Dünyayı bekleyen tehlike; Turist İsyanı

Son yıllarda hükümetlerle vatandaşı karşı karşıya getiren “Turist isyanı” var dünyada. Buna yakın gelecekte biz de dâhil olacağız gibi görünüyor.

Haberin Devamı

Dünya bu sorunu nasıl çözecek bilmiyorum ama şahsen ne ülkesinde turist istemeyenleri “ırkçılıkla” ne de başka kültürleri görmek isteyen insanları “işgalcilikle” suçlamanın doğru olacağına inanıyorum.

Neden böyle düşündüğümü geçtiğimiz günlerde okuduğum bir araştırma yazısına gözlemlerimi ekleyerek anlatayım;

Yılda 32 milyon turist ağırlayan İspanya halkına göre en büyük sorunları işsizlikten sonra turizm. Turizmin halkın günlük yaşamları üzerindeki baskısından şikâyetçiler. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’un şu açıklaması çok ilginç “Günün birinde turizmi savunmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Ülkemize para harcamak için gelen bu insanları kovamayız.”

Barcelona’daki eylemciler ise “Bilinçsiz turist istemiyoruz, onlar evlerine dönüyor, dertleriyle biz uğraşıyoruz.” diyorlar.

Haberin Devamı

Fiyatlarının uygun olması sebebiyle turistlerin tercih ettiği Yunanistan’da ise hükümet, Korfu Adası’nı kirli bir cennete dönüştürmekle suçlanıyor ve İngiliz turistlere karşı önlem almaya davet ediliyor eylemciler tarafından.

Roma ise, turist protestoların ötesinde yaptırıma geçmiş. Kamusal alanda piknik yapmak veya mayoyla dolaşmak gibi toplumsal düzeni bozanlara karşı 25 ile 500 Euro arasında ceza kesilmesi kararlaştırıldı. Belediye tarafından gece içki tüketilmesi yasaklandı.

Milano'da kirlilik ve anti-sosyal davranışlarla mücadele adına selfie çubukları, cam şişe ve yiyecek satan seyyar araçlar yasaklandı.

Hırvatistan; Hvar Adası Başkanı Rikardo Novak’ın yollara kusan, açık alanda idrarlarını yapan ve üstsüz dolaşan turistlerle açıklaması şöyle: “Genç turistlere kapımız açık, ancak nasıl davranacaklarını öğrenmek zorundalar.”

Ülkemizdeki sorun ise şöyle; savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli mülteciler çok fazla. Hükümetin bütçesine ek olarak yüklenen yükün yanında, artan kira fiyatları gibi vatandaşın ekonomisini direkt etkileyen tarafı var. Bir de buna son bir iki yıldır eklenen Arap turist sayısının fazlalığı genel bir tepkiye neden oluyor. Arap turistlerden şikâyetçi olan birkaç kişiye “Neden rahatsızsın?” sorusunu sorduğumda aldığım cevaplarda bana ilginç gelen; yaşam tarzı ve ekonomik gücü farklı olan kişilere sormama rağmen ifade edilen rahatsızlıklar hemen hemen aynıydı. Sorduğum soruya gelen cevaplar şöyle:

Haberin Devamı

- Bindiğim uçağın yarısı Arap’tı ve o kadar gürültülü, çevreye o kadar saygısızlardı ki hostesler aracılığıyla uyarmak zorunda kaldık.

 - Türkiye, bizim ülkemiz. Yıllardır çalışıyoruz ama savaştan kaçıp ülkemize gelen Suriyeliler kadar rahat harcama yapamıyoruz.

- Çevreye saygılı değiller, adam elindeki çöpü denize atıyor, uyarınca da “Ben misafirim.” diyor.

- Her şeyin fiyatı ikiye üçe katlandı, artık müteahhitler bile fazla parası olduğu için Arap müşterilere göre fiyat belirliyor.

Örnekleri çoğaltabiliriz elbette fakat dikkat ettiyseniz hiçbir ülkenin vatandaşı dini veya etnik kimliği nedeniyle turiste karşı değil. Bizim ülkemizdeki dindar insanlar için de bu böyle. 

Haberin Devamı

Turizm gelir getirmesine rağmen bir ülkenin işsizlik sorununu çözmüyor mesela.

Her toplumun kendine has günlük yaşam kuralları var ve insanlar geleneksel ve kültürel yaşam tarzlarının bozulmasını istemiyorlar.

Bırakın ülkelerin turist istememesini; aynı ülkenin insanları, turist olarak gittikleri ülkede bile birbirini istemiyor.

Gerek dünyanın gerekse bizim yapmamız gereken şey, vatandaşlarının tepkisini dikkate almak ve turizmi yeniden şekillendirmek. Aksi takdirde yakın gelecekte “Turist İsyanı” ile karşı karşıya kalabiliriz.

Yazarın Tüm Yazıları