"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Klasik yeni yıl sorunlarımız…

Geçtiğimiz günlerde Begüm Doğan Faralyalı’nın projesi olan “Ortak değerlerimiz” paneline katıldım. Son zamanlarda katıldığım en içi dolu ve seviyeli bir programdı. Begüm Hanım’ı ve ekibini tebrik ediyorum, harika bir proje.

O gün açıklanan ve sonrasında üzerinde çok konuşulan Türkiye Değerler Araştırması sonuçları çok önemliydi. Ülkemizde yaşayan bireylere ya da kişilere diyelim göre Adalet, Ahlak, Saygı ve Güven vazgeçemeyeceğimiz kavramlar.

Kavgalarımızı da aynı kavramlar üzerinden yapıyoruz. Adaletin olmadığını düşündüğümüz ortamda biz adaletli olabilsek, saygı görmediğimiz bir insana karşı saygı gösterebilsek belki bugün değil ama yarın daha iyi bir dünyaya uyanabiliriz.

Bu kadar vazgeçilmez değerlerimiz için bir şeyler yapmamız gerekmez mi? Niye teslim oluyoruz?

Ortaklık; ister kurumlar arasında ister kişiler arasında olsun, iki veya daha fazlanın ortak bir değer üzerinde eşit paylaşımlarla birleşmesidir.

Yani adaleti, ahlakı ve saygıyı karşımızdakinden bekleyip sıra bize gelince –şarkıda olduğu gibi- “Mazeretim var, asabiyim ben!” diyemeyiz. Bu değerleri yıpratan ve tüketen bizleriz.

Adalet, ahlak ve saygı beraberinde güveni getirir.

Bir ya da iki yıl önceydi sanırım, bir şov programında bir erkek sanatçı Amerika’da ve Türkiye’de karşılaştığı iki olayı anlatıp şöyle bir sonuca bağlamıştı: “Ben Amerika’dayken bir kadına kendimi tanıtıp ‘Arkadaş olabilir miyiz?” diye sorabiliyorum ama Türkiye’de soramıyorum; kadınlar ya ters tepki veriyor ya da hiç cevap vermiyor.”

Bunun nedenini sadece “kültür farkı” olarak açıklayabilir miyiz? Yeni jenerasyonun farklı olacağını düşünüyorum ama bugün Türkiye’de yaşayan bir kadın kendini Ahmet diye tanıtan bir adamın gerçekten Ahmet olduğundan emin olabilir mi? Hadi diyelim ki kadın, gelen arkadaşlık teklifini kabul etti. Bu durumda acaba erkek, sokakta arkadaşlık teklif ettiği bir kadına sonraki süreçte saygı duyacak mı?

Yine geçtiğimiz günlerde yaşlı bir çift evlerinde namaz kılmak isteyen kişilerin kendilerini nasıl dolandırdığını anlatıyordu gözü yaşlı. O insanlar bir daha çalınan kapılarını açabilir mi?

Ülke genelinde tükenmişlik sendromu yaşıyoruz. Yani “Kendimiz ettik, kendimiz buluyoruz.”

Bizi özel ve güzel yapacak olan sözde değil özde adaletli, anlayışlı ve saygılı olmaktır.  Bunlar olduğu zaman güven zaten olacaktır. 

Adaletli davranmayan, size saygısı olmayan birine babanız olsa dahi güvenemezsiniz. 

2018’in bize bir şeyler getirmesi yerine, biz 2018’de kendimize ve çevremize yeni bir şeyler getirelim. Kendimizden başlayalım yeniliklere; birbirimizin yaşam tarzlarını eleştirmeyelim,  küçümsemeyelim mesela. Beklediğimiz saygıyı önce biz gösterelim.

Her yıl yaşadığımız yeni yıl kutlama tartışmalarını bir kenara bırakalım. İsteyen istediği gibi girsin yeni yıla.

Şahsen ne Kurban Bayramı öncesi “Hayvan kesmeyin, fakir sevindirin.” söylemlerini ne de “Yılbaşı bizim değil, kutlamayın.” söylemlerini duymak istiyorum.

Ben kurban kestiğim zaman “hayvan düşmanı” veya “dondurulmuş et stokçusu” olarak etiketlenmek istemiyorum; tıpkı karşımdakinin de sırf yılbaşını kutlayacağı için “batı özentisi” ya da “Müslüman değil” diye etiketlenmesini istemediğim gibi.

Milli Piyango

Diyanet’in Milli Piyango’nun haram olduğuyla ilgili açıklamaları her yıl olduğu gibi bu yıl da gündemde. Diyanet’e bu açıklamasından dolayı neden tepki gösterildiğini anlayamıyorum. Ne yapabilirler?

İktidarda muhafazakâr bir parti olması sebebiyle veya başka nedenlerle dinen yasak olana serbest mi diyecekler?

Biz laik bir ülkede yaşıyoruz hanımlar, beyler. Diyanet’in açıklaması ne hükümeti bağlar ne de bilet almak isteyenleri.

Arzu eden biletini alır - ki  tanıdığım bir sürü muhafazakâr insan gider, piyango biletini alır. Kimse de bir şey demez.

Nasıl bugün, zina dinen yasak olmasına rağmen yasalarımızda suç sayılmıyorsa bu da öyle…

Ayrıca Diyanet’in piyango açıklamasını rüşvetle ilişkilendirmeyi de doğru bulmuyorum. Diyanet’in “Rüşvet helaldir.” gibi bir açıklaması olmadı bugüne kadar. Zaten kimsenin de çıkıp Diyanet’in fetva hattını arayıp “Rüşvet alabilir miyim/verebilir miyim?” diye soracağını zannetmiyorum. Ki rüşvet, hem dinen hem toplumsal açıdan bir ahlak sorunudur.

Diyanet bir devlet kurumu olabilir (şahsen bağımsız olmasını tercih ederdim) ama her açıklamasını iktidarla ilişkilendirmek Diyanet’e de, hükümete de haksızlık olur.

 

X