını diliyoruz. Kamu kurumlarının bina girişleri engellilere uygun biçimde düzenlensin, binalarda asansör bulunsun ve bu asansör akülü bir tekerlekli sandalyeyi içine alacak büyüklükte olsun. Binaların içinde engellilere özel alanlar yaratılmasın, tüm bina engellilerin erişimine olanak versin.”


Türkiye Beyazay Derneği de “tüm engelliler için erişilebilirlik” yerine, “tüm insanlar için erişilebilirlik” demeye başlamamız gerektiği inancında. Yaşlılar, hamileler, engelliler ve farklı olan tüm bireylerin bir arada düşünülmesinin; mal ve hizmet üretimlerinin bu doğrultuda düzenlenmesinin şart olduğunu savunuyor. “Çocuklarımızı engelli çocuklarımızdan ayrı tutmayalım; birlikte oynasın, birlikte hayatı paylaşsınlar. Lütfen, her okul engellilerle ilgili bir okulu ‘kardeş okul’ seçsin; birlikte piknik, spor, gezi ve sanat etkinlikleri düzenlesinler. Hatta farklı engel grupları da birbirini tanımaya ve anlamaya çalışsın.” diye sesleniyorlar Dernek yetkilileri.


“Farklı olanları tanıma ve anlamaya çalışma, toplumun ayrışmasına değil de kaynaşmasına yönelik projeler üretme” ilkesi doğrultusunda faaliyet gösteren Türkiye Beyazay Derneği’nin görüşlerinin tüm ülkemizde yaygınlaşmasını umuyorum. Bu beklentim gerçekleştiğinde, eminim ki, çok daha güzel bir dünyada yaşıyor olacağız…


Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

 

X