"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Vatana millete hayırlı olsun

HEY kardeş!

Hiç lafı eveleyip geveleme...
Başbakan Erdoğan’ı tebrik etmek gerekiyor.
Pardon, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı.
Yüzde 52’yle tepemizde.
Vatana, millete hayırlı olsun!
12 yıl içinde 9 seçim kazandı.
Cumhurbaşkanı da olmak istedi.
Oldu.
Burada ciddi bir başarı var. Sev sevme görmezden gelemezsin, galibiyetini kabul edeceksin, teslim edeceksin...
“Kazandı ama...” demeyeceksin.
Gerekçeler sıralamayacaksın.
Susacaksın.
Bak hâlâ sıralıyorsun...
E o zaman döneydin evine geri, vereydin oyunu!
Hâlâ yazlığından memleketi kurtarıyorsun.
Bir başka grup da, çatı adayını protesto ettikleri için vermedi.
Maşallah, herkes kavgalı zaten memlekette.
30 Mart’ta yüzde 90’lara varan bir katılım vardı, şimdi yüzde 74.13.
Sen oy vermedin, komşun vermedi, tatildeki oğlun vermedi, kızın vermedi bu hale geldik.
Hâlâ konuşuyorsun...
Kazandı kardeşim, ötesi yok!
Böyle giderse, bundan sonra seçimi de kazanacak!
Sen devam et tatilini yapmaya...

Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Atatürk’ten daha uzun süre mi yönetmiş olacak?

BUNLAR da benim seçim sonrası ilk tespitlerim...

* Türkiye’de halkla ilişki kurma konusunda Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerine yok. Onunla yarışacak bir lider de...

* Türkiye Cumhuriyeti’nin yarısına yakını kayıtsız şartsız, ne olursa olsun onun yanında...

* Biz muhafazakâr bir ülkeyiz. Artık bu gerçeği kabullenmeliyiz. Sadece muhafazakârlığın dereceleri farklı.

* AK Parti’nin oyu artmadı. Geçen seçim neyse, aşağı yukarı o. Bu durum AK Parti’nin geleceği için tehlike olabilir ama şimdilik iktidar olmaya yetiyor.

* “Affedersiniz Ermeni!” stratejisiyle MHP’den emanet oylar almayı başardı. Ben artık hiçbir şeyin yanlışlıkla olduğuna inanmıyorum

* Bu seçimde dikkati çeken gözlemlerden biri de, oy vermeyenlerin CHP-MHP toplamına yakın olması. Onlar vermiş olsaydı bugün başka şeyler konuşuyor olabilirdik.

* Oy vermeyenler ikiye ayrıldılar: a) Yazlıkçılar b) CHP’li ve MHP’li olup, adayı boykot edenler.

* Recep Tayyip Erdoğan’ın balkon konuşmaları hiç değişmiyor. Başbakan olduğunda da, “Bütün Türkiye’nin başbakanı olacağım” demişti. Şimdi de “Herkesin cumhurbaşkanı olacağım” diyor. Ve insanlar inanıyor. Bunun böyle olmadığını yaşadık ve gördük. Ama inanıyorlar. Bazı kadınlar onları aldatan adamlara âşıktırlar. Adamlar her türlü şeyi yaparlar, sonra gelir bir şey anlatır, bundan böyle farklı olacağına onları inandırır. O hesap. Hastalıklı bir aşk bu.

* Seçimlerde gözden kaçan bir unsur da, hükümet ve belediye eliyle yapılan ve AK Parti’ye yazan maddi yardımlar.

* Bekir Bozdağ, “Oy vermeyenlerin çoğunluğu AKP’li” demiş. Öyleyse çok üzücü, o zaman çok büyük bir kan kaybına işaret eder. Ama zaten doğru değil.

* Bu seçimin bir başka kazananı Selahattin Demirtaş. Kişiliğiyle aldı oyları. Kampanya boyunca değindiği şeyler, üslubu, tavrı, kadın meselelerine yaklaşımı. Oyları ikiye katlamış olması gelecek açısından umut verici.

* Türk halkının lider değiştirmeyi düşünmesi için büyük bir ekonomik kriz filan gerekiyor. Yoksa kimsenin umurunda değil. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!

* Türk halkı, kendisine benzediğini düşündüğü bir lider bulduğu zaman, ne olursa olsun peşinden gidiyor. O liderin, gücü elinde tutmak için her yolu denemesine hayranlık duyuyor. Kendine benzetiyor ya, belki o başarı kazandıkça, güçlendikçe, kendini de yüceltilmiş hissediyor. Belki değil öyle.

* Recep Tayyip Erdoğan balkon konuşmasında, “Kırgınlıkları geride bırakalım” dedi ama ilk fırsatta başkanlık seçimi savaşları başlayacak bu ülkede. “Anayasayı değiştirmeden olabilir mi?” “Anayasayı değiştirmek zorunda mı?” diye. Yine her kafadan bir ses çıkacak, yine kaos. Yine boynumuza kadar siyasete batacağız!

* Bu seçimin en büyük yanılanı “anketçiler”. Özellikle şiştikleri için mi yoksa manipülasyon yaptıkları için mi böyle oldu henüz çıkaramadık.

* İspanyol Gazetesi El Pais’in tespitine göre, Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk’ten daha uzun süre Türkiye’yi yönetmiş olacak. Okuyunca içim cız etti.

* Bugünden sonra, “Muhalefet mi suçlu, oy veremeyenler mi? Halk mı, siyasi partiler mi?” tartışması devam edecek. Her gün, her gün, her gün.

* Televizyon programlarında, tıpkı deprem sonrası türeyen uzmanlar gibi, hep bu anı bekleyen, ekranlara yerleşen, sabahtan akşama siyasi analiz yapan insanları göreceğiz. İçimiz şişecek.

* Devlet Bahçeli, seçim sonrası yaptığı konuşmada AKP’ye kaptırdığı oyların hesabını veremedi. O yüzden de Erdoğan’a yüklendikçe yüklendi. Fakat insanlar artık bu tür lider itişmeleri kakışmaları görmek istemiyor. İşe yarayacak bir şeyi değiştirecek tartışmaların peşinde. Demirtaş’ın oylarının bu kadar artmasının sebebi de bu. Kendisini Erdoğan üzerinden tanımlamadı, yeni şeyler söyledi.

* Kırgızistan Cumhurbaşkanı’ndan başka birini bulamamış olması AK Parti için eksi puandı. Balkon konuşmasında ne alakaydı? Ziyarete gelmiş. Bir-iki cümle de o etmek istiyormuş. Ezik bir konuk, ezik bir durumdu...

* Ben bile “siyasi analizler” yapıyorum ya, anlayın artık durum ne kadar vahim!

X