İyi ki varız…

Merhaba, “Uzun bir ara verdiğimiz renkli dünyamızın kapılarını yeniden açalım.” dedik. Bilmiyorum sizler ne düşünüyorsunuz ama içinde bulunduğumuz zor günlerde KADIN’ın dünyası bana iyi geliyor. Nisan ayında başladığım “Ayşe’nin Renkli Dünyası”na o kadar renk katan kadın oldu ki, itiraf edeyim kendimi soluk hissettim.

Haberin Devamı

Dünya’nın ve Türkiye’nin gündemine meydan okuyan, hayallerinin peşini bırakmayan, insan hayatını güzelleştirmek için çalışan ne kadar çok kadın varmış meğer ülkemde.

 

Arkadaşlarımla oluşturduğumuz Whatsapp grubumuzdaki bir arkadaşımızın arada sırada gruptakilere “Çok sıkıcısınız” demesi gibi görüyorum KADIN’ın varlığını. Bu yüzden “İyi ki varız” diyorum…

 

Bu hafta sizlere moda dünyasından bir isim tanıtacağım. Bir Türk kadınının başarısını okuyacak ve eminim siz de benim gibi gurur duyacaksınız.

 

Bağcılar Belediyesi’nin, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü sebebiyle hazırlamış olduğu ve ünlü sanatçılarımızın da tasarımına katkıda bulunarak bizzat engelli gençler tarafından hayata geçirmesinin sağlandığı harika projesini okuyacaksınız.

 

Haberin Devamı

Girişimci genç bir kadınla, Nurhan Kaya’yla tanışacaksınız bugün. Birbirinden harika bez bebekleri çocuklarla buluşturan Kaya’nın hikâyesini okuyacaksınız.

 

 

Veee “İki Kafadar”ımız Betül ve Elif, bizi yine hikâyesi güzel mekânlara götürecek. Bakalım bu hafta nereye gitmişler.

 

…………

 

Ülkemiz stratejik konumu gereği her şeyin merkezinde olmaya çok elverişli.

 

Özlem Şahin Kimdir?

İyi ki varız…

 

Böyle sorulunca zor olacak cevap vermesi ama kendisi, sevdikleri, ülkesi ve hatta dünya için büyük şeyler düşlemeyi seven bir moda girişimcisi diyebiliriz. Endüstri Mühendisliği eğitimi aldım, İtalya'da burslu olarak yüksek lisans yaptım. Kurumsal hayatta çok uzun süre çalışmadım. Kendi sistematiğimi kurmak, sevdiğim şeylerin peşinden gitmek benim için olmazsa olmazdı. Öncelikle ilk şirketim Monostilo'yu kurdum. Bu girişimim bana çok şey kattı ve aslında şimdiki şirketimiz Think Fashion'ın temellerini atmama yardımcı oldu.

 

 

Haberin Devamı

Globalleşen dünyada artık her şey birbirine çok entegre, tüm iş yapış biçimleri değişti. Think Fashion'da da Endonezya'lı partnerim Franka Soeria ile global muhafazakâr giyim sektörü için canla başla çalışıyor,  sektör için yenilikçi çözümler ve projeler ortaya çıkartıyoruz. Şu sıralar en büyük heyecanlarımızdan biri yaklaşık 1 yıldır üzerinde çalıştığımız 8-9 Aralık 2017'de Dubai'de gerçekleşecek olan Dubai Modest Fashion Week.

 

Muhafazakâr modada Türkiye mi sınırları zorluyor yoksa dünya mı Türkiye'yi içine çekiyor?

 

Türkiye; sahip olduğu değerleri, tasarım yetisini, üretim teknolojilerini, yüzyıllardır süre gelen kültür mirasını sınırlarının dışına taşıyor diyebiliriz. Asya'dan Avrupa'ya, Ortadoğu'dan Amerika'ya çok farklı coğrafyalardan sektör liderleri ile sıkı bir temas hâlindeyiz işimiz gereği. Hepsinde gözlemlediğimiz ortak nokta Türkiye ve Türk tasarımları denince gözlerinin parlaması. Öncelikle bu çok onur verici bir şey. Bu kadar potansiyelimiz karşısında yaptıklarımız az kalıyor bile diyebiliriz. O kadar büyük ve global markalar çıkartma, dünya muhafazakâr giyim pazarında üretimden, lojistiğe söz sahibi olma şansımız var ki bunu her yaptığımız işte defalarca görüyoruz.

 

Haberin Devamı

Dünya'nın Türkiye'yi içine çekmesinden daha ziyade, Türkiye doğal olarak olması gereken yere doğru emin adımlarla gidiyor diyebiliriz. Zaten birçok sektörde de böyle değil mi? Ülkemiz stratejik konumu gereği her şeyin merkezinde olmaya çok elverişli.

 İyi ki varız…

 

Neden Endonezya?

