"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Ak Parti’nin Saadet Partisiyle ittifak ve bütünleşmesi üzerine

2017 Şubat ayında Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Necmettin Erbakan’ı Anma Gecesi’nde konuşma yapmasıyla ilgili bir yazı kaleme almıştım.

Kemal Bey’in anma gecesine katılmasına bazı Ak Partililer sert tepki göstermişti. Siyaset o günlerde de bugün gibi hararetliydi. O günler referandum için Evet/Hayır tartışmaları vardı, bugün ise referandumun ittifak tartışmaları.

Müsaadenizle o günkü yazımdan küçük bir alıntı yapmak istiyorum.

Siyasette nezaket dilini hiçbir zaman kaybetmeyen Erbakan Hoca’nın ardından bugün yaşadığımız süreci sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kendisinin ardında bıraktığı en büyük miras buydu bence.

Erbakan Hoca’yı Anma Gecesi’nde Kılıçdaroğlu’nun konuşma yapmasını, FETÖ’yle işbirliğine bağlayan Ak Partili arkadaşlarım;

Saadet Partisi, bir siyasi partidir. Beğenseniz de beğenmeseniz de bir siyasi programı vardır. Her seçim öncesi, yürüttüğü siyaseti bir kenara bırakmasını ve Ak Parti’yi desteklemesini istemek haksızlıktır. Şayet bunu haklılık olarak görürseniz; yarın genel seçimde, Saadet Partisi’nin meclise girmesi için oy vermeniz gerekeceğini unutmayın.

“Biz büyüğüz ve güçlüyüz, bizi desteklemeleri gerekir.” diyecek olursanız Erbakan Hoca’nın siyasetini hiç öğrenmemişsiniz demektir. Lütfen, birbirimizi ihanetle suçlamayalım artık. Asıl ihanet, siyaseti bu kadar güzel yapan bir liderin ardından çirkinleşmemiz olacaktır. Tayyip Bey’in Erbakan Hoca’ya gösterdiği saygıyı ve Erbakan Hoca’nın Tayyip Bey’e gösterdiği anlayışı unutmayalım.”

Her seçim öncesi Ak Parti ve Saadet Partisi tabanında yaşanan klasiklerdendir “Saadet Partisi’nin Ak Parti’yi desteklemesi gerektiği” mevzusu. Bu düşünce tarzını dün de haksızlık olarak gördüm, bugün de öyle görüyorum.

Referandum oylamasında Tayyip Bey, çok şık bir hareket yapmış ve Saadet seçmenine seslenmişti. Çoğu Saadet Partili de Evet oyu vermişti. Bazı Ak Partililer de Hayır oyu vermişti.

Bir Saadet Partisi üyesi olarak kendimce doğrularım ve gerekçelerime istinaden ya Ak Parti’ye oy veririm ya Saadet Partisi’ne.

Uzak yakın bir seçim arifesindeyiz yine. Saadet Partisi’nin Ak Parti’yle, CHP’yle veya diğer partilerle ittifak yapmasına en ufak bir itirazım olmaz. Neticede hepsi ülkemizin siyasi partileridir. Yalnız, siyasi partiler sadece liderleri ile değil seçmenleri ile birlikte bütündür. İttifak yerine gündeme gelen “Bütünleşme”yi ne Saadet Partisi için ne de diğer partiler için doğru bulmuyorum.

Bir siyasi partinin aynı veya yakın çizgide dahi olsa başka bir partinin çatısının altına girmesi öncelikle seçmenine haksızlıktır ki; Saadet Partisi üzerinden konuşursak, Saadet Partisi baba evi gibidir. Baba evinden ayrılan evlatlar ne kadar güçlü ve zengin olursa olsun, o evin çocuğudur. Baba evinin kapısı kapanmaz… Ne geri dönmek isteyene “Neden döndün?” diye sorulur, ne de dönmek istemeyene “Neden dönmüyorsun?” diye sorulur.

 

 

ÇİKOLATA DİYETİ VE BAŞÖRTÜLÜ KADINLAR

Ertuğrul Bey, dünkü yazısında son zamanlarda Oda TV’de yayımlanan bir “Çikolata Diyeti” ile ilgili bir reklamı köşesine taşıyarak kafasını karıştıran hususlarla ilgili sorularını sordu.  Ben de iyi ve konuyla ilgili olan bir okuyucu olarak cevap vermek istedim.

Ertuğrul Bey’in yazısı şöyle;
“Nedense birinci sayfadan anonsu hep başı örtülü kadınların fotoğrafları ile veriliyor. Ana sayfadan içe geçince, bir blog sayfası çıkıyor... O sayfada da bu diyeti yapan 5 kadının fotoğrafı var. Hepsi kilolu ve başı örtülü kadınlar... Hepsi de çikolata diyeti yapan kadınlar...
Oradan bir arka sayfaya daha geçtiğinizde asıl sayfa karşınıza çıkıyor. Orada ise bikinili bir kadın fotoğrafı var... Bu ilanlar kafamı karıştırdı... Acaba başı örtülü muhafazakâr kadınlar daha çok mu çikolata yiyor... Yoksa onlar daha çok mu rejim yapmaya niyetli?”

Ertuğrul Bey, Oda TV’de böyle bir reklamı görmüş ama bu tarz reklamlar diğer gazetelerde de var. Sadece çikolata diyeti değil, farklı diyetlerde de başörtülü kilolu kadın fotoğrafları kullanılıyor. Sosyal medyada ise daha yoğun bu tarz fotoğraflar.

 “Neden böyle fotoğraf kullanılıyor?”sorusuna gelince;

Açıkçası bu tarz reklamların hedef müşteri kitlesi için bir strateji olduğunu düşünürüm hep.

Diyet reklamında kendi yaşam tarzından bir profil gören kadının tercihi doğaldır ki kendine benzeyen kadının diyeti olacaktır. Bikinili kadın fotoğrafını ana sayfaya değil arka sayfaya koymanın nedenlerinden biri budur.

Ayrıca günümüzde başörtülü ve kilolu kadın profili modernliği temsil etmiyor maalesef. Daha doğrusu bu şekilde yerleşmiş bir algı var. Dikkat edin; kilolu ve başörtülü bir kadının zayıf hâli arasında (bu 3 ay olsa da böyledir) giyim tarzında büyük değişlik vardır.

Kadınlar zamanla giyim tarzını değiştirebilir elbet ama buradaki yaratılmak istenen asıl algı “Zayıfladığın zaman daha modern olabilirsin”dir.

Not: Bir kadın olarak, çikolatanın diyetle ilişkilendirilmesinin kadınların çikolata zaafının istismarı olarak gördüğümü de belirtmek isterim.

X