"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Ben ablaydım, kaybolmazdım

Merhabalar sevgili okurlar.

Ayla kaybolduğunda 9 yaşındaydım ve çok korkmuştum. Biri Ayla’dan bir yaş büyük, diğeri Ayla’dan iki yaş küçük iki kız kardeşim vardı. Ben ablaydım, kaybolmazdım – ya da öyle sanıyordum – ama ya kardeşlerim kaybolursa, ya ben onları bulamazsam koruyamazsam diye endişelenmiştim en çok.

Ayla İstanbul’da Bahçelievler’de yaşayan 6 yaşında bir kız çocuğuydu. 9 Ekim 1961 günü mahalledeki bakkala gitmişti. Her gün gidip döndüğü hepi topu 100 metrelik mesafeden o gün dönmemişti. Ailesi polise haber vermiş, aramalar başlamış, gazetelerde boy boy manşetler atılmış, adına ödüller konmuş, Ayla’yı arama çalışmaları aylarca sürmüş ama Ayla bulunamamıştı. O yıllarda her gün bir çocuk kaybolmazdı ortadan; bir çocuğun kaybolması ve bulunamaması öylesine sıradışı ve korkutucu bir olaydı ki Ayla’nın kayboluşu zihinlerimize silinmemecesine kazınmıştı.

Son bir ayda bir biri ardına ortadan kaybolan küçük yavrularımızla birlikte Ayla geldi gözümün önüne…

15 Haziran’da Ağrı’nın Bezirhane köyünde bayramlaşmak için ailesiyle birlikte ziyaret ettiği dedesinin evinin önünde oynarken kaybolan, cansız bedeni on sekiz gün sonra bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’i,

22 Haziran’da Ankara’nın Polatlı ilçesinde evlerinin yanındaki sokakta arkadaşlarıyla oynarken kaybolan, cansız bedeni yedi gün sonra bulunan 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara’yı,

1 Temmuz’da Hatay'ın Hassa ilçesinde ailesiyle yakınlarını ziyarete gittiğinde kaybolan, cansız bedeni sekiz gün sonra bulunan 6 yaşındaki Ufuk Tatar'ı, 

7 Temmuz’da Bitlis'in Ahlat ilçesi'nde evinin önünde oynarken kaybolan, cansız bedeni ertesi gün bulunan 2 yaşındaki Sami Yusuf Marangoz’u,

gördükçe Ayla’nın yani 6 yaşında bir kız çocuğunun kaybolmasının sıradışı ve korkutucu olduğu günlerin manşetleri, kendi korkum, büyüklerimizin önceleri endişeli ve sonra giderek çaresizliğe dönüşen yüz ifadeleri belirdi zihnimde… tıpkı yaşıtım pek çok kişi gibi.

1961’de kardeşlerim için duyduğum korkunun yerli yerinde durduğunu fark ettim. Ama bu korkuya bir de önceleri endişeli ve sonra giderek çaresizliğe dönüşen o büyüklere özgü yüz ifadesi eklenmiş aradan geçen yıllarda. Bu yavrularımızın annelerine ve babalarına sabır diliyorum. Benzer acıların yaşanmaması için gerekli politikaların bir an önce tasarlanacağını ve uygulanacağını umuyorum.

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

 

X