"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Şuh ve biri ölmüş gibi bakıp aynı anda seksi olması gereken bir poz veremem ben!

Fırlama, matrak, enerjik ama... En önemli özelliği bence zeki, meraklı ve gözlemci olması. Ve çok üretken. Gupse Özay’ı ‘Yalan Dünya’ ile tanıdık, sonra ‘Deliha’lar geldi. Hem yazdı hem oynadı hem yönetti. Kilolar alıp verdi. Kim ne derse desin, çok iyi işlere imza attı. Ülkenin en beğenilen erkek oyuncularından biriyle beraber. Şimdi de iki yaratıcı çocuk kitabı yazdı. Hoş fikirler var içinde: Komşunun ev terliği, sokak terliği olmak istiyor, asık suratlı birinin bıyığı, adamdan kurtulmak istiyor. Yarattığı Jüpi karakteriyle çocukların ilgisini fena halde çekecek gibi. Pek çok soru sordum, buraya bu kadarı sığdı. Devamı salıya...

Sen benim için bu ülkedeki en yetenekli kadınlardan birisin. Yazıyorsun, çiziyorsun, düşünüyorsun, gerçekleştiriyorsun... Hayal ettiğin rol için manyak kilolar alıp sağlığını tehlikeye atıyorsun. Senaryoyu yazıyor, oynuyor, bir de üstüne filmi yönetiyorsun...

- Çok teşekkür ederim. İnsanın hayran olduğu bir kadından övgü duyması çok güzel.

ÜRETMEK TÜM KADINLARA ÇOK YAKIŞIYOR

Şimdi de çok farklı iki çocuk kitabı yazdın. Harbi yaratıcı kitaplar. Bütün bunları niye yapıyorsun?

- Ya ben boş duramıyorum, üretmeyi seviyorum. Denemeyi seviyorum, denemekten de korkmuyorum. Neyi sevip neye dokunmam gerektiğini iyi biliyorum galiba. İlkokulda tahtaya çıkıp kendi yazdığım skeçleri oynayıp bütün sınıfı güldürürdüm. Bayramlarda da evde yapardım. Yani özünde insanları güldürmeyi ve ortamı yumuşatmayı seviyorum. Bu da seçtiğim alanlarda proje üretmemi sağlıyor. Üretmek insana iyi geliyor.

Sence insanlar seni anlıyorlar mı? Çabanı, kendini ne kadar paraladığını...

- Anlayan da oluyor, gıcık olan da! Ben anlayıp ilham alsınlar istiyorum. Özellikle kadınlar. Çünkü durmadan üretmek ve çabalamak hepimize çok yakışıyor.

Şuh ve biri ölmüş gibi bakıp aynı anda seksi olması gereken bir poz veremem ben

KONU İLİŞKİYE GELİNCE TÜYMEYE ÇALIŞIYORUM

Arada “Ulan ben popomu yırtıyorum, bunlar benim sevgilime takıyor! İlişkim işimin önüne geçiyor!” diye üzülüyor musun?

- (Gülüyor) Birazdan Barış’la ilgili bir sürü soru soracağının hazırlığı mı bu? Evet, hoşuma gitmiyor. Biraz sıkılıyorum. Yani şu an bile bu cevabı verirken, Barış’a ayıp ediyor muyum diye düşünüyorum. Çünkü onun adına da konuşuyor oluyorum. İkimiz de yaptığımız işi çok seviyoruz ama ünlü olma tarafının yapımıza çok uyduğunu söyleyemem! Yıllar geçtikçe daha da rahatsız ediyor bu bizi. Ama yine de durumu iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Çift olarak var olmuyoruz biz, öyle konumlandırmıyoruz kendimizi. Çünkü tehlikeli. İki ‘ünlü’nün devamlı birlikte anılması, bir süre sonra ikisini birleştirip tek kişiye çeviriyor. O yüzden de röportajlarda konu ilişkiye gelince hemen konudan tüymeye çalışıyorum. Bu tüymelerim ve malzeme vermiyor olmam, zamanla bu soruların azalmasına sebep oluyor. Veya öyle olacak diye ümit ediyorum!

Sen ilginç bir kadınsın. Mesela bu röportaja şahane seksi kıyafetlerle gelebilirdin. Fıstık gibisin. Acayip zayıflamışsın. Bir sürü başarılı kadın, en duru ama kadın halleriyle fotoğraflar çektirir. Buna özen gösterir. Ama sen bunu yapmadın. Neden?

- Boş ver ya. Eğlenceli, rahat, pozitif olmak istiyorum. Zaten normalde de yapım bu. Ruh halime, enerjime göre giyinmeyi seviyorum. Mesela bir dergi kapağında şuh ve biri ölmüş gibi bakıp aynı anda seksi olması gereken bir poz veremem ben! İstemem, bir de beceremem, gülesim gelir. O yüzden yıllardır dergi kapağı olmayı da eğer zeki bir fikri yoksa kabul etmiyorum. Ben en rahat halimde var olmayı ve onu göstermeyi seviyorum. Topuklu ayakkabı severim. Ama ayağımı acıtırsa çıkarır yalınayak devam ederim hayata. Gibi...

Bir de nedir bu sürekli Barış Arduç’u yere göğe koyamamalar, seni gömmeler? Sen gülüp geçiyorsun belki ama saçmalık değil mi?

- Evet, belki yanlış bu kadar negatif yorum ama anlaşılabilir bir şey. Geçen gün ilkokul yıllarımdaki günlüğümü bulup okudum. Beğendiğim sanatçıların hayatındