Yakışmadı

EĞRİ oturup doğru konuşalım...

Haberin Devamı

O görüntüler... Ortalığı gaza boğmalar... Aksıran, tıksıran, yere çökmüş, boğulacakmış gibi hisseden insanlar... Kadınlar... İstiklal Caddesi’nde insanların üzerine üzerine koşan, plastik mermi sıkan polisler...

Daha da fenası...

80 yaşındaki kadının sürüklenme görüntüleri...

Boğazı sıkılan insanlar...

Onlar kim mi?

Cumartesi Anneleri...

Bu ülkede yakın ve uzak zamanlardan beri kayıplarını, çocuklarını, kardeşlerini, kocalarını, ağabeylerini arayan aileler.

Çocuklarının kemiklerini isteyen anneler...

Ötesi var mı?

Çocuklarına yeri belli bir mezar yapmak isteyen anneler her cumartesi toplanıyorlardı.

Bu 700’üncü olacaktı, olamadı!

Yerini o sevimsiz görüntüler aldı.

Bunca yıl her cumartesi toplandı o anneler, bir şey olmadı da...

Şimdi niye... 700’üncüsünde ne sakınca görüldü de...

Haberin Devamı

O çirkin görüntüleri izlemek zorunda kaldık...

Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmadı o görüntüler!

 

YUNANİSTAN’DA TÜRKİYE’DEN DAHA MEŞHUR! SESİ DE KENDİSİ DE HUZUR VEREN KADIN

Yakışmadı

BAYRAM hediyemdi.

Fide Köksal’ın “Meşk” albümü.

Beni benden aldı.

Nasıl huzur veren bir sesi var.

Bu keşfimi sizinle de paylaşmak istedim.

Hikâyesi de ilginç Fide’nin. 12 yıldır Yunanistan’da yaşıyor. Eşi Yunan. O da müzisyen. Fide pek meşhur Yunanistan’da. İki dilde şarkılar söylüyor, dizilerde oynuyor, televizyon programlarına davet ediliyor, iki ülke arasında köprü kurduğu ve Türk-Yunan dostluğuna katkı sağladığı için ödüller, plaketler alıyor ama Türkiye’de henüz yeteri kadar tanınmıyor!

Bence patlayacak.

Eli kulağında. “Dediydi” dersiniz...

Yakışmadı

- Bayram boyu Meşk albümünü dinledim. Ege’ye, denize, iyot kokusuna, adalara, aşka, hüzne, rakıya pek yakıştı. Ama sen Türkiye’den çok Yunanistan’da tanınıyorsun, neden?

Haberin Devamı

Çünkü 12 senedir aralıksız olarak orada yaşıyorum. Kendime kaygan olmayan bir yol çizmek için durmadan çalışmakla meşguldüm. Türkiye’de tanınmakla yurtdışında tanınmak farklı şekillerde gerçekleşebiliyor. Biraz da tercihlerle alakalı elbette...

- Ne münasebetle orada yaşıyorsun?

Nisan 2006’da bir yarışma için seçilip gittim ve bir daha da bırakmadılar! Konserler, albümler, tiyatro ve film müzikleri derken 12 yıl su gibi geçti. 2011’de Nasso’yla tanıştık ve evlendik. O da besteci ve yapımcıdır. Başyapıtımız, kızımız Artemis de 2014’te aramıza katıldı.

- Peki, senin hikâyen ne? İzmirli kızın Atina’da işi ne?

Yakışmadı

Doğru, İzmir’de doğdum ve büyüdüm. Kalabalık sofraların, curcunanın, düğün, dernek, müzik ve meşkin eksik olmadığı bir aile bizimki. Yunanistan’la bağlantımız Dikili’deki yazlığımızda TRT radyosuna karışıp eve sızan Yunanca şarkılarla sınırlı idi. Ama müzik hep benim aşkım oldu. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Konservatuvarı’nda müzikal okumaya karar verdim. Ve sonra kader ağlarını ördü, dümeni Atina’ya çevirdi...

Haberin Devamı

- Peki 2006’daki yarışma neyin nesi?

Hayatımın dönüm noktası! Atina’ya o yarışmaya giderken orada temelli kalacağımı hayal dahi etmemiştim. Ama kaldım...

 

NÂZIM HİKMET VE MURATHAN MUNGAN ŞİİRLERİNİ YUNANCA YORUMLADI ÖDÜL ALDI

- Şimdiye kadar neler yaptın müzik alanında?

Yunanistan’ın büyük küçük neredeyse tüm şehirlerinde, adalarında, antik tiyatrolarında, Almanya, İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde konserler verdim. İlki “Matomena Homata” (2008) dizisinin soundtrack albümü olmak üzere, Yunanistan’da “Bridges” (2010), “Büyü” (2013) ve “Meşk” (2018) albümlerini kaydettim. George Dalaras, Mimis Plessas, Nikos Kypourgos ve Ara Dinkjian gibi efsane müzisyenlerle çalışma fırsatı buldum. “Dünya Şiir Günü”nde Türkiye’yi temsilen Yunanca simultane çevirisini yapıp yorumladığım Nâzım Hikmet ve Murathan Mungan şiirleri projesinin ödülle onurlandırılması ise benim için tarifi olmayan bir mutluluk.

Haberin Devamı

Yakışmadı

- Kendini kabul ettirebilmek için hiç zorluk çekmedin mi peki?

Kendimi kabul ettirmek için hiç uğraşmadım ki! Yunan halkı samimiyeti sever. Ben de duygularını döküp saçan biriyim. Birbirimizi tanıdık ve sevdik. Ben olmam gereken zamanda, olmam gereken yerde, gülümseyerek şarkı söylemekteydim; onlar da beni evlerinden içeri buyur ettiler...

- Hangi açılardan benziyoruz biz iki toplum?

Biz kelimenin hakiki manasıyla “komşu”yuz. Aynı mahallenin fırınından çıkan kokuyu bilen, meyhanesindeki sesleri, tatları, şarkıları duyan, birbirinin kahvesini içen, derdini dinleyen bir daha hiç düşman olur mu? Belki bir kavgaya tutuşur ama ortak geçmişini unutmaz. Unutmamışlar, unutmamışız. Ben bunu gördüm, yaşadım, yaşıyorum...

 

Haberin Devamı

HAYALİM DAHA ÇOK TÜRK DİNLEYİCİMİN OLMASI

Yakışmadı

- Bundan sonrası için planların ne?

Benimki plan değil, hayal... Hayal kuruyorum. Şarkı yazmaya, söylemeye, paylaşmaya devam edip Türkiye’de daha çok dinleyiciyle buluşma gibi hayallerim var.

- Türkiye’de az tanındığın için üzülüyor musun?

Ben tanınmak için şarkı söylemeyi seçmedim ki! Ama şarkı söylediğim için tanınıyorum. Daha çok Yunanistan’da yaşadığım için de orada daha çok tanınıyorum. “Meşk” albümü daha çok yeni, onu tanıtmak için bir süredir İzmir’de de yaşıyoruz. İlk klibi Atina’da çektik. İkinci klip çekiminde de bütün Halkidiki benim için seferber oldu. Olimpiada’da bir günde Ara Dinkjian bestesi olan Meşale’ye çektik. Yakında izleyeceğiz. Yavaştan ve sakince, inceden inceye tanınmak benim için daha tatlı bir his...

 

Yazarın Tüm Yazıları