"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Artık nerede hata yapıldığına bakma zamanı…

Merhabalar sevgili okurlar.

Gün geçmiyor ki çocuk istismarı ile ilgili bir habere rastlanmasın gazetelerde ve televizyonlarda. Bu haberler sanırım çok zor zamanlardan geçiyor olduğumuz bu günlerde derinden yaralıyor bizleri.

 

Son günlerde gazetelerde yer alan konu ile ilgili bazı haber başlıkları şöyle:

 

- Okul müdürü öğrencilerini tacizden tutuklandı

  

- Karaman’da skandal içinde skandal: Çocuklara tecavüz on gün saklanmış

  (Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği ile bağlantılı olduğu söylenen en az on öğrenci onlardan sorumlu olan bir öğretmen tarafından tacize uğradı.)

 

- Liseli Oya’nın intiharının ardından cinsel istismar çıktı

 

- Bir günde beş şehirde beş farklı cinsel istismar skandalı

 

- On altı yaşındaki çocuğa tecavüzle suçlanan sanığa verilen yedi buçuk aylık hapis cezası ertelendi

   (Diyarbakır’da 16 yaşındaki N.B.’yi kaçırarak demir sopayla dövdüğü ve cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 24 yıl hapis istemiyle yargılanan 22 yaşındaki S.A.’yı mahkeme önce 7,5 ay hapis cezasına çarptırdı, ardından ‘iyi hal’ nedeniyle 6 ay 7 güne indirdiği bu cezayı bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirerek erteledi.)

 

- Karaman’da lisede taciz iddiasında müdür açığa alındı

 

- Liseli kızı otogarda yardım çığlığı kurtardı

 

- Lice’de ortaokul öğretmeni altı öğrenciye tacizden gözaltında

 

- Tacizle suçlanan öğretmene 90 yıl istendi

   (İstanbul Beyoğlu Piri Reis Ortaokulunda görevli M.C.N. isimli beden eğitimi öğretmeni derslerine girdiği kız çocuklarına cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.)

 

- 13 yaşındaki kıza öz babası, amcası ve ağabeyi tecavüz etti iddiası

   (Olayın ardından bu üç kişi jandarma tarafından gözaltına alınıp, tutuklandı.)

 

- Çocuk istismarı bu kez Niğde’de; öğretmen, 12 öğrenciyi taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı!

 

Bunlar geçtiğimiz ayın ikinci yarısında çıkan haberlerden yalnızca bazıları. İnsan, “Bir öğretmen acaba niçin bir öğrencisine böyle bir davranışta bulunabilir?” diye sormadan edemiyor. Hiç yapmamış olsam da, aslında benim mesleğim de öğretmenlik. Üniversiteyi çalışarak okudum ben. Mezun olduğumda, bırakmak istemeyeceğim kadar sevdiğim bir başka meslek edinmiştim: Yönetici Asistanlığı. Ancak, iş hayatını öğretmenlikle noktalamak en büyük hayalimdi. Çünkü bana göre öğretmenin çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde çok önemli rolü vardı. Örneğin, bir tarih öğretmeninin sorumluluğu yalnızca ilgili olduğu dersin verilmesiyle sonlanmıyordu. Karşısındaki genç ve öğrenmeye açık beyinlere ideal bir örnek oluşturmak en önde gelen amaç olmalıydı öğretmenler için. Ne yazık ki öğretmenlik hayalim gerçekleşemedi. İlerleyen kas hastalığım buna engel oldu. İşte bu yüzden bir türlü anlayamıyorum, kahramanı olmak varken öğrencisinin neden en büyük korkusu olmayı seçer bir öğretmen. Neden onun dürüst ve onurlu bir kişi olmasına katkı sunabilecekken, onun yüreğinde hiçbir zaman onarılamayacak derin yaralar açar.