 

Endonezya dünyada en büyük Müslüman nüfusa sahip ülke ve yine alım gücü anlamında dünyanın en büyük ikinci pazarı. Türkiye ise muhafazakâr giyim sektöründe dünyanın en büyük ekonomisi. Hem rakamlara hem de iki ülkenin değerlerine baktığımız zaman, bu iki ülkenin işbirliği içinde olması gerektiğini hemen anlayabiliyoruz. Fakat karşılıklı olarak söyleyebilirim ki tasarımcı ve markalar, bu iki ülke arasında nasıl bir işbirliği yapılabileceği konusunda maalesef çok az bilgiye sahip.

 

Haberin Devamı

Biz de Think Fashion olarak, iki ülkenin de güçlü yanlarını ve sahip oldukları fırsatları anlatmakla işe başladık. Sonraki aşamada ise sektör liderlerini bir araya getirerek işbirliği için gerekli zemini sağlamayı hedefledik.

 

Organizasyonumuzun adı ''The Gate: Jakarta-İstanbul''. Adından da anlaşılacağı üzere, iki ülke arasındaki dostluğu, ticari ilişkileri muhafazakâr giyim sektörü odağında geliştirmek, fırsatları ortaya çıkartmak amacıyla Endonezya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ile beraber geliştirdiğimiz bir proje. 

 

İlk olarak Nisan 2017'de, Jakarta'da yaklaşık 400 kişinin büyük bir ilgi ile izlediği seminerde Türk tasarımcılarını, Türk pazarını, Türkiye'yi nasıl bir üretim ve lojistik merkezi olarak kullanabileceklerini anlattık.

 

Haberin Devamı

28 Eylül'de ise bunun tam tersini yapıp, 7 tane çok değerli Endonezya'lı tasarımcıyı ülkemize davet ettik. Her biri sadece bu organizasyon için özel koleksiyonlar üzerinde çalıştılar. Koleksiyon defilelerini izlememizin yanı sıra Türkiye'den özel konukların da yer aldığı panellerimiz oldu. Güzel olan şu ki, hem Türkiye hem Endonezya tarafında çok güzel işbirliklerinin daha şimdiden başlamış olduğunu gördük. Amacımız ilk etapta farkındalık yaratabilmekti fakat bunun bir adım daha ötesine şimdiden geçtik!

 İyi ki varız…

 

Türkiye'nin estetik anlayışını diğer ülkelere göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Tasarım gustomuzun çok yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çok farklı ve zengin bir kültürel mirasımız olduğundan ve konumumuz gereği trendleri çok çabuk kendimize adapte edebildiğimizden evrensel bir çizgimiz olduğuna da kesinlikle inanıyorum. Evet, Orta Doğu'da abaya diye adlandırılan siyah uzun feraceler ön planda, Avrupa daha rahat ve sportifliği seviyor, Uzak Doğu'da renk ve desenler hâkim. Fakat güzel olan şu ki tüm bu kültürler için Türk tasarımları çok uzak değil, her pazarda kendi yerini ve alıcısını bulabilecek kadar evrensel bir çizgimiz var.

 

Neyi daha iyi yapabiliriz derseniz kesinlikle ‘markalaşmak’ derim, sadece ürüne değil markaya da yatırım yapmak ve dünyaya açılmak. Bir de ebru, kırma, iğne oyası gibi çok özel işçiliklerimizin koleksiyonlara daha çok ilham verebileceğini düşünüyorum.

 

Uzun vadede Türkiye, muhafazakâr giyim sektörü için söyleyeceğim global anlamda trendleri belirlemek için her şeye sahip. Biz, Think Fashion olarak Istanbul Modest Fashion Week-2016, London Modest Fashion Week- Nisan 2017 organizasyonlarımızda bu zemini hazırladık. Bir sonraki odağımız 8-9 Aralık'ta gerçekleştireceğimiz Dubai Modest Fashion Week'te de çok değerli Türk tasarımcılarımız da organizasyonumuzda yerlerini alacak. İnşallah hep beraber yine güzel bir organizasyona imza atacağız.

 

…………..

 

Ünlü Sanatçılarla Engelli Gençler Sokak Hayvanları İçin Birlikte Çalıştı

 

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü nedeniyle 15 adet kedi ve köpek evi için aralarında Hülya Koçyiğit, Nükhet Duru,  Ece Uslu, Murat Ünalmış, Ufuk Özkan’ın da bulunduğu sanatçıların tasarladıkları evler Engelliler Sarayı’nda yapıldıktan sonra hayvan sahiplenen kişilere hediye edildi.

 

 İyi ki varız…

Lokman Çağrıcı’nın “Yuva bizden, Dostluk sizden!” sloganıyla yapılan törenden yansıyan güzel kareler sevginin ve paylaşmanın mutluluğunu yansıtıyor.

 İyi ki varız…

 

Başkan Lokman Çağrıcı’ya, sanatçılarımıza ve engelli arkadaşlarınıza kocaman teşekkürler.

 

……………

 

Bez bebeklere şıklık katan kadın…

 

1983 İstanbul doğumlu olan Nurhan Kaya, Gazi Üniversitesi Moda Tasarımı Öğretmenliği mezunu. 8 yaşında, Deniz adında dünya güzeli bir kızı var. Mezun olduktan sonra tekstil sektöründe çalışmaya başlayan Nurhan Hanım’ın, aynı zamanda reklam ve sinema sektöründe kostüm ve dekor tasarımı alanında da çalışmaları olur.

 

 İyi ki varız…

Kaya, kızını büyütürken bir dönem işine ara vermek zorunda kalır ve bu dönemde çeşitli hobiler edinir. Doğal oyuncaklar bulma arayışındayken çocukluğunun geleneksel bez bebeklerinin modernize edilmiş hâlini görür ve bununla ilgili bir atölye çalışmalarına katılır.

 İyi ki varız…

 

Eğitimi dolayısıyla zaten belli bir donanıma sahip olan Kaya, eşine ve yakın dostlarına hediyeler yapmaya başlar.

 İyi ki varız…

Keyif aldığı hobisine çevreden de teşvik gelince hobisini işe dönüştürmek ister ve yaptığı bebeklere “heradoll.s” ismini koyarak instagram üzerinden satış yapmaya başlar.

 

 İyi ki varız…

Kaya, başka kadınlara da katkı sağlamak adına Türkiye Beyazay Derneği ve Kızılay Toplum Merkezi Suriye Komisyonu’nun ortak çalışması kapsamında düzenlenmiş olan atölyede Suriyeli ve engelli kadınlara bez bebek yapmayı öğretiyor.

 

Bebeklerini evindeki atölyesinde yapan Kaya’ya en büyük desteği annesi veriyor. Bebekleri tamamen kişiye özel yapıyor ve doğal malzemeler kullanıyor. Bebeklerin üzerine minik detaylar ekleyen Kaya, bebeklere sahip olacak çocukların ismini de işliyor. “Bu bebeklerimin en sevilen özelliği, çocukların kendisini özel hissediyor olması.” diye anlatıyor.

 İyi ki varız…

 

 

Kız çocukları için başladığı bebek macerasına gelen talepler üzerine erkek çocuklar için de değişik konseptlerde erkek bez bebek tasarlayarak devam ediyor.

 

İyi ki varız…
 

Nurhan Kaya’nın hayali ise; bez bebeklerini, çocuklar için kostüm ve dekoratif amaçlı kullanılabilecek ürünlere de dönüştürebilmek ve yakın zamanda çocuklarla da bez bebek atölyeleri düzenlemek.

 

……….

 

Mazi Kalbinizde Yara Olmasın

 İyi ki varız…

Bir mekan hayal edin; koltuklardan lambalara, aksesuarlardan masalara el emeği var her yerinde…

 

 

Yapaylıktan uzak görüntüsü ve samimiyeti ile sizi içine çekiyor bir anda. Mazi Plak Kafe’nin hikâyesi de en az kafe kadar samimi ve sıcak. İnternetten plak satışı yapan eşinin, müşterisi ile arasında geçen bir konuşmadan bahsediyor beyefendi bize. Bir hayal, iki güçlü kadın, büyük çaba ve sonucunda içinizi ısıtan, ruhlarını yansıtan rengârenk ve cıvıl cıvıl dünyaya açılan bir kapı. Neden mi? ‘Kadın eli değmiş, belli’ diye gülüyoruz.

 İyi ki varız…

 

Mazide bıraktığınız her şeyi hatırlıyorsunuz burada, kimi zaman yara oluyor kimi zaman şen bir kahkaha. Her plakta farklı bir anınızı anımsıyorsunuz. Daima tebessümle hatırlanan, daima dost muhabbetlerine konu olan maziler yatırılıyor masaya.

 İyi ki varız…

 

Mazi Plak Kafe’de tanıdık hikâyelere mutlaka denk geliyorsunuz. Kafenin her yerinde kendinizden bir parça buluyorsunuz. Bu kafede farklı olan çok şey var; belki kendisine özel koltuğu olan kedisi Müzeyyen, belki sırf siz biraz eğlenin, unutulmaz hatıralar edinin diye hazırlanmış 80’ler aksesuarları, kıyafetleri ile resim ve video çekilebileceğiniz tiyatro odası, belki kalbinize işleyecek olan bir plaktan çalan şarkılar, belki ayaklarınızı uzatıp çayınızı içebileceğiniz bahçesi, belki de ‘Tekrar bekleriz!’ derken gerçekten tekrar geleceğinizi bilen güler yüzlü sahipleri...

 

Kim bilir, belki siz de mis gibi kokan kahveleri, ev yapımı kurabiyeleri, Magnoliası için sık sık gidenlerdensinizdir J

 

Nisan ayında açılan Mazi Plak Kafe, her gün 10:30-22:30 saatleri arasında açık. Ayrıca pazar günleri 21:30 da Canlı Mezat’a davetlisiniz.

 

Sizin için her şeyi düşünmüş olan bu iki bayana ilgilerinden dolayı teşekkür eder, zevkiyle, rengiyle sizi selamlayan bu kafeye de Kadıköy Moda’da ulaşabileceğinizi söylemek isteriz.

 

Kimbilir belki siz de Mazi’ye bakıp neler neler bulursunuz J

 

Yazarın Tüm Yazıları