"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Cumhurbaşkanı nasıl sevilmelidir?

Futbolla uzaktan ya da yakından bir ilişkim olmadığından Rıdvan Dilmen’i medyaya yansıyan açıklamalarından tanıyorum sadece. Tayyip Bey’le ilgili sözleri nedeniyle zaman zaman tepkileri üzerine çeken Dilmen’in en son Tayyip Bey’i, Deniz Gezmiş’le özdeşleştirmesi farklı gerekçelerle de olsa ortak tepkiye neden oldu.

Herkes tepkisini ve nedenini söyledi, buna karşılık olarak Dilmen de açıklamasının gerekçesini ifade etti ama kimseyi ikna edemedi. Bana göre ikna olmak istemediler.

Ülkemizin önde gelen aydınları bu tarz olaylarda kişinin istifasını ister ama ortada Tayyip Bey’e karşı bir sevgi ifadesi olunca “Özür dile, affedelim.” dediler.

Dilmen de “Dilemem.” dedi. Ki doğru olanı yaptı.

Katılırsınız veya katılmazsınız ama kendince sebeplerini açıklayarak yapmış olduğu bir açıklamaya istinaden bu linç kampanyası veya özür diletme çabası niye?

Neden “Hadi canım sen de… Ne alaka?” tepkisi yetmiyor.

Dilmen’in sözlerine karşılık eleştiriyi de anlarım ama muhalefet liderinden yazarına özür dilemeye davet etmek nedir?

Tayyip Bey, daha önce “Kimsenin benim adıma racon kesmesine gerek yok.” dedi mi? Dedi. Eee, bırakın o zaman kendisi için söylenilen bu sözlere bir tepki verecekse kendisi versin. İster özelden ister kamuoyuna açık şekilde…

Nedir bu yahu? Oldu olacak “Cumhurbaşkanı nasıl sevilir? Nasıl eleştirilmelidir? Kimlerle kıyas edilemez?” vs. kitabını yazalım.

Dilmen’in açıklamaları “Sen nasıl böyle bir benzetme yaparsın?” linçinden daha mı tehlikeli? Mesele Dilmen’in sözleri değil ki. Dün bir vatandaşın sözleriydi eleştirilen, bugün Dilmen, yarın bir başkası. Yakında kimse Tayyip Bey hakkında konuşamayacak duruma gelecek diye endişelenmiyor değilim. 

Adeta “Cumhurbaşkanı öyle sevilmez, böyle sevilir” havası var bazılarında. Tayyip Bey’in gözüne girmek için bulduğu her fırsatta “Onu sevme, beni sev” hareketleri biraz ergen işi kalıyor artık.  

Eleştirene, “Sen kimsin ki bu şekilde eleştiriyorsun?”; sevgisini söyleyene, “Sen kimsin ki bu şekilde konuşuyorsun?”

Nereye kadar gidecek bu böyle?

Sonra Tayyip Bey’i kutsallaştırıyoruz diye itirazlar itirazlar... Bilmiyorum farkında mısınız ama adamı birbirimizden koruyarak kutsal yalnızlığa biz mahkûm ediyoruz zaten.

Her ne kadar uyarılarını kimse üstüne almasa da bu gidişata dur diyebilecek tek kişi Cumhurbaşkanı’dır. Artık “Beni herkes istediği gibi sevme veya eleştirme hakkına sahiptir.” mi der bilemem ama bir şeyler yapması lazım.

Ama bir ülkenin Cumhurbaşkanına, vatandaşından, sanatçısına herkes kendince sevgisini,  kızgınlığını vs. gösterme hakkına eşit oranda sahiptir. Pozitif ayrımcılık olarak kadınlar artı trip atma hakkına sahiptirler.

İtirazı olan???

X