"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Çocuklarımızı yaşayan tarihlerimizle neden tanıştırmıyoruz?

Fotoğraftaki delikanlı Mehmet YILDIZ…

Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Larhan (Akarsu) Köyü’nde yaşıyor.

Çocuklarımızı yaşayan tarihlerimizle neden tanıştırmıyoruz

“Delikanlı” diyorum çünkü 98 yaşında olmasına rağmen o kadar enerjik, o kadar canlı ve ayrıca hafızası o kadar güçlü ki…Eşini on yıl önce kaybetmiş. Ölen oğlunun eşiyle birlikte hayli eski bir evde yaşıyorlar. Gelini de 75 yaşında.

Mehmet amca’nın yaşadığı köy, Maçka’nın en büyük köylerinden biri olan Akarsu ya da burada yaşayanların kullandığı ismi ile Larhan. Kış aylarında köyde dört yüz civarında kişi kalırken yaz 3 bin kişiyi buluyor. Bunun da sebebi gurbetçilerin yazı memleketlerinde geçirmek istemesi. Köyün gelir seviyesi Almanya ve Avustralya gibi ülkelerde çalışanlar sebebiyle yüksek.

Köyde dört kahvehane, bakkal ve manav var. 

Larhan köyünün bir özelliği de 1925 tarihindeki mübadeleden önce nüfusun dörtte üçünün Rum olması. Günümüzde ise Mehmet Yıldız gibi annesi Rum olanlar dışında köyde yaşayan Rum yok.

Mehmet Amca’nın annesinin kardeşleri, Mehmet Amca’nın adresini bulup mektuplar yazmış ve Yunanistan’a davet etmişler. ‘İstersen buraya yerleş.’ demişler ama Mehmet Amca “Köyümden başka bir yere gitmek istemedim.” diyor. “Hiç mi merak etmedin?” soruma “Etmedim kızım” diyor.

Mehmet Yıldız, mübadele zamanında küçük bir çocuk; annesi de diğer Rumlarla birlikte Yunanistan’a gönderilmek için gemilere bindirilmek üzere Trabzon’a gönderilir. Fakat Mehmet Amca’nın annesiyle birlikte dört aile gitmek istemez. Bu ailelerden birinin yakını “Ben sizi bu gece kaçıracağım, Yunanistan’a gitmeyeceksiniz.” der. Sabah gemilere bindirileceklerdir ve tek geceleri vardır kaçmak için. Dört kadın, bellerindeki kuşakları birbirine bağlayarak kaçmayı başarırlar. Orman yolundan kaçarak saklanırlar ve köylerine geri dönerler.

Mehmet Amca yaşayan tarih… Bize Atatürk’ün Trabzon’a geldiğini, Rus-Alman savaşını uzun uzun anlattı.

Mehmet amcayla sohbet ederken kendisine “Gençlerin sana davranışı nasıl? Saygı gösteriyorlar mı?” diye sordum. “Canım sıkılınca dükkânlara giderim, beni gördüklerinde sandalye verirler, çayımı da söylerler ama sonra arkasını dönüp birbirleriyle muhabbet etmeye devam ederler. Sanırım beni yaşlı buluyorlar, sohbetimi beğenmiyorlar, eskiden daha kardeş gibiydik.” diye cevapladı.

Elbette gençlerin kasıtlı yaptığı bir davranış değildir ama Mehmet Yıldız ve onun gibi tarihe tanıklık edenlerin kendilerini yalnız hissettirmemek gerekir. Düşündüm de resmî kutlamalarda ve ilköğretim okullarında konferanslara davet edilip gençlerle, çocuklarla birlikte olmaları imkânı verilse ne güzel olur. Hem onlar kendilerini daha iyi hissedeceklerdir hem de gençler tarihin canlı şahitleriyle tanışacaktır.

Mehmet amca’nın bir ayağı kesilmiş, engelli maaşı alıyor. 1947 yılında askerlik yaparken kaptığı bir hastalık sebebiyle kesilen ayağının hikâyesini şöyle anlatıyor;

“Tam üç yıl askerlik yaptım, kızım.” diyor. “Yalova, Erzurum ve Sivas’a gittim, bacağımda bir şey çıktı önemsemedim, gencim tabii. ‘Bu kadar şeyden ne olur?’ diye düşündüm. Zamanla ayağım şişti. Sürmene’ye gittim doktora, ayağımdaki iltihabı boşalttı, eve geldim. Otuz yıl sonra ‘Seni Hollanda’ya götürelim, ayağını tedavi ettirelim.’ dediler, tamam dedim. Ama orada yanlış tedavi yaptılar, geldim ülkeme, yapılacak bir şey yok dediler, ayağımı kestiler. Yıl 1979, kızım. Sakın hasta olduğunuz zaman başka ülkenin doktorlarına gitmeyin.”

Çocuklarımızı yaşayan tarihlerimizle neden tanıştırmıyoruz

Mehmet Amca’nın bir oğlu ve altı kızı var, torunlarının sayısını bilmiyor. “Torunlarım bana hürmetlidir, ziyaretime gelirler sözüm geçer onlara. Hizmetim de yapılıyor, daha ne isteyeyim?” diyor.  Ben torunlarımın ‘Kurt Dede’siyim.” diyor.  (Torunlarının asıl dedesi  ölünce büyük dedeye verilen isim.)

Geçmişe dair en çok neyi özlediğini sorduğuma ise “Hayvancılıkla geçinirdim, 18 hayvanım vardı. O günlerimi, kendi adamlarımla geçirdiğim hayatı özlerim. Annem, babam ve dedemle yaşadığım günleri çok özledim.” cevabını verdi.

“Günlerin nasıl geçiyor?” şeklindeki soruma da; “Haberleri takip ediyorum kızım. Terörün olmasına çok üzülüyorum.” diyor. “Korkuyoruz, ‘Kapıları akşam kilitleyin.’ derim gelinime. Şehitlere çok acıyorum…”

İnanın buraya sığdıramayacağım kadar güzel hatıraları var Mehmet Yıldız’ın… Yolunuz bir gün Karadeniz’e  düşerse kendisini ziyaret etmenizi öneririm.

 

X