"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Yine erkeğe indirim kadına müebbet olmasın

Geçen kendisine şiddet uygulayan kocasını ölmemek için öldürmek zorunda kalan Yasemin Kaymaklı’nın (Çakal) hikâyesini anlattım.

Onunla röportaj da yaptım. Bugün duruşması var, elimiz yüreğimizde bekliyoruz. Yine her zamanki gibi erkeğe indirim, kadına müebbet olmasın diye dua ediyoruz. Bilinmeli ki, biz kadınlar bu davanın takipçisiyiz! Konuyla ilgili İstanbul Feminist Kolektif üyesi İrem Yılmaz’la görüştüm...

2015’in ilk 5 ayında kaç kadın öldürüldü?
Türkiye’de kadın cinayetleri konusunda sağlıklı veriye ulaşmak mümkün değil...

Neden?
Veri yetersizliği, istatiksel bilgilerin sağlıklı tutulmaması, resmi otoritelerin veri kaydetme konusundaki keyfi tutumları, erkek şiddetine maruz kalan kadınların şiddeti rapor ettirmekteki isteksizliği, rapor ettirme süreçlerinde yaşadıkları ikincil mağduriyetler...

Çok fena...
Gerçi bu konudaki bilgilere -çok sağlıklı olmasa da- gazete haberlerinden ulaşıyoruz. Bianet’in tuttuğu çeteleye göre, 5 ayda 120 kadın öldürüldü.

Gerçek rakam daha fazla olabilir... Öyle mi?
Evet. Çünkü bu rakamalar, medya derlemeleri sonucu ortaya çıktı. Biliyoruz ki, “İntihar etti!” diyerek saklanan, eziyet edilerek öldürülen ve adli bir olay olarak kaydedilmeyen, hiç bilmediğimiz, basına yansımayan, resmi bir kurum nezdinde de kayıtları tutulmayan daha bir sürü kadın cinayeti var...

Yine erkeğe indirim kadına müebbet olmasın


BU DAVA NEVİN’İNKİ GİBİ OLMASIN


Siz, İstanbul Feminist Kolektif olarak, 2015’in başından beri, kendini erkek şiddetine karşı savunan kadınların hikâyelerini topluyorsunuz. Amacınız ne?
Her gün çoğunlukla en yakını tarafından erkek şiddetine maruz kalan pek çok kadın bu şiddete, işkenceye direniyor, hayatına sahip çıkıyor. Nasıl yapıyor? Karşı geliyor, “Hayır!” diyor, bağırıyor, boşanmak istiyor, savcılığa şikâyette bulunuyor, koruma kararı alıyor, sığınma evinde kalıyor, yakınındaki başka kadınlardan destek istiyor. Ama çoğu zaman bir çıkış yolu bulunamıyor. Kadınların tüm çıkış yolları kapatılıyor. Bu sıkıştırılmışlık içinde kalan kadınlar, şiddetten ve hatta öldürülmekten kendini korumak için erkeği yaralamak ve bazen de öldürmek zorunda kalıyor. Biz bu raporla, aile-medya-yargı-devlet, tüm sistem kendisine karşıyken, hayatına sahip çıkan kadınların hikâyesini, rakamların ötesinde görünür kılmayı amaçladık...

Yasemin’in hikâyesi de onlardan biri...
Evet. Duruşması da bugün. Erkekler kadınları keyfi bahanelerle öldürüyor. Kadınlarsa, tıpkı Yasemin gibi hayatlarını savunmak için, yani “meşru müdafaa” olarak bu cinayetleri işlemek zorunda kalıyorlar. Buna rağmen kadınlar bu davalarda, erkek katillerin yararlandığı indirimlerden yararlanamıyor. Bunun en yakın örneğini Nevin Yıldırım davasında gördük. 24 yıldır evli olduğu Fatma’yı öldüren katil Kemal Balaban’a, cinayeti “haksız tahrik” altında işlediği gerekçesiyle indirim uygulayıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını 10 yıla indiren yargı, bir gün sonra Nevin’e müebbet hapis cezasını eli titremeden verebildi! Şunu anlatmaya çalışıyorum,
Nevin’i, Yasemin’i yargılayan mahkemeler, kadınların meşru müdafaa haklarını tanımıyor...

Yine erkeğe indirim kadına müebbet olmasın


Bu dava önemli çünkü...

Yasemin davası neden önemli?
Kadın cinayeti davalarını sürekli medyadan takip ediyoruz. Kadınları öldüren erkeklerin, “Yemek yapmadı”, “İyi anne değildi”, “Başkasıyla mesajlaştı”, “Ne biçim erkeksin dedi” gibi savunmaları, mahkemelerce cezada indirim sebebi sayılabiliyor. Sanki sanık kadınlarmış gibi, öldürülen bu kadınlar yargılanıyor. Tıpkı Nevin’de olduğu gibi, Yasemin’in davası da aynı erkek şiddetinin bir sonucunu gösteriyor bize: Bu kadınlar, erkek şiddeti karşısında başka çareleri olmadığı için öldürüyorlar. Kendilerini, bazen çocuklarını da savunmak için verdikleri mücadelede bir son durak. Erkeklerden farklı olarak, öldürmek zorunda kalan bu kadınlar, savcıya, mahkemeye başvurmuş, kimi zaman sığınma evinde kalmış veya boşanmış ancak kocalarından kurtulamamış kadınlar. Yani aynı erkek şiddetinin sonucunda ya ölecekler ya da öldürecekler! Kadın cinayetleri sayısıyla birlikte erkekleri öldüren kadınların sayısı da artmaya başladı. Daha ne bekleniyor bu şiddeti durdurmak için? İşte bu yüzden Yasemin’in davası önemli! Mahkeme bu şiddeti tanıyıp Yasemin’in hayatını savunduğunu görecek mi, yoksa erkeklere indirim, kadınlara ağırlaştırılmış müebbet mi diyecek?


Erkek şiddetine topluca karşı çıkmalıyız!


BU ülkede yıllardır şiddet, “aile içi” mesele olarak görülüp müdahale edilmedi. Şimdi şimdi insanlar komşuda kavga duyunca polisi arıyorlar. Polisin, erkek şiddeti karşısında bir şey yapmamak gibi bir lüksü yok, yeter ki biz ısrarcı olalım! Erkek şiddetine maruz kalan kadınların hemen hepsi ya yakınlarına ya devlete başvuruyor ama destek alamıyorlar. Erkek şiddetine toplu olarak ne kadar çok karşı çıkarsak, o kadar engelleyebilme şansımız olur. Çünkü bugün erkeklerde yaptıklarının hiçbir karşılığı olamazmış gibi bir rahatlık var. Öncelikle bunu ortadan kaldırmak lazım...

X