 

Peki ya tacizci akrabalara ne demeli? Dede, baba, ağabey, amca, dayı tecavüzlerine de çok sık rastlanıyor ülkemizde. Aklımın hiç bir zaman alamadığı bir durum bu. Gerek okurlarımdan, gerekse yakın çevremden çok sayıda hikâye dinledim bu konuda. Babasının, dayısının, ağabeyinin tecavüzü nedeniyle psikolojisi bozulmuş ve hayatı kararmış kişiler tanıdım. Bu konu, tüm olaylarda aile içinde bir sır olarak saklanmıştı. Yıllar önce kısa bir süre yanımda çalışan genç kızın kardeşim dediği çocuğun aslında babasının tecavüzü sonucunda kendi doğurduğu bir çocuk olduğunu öğrendiğim zaman büyük bir şok yaşamıştım. Buna göz yumdum. Ancak akşamları onu başka türlü çalıştırdıklarını öğrendiğimde işten çıkarmak zorunda kaldım.

 

Hürriyet yazarlarından Melis Alphan 28 Mart 2016 tarihli köşesinde “Çocuk istismarının yolunu Medeni Kanunumuz açıyor” başlıklı bir yazı yayınladı. Alphan, bu yazıda Türk Medeni Kanunu’na göre on altı yaşını dolduran çocukların ailelerinin Aile Mahkemesi’ne başvurarak çocuklarının evlenebilmesi için izin alabildiklerine değiniyor ve örneğin 2011’de yirmi bin ailenin on altı yaşından küçük kızlarını evlendirebilmek için erken evliliğe izin davası açtığını söylüyor. Oysa ki Cedaw ve İstanbul Sözleşmesi gibi sözleşmelerde erken evliliğe izin verilmiyor. Ancak, hepimizin bildiği gibi son zamanlarda hiçbir konuda evrenselliğe itibar edilmiyor. Sevgili Melis Alphan Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı Genel Koordinatörü Şahin Antakyalıoğlu’na “Bizim Medeni Kanunumuzda niye erken evliliğe göz yuman bir madde var ve niye bu zamana kadar bu madde değiştirilmedi?”

şeklinde bir soru yöneltiyor. Antakyalıoğlu bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

 

“Çünkü ülkemizde ne kanun yapıcılar ne de yargı bunu bir istismar olarak görüyor, buna ‘gelenek’ diye bakıyorlar.”

 

Bana göre hâkimlerin çocuk tecavüzlerinde sanığa, ‘fiilin mağdurun rızası ile işlendiği’ gerekçesi ile uyguladığı indirimin nedeni de bu görüş. Bırakın yalnızca tecavüzcüleri halkımızın büyük bir çoğunluğu ve hatta azımsanamayacak sayıdaki hâkim ve savcımız “mademki kızlar on altı yaşında -hatta bazen daha küçük yaşta- evlenebiliyor, aynı yaşlarda yaşayacağı bir cinsel ilişkiye de rıza gösterebilir” şeklinde düşünüyor.

 

Ne yazık ki, ülkemizde çocuk istismarını önleme konusunda alınmış ciddi tedbirler yok. Melis Alphan 21 Mart 2016’da Hürriyet’teki köşesinde bu konu ile ilgili bir yazı yayınladı. Daha önce okumadıysanız, konu hakkında tam bilgi edinebilmeniz için bu yazıyı okumanızı öneririm.

 

Bence taciz vakasının bu kadar sık görülüyor olmasının önemli bir nedeni de, ülkemizdeki ‘kızlarla erkekler arasında arkadaşlık ilişkisi olamaz’ şeklindeki yaygın görüş. Çocuklar daha buluğ çağlarına gelmeden öncesinden başlayarak bu görüş doğrultusunda büyütülüyorlar. Pek çok çocuğun büyüdüğünde karşı cinsine ‘herhangi bir insan’ olarak değil, ‘cinsel obje’ olarak bakmasına neden oluyor bu. Yine bana göre, toplumumuzun bu konuda eğitilmesi gerekiyor. İstismarın önlenmesi konusunda alınacak ciddi önlemlerin yanı sıra, bu konuda halkımıza verilecek bir eğitim planı da mutlaka yapılmalı.

 

Umarım manşetlerde ‘taciz’ ve ‘tecavüz’ kelimelerini görmeyeceğimiz günler çok uzakta değildir…      

     

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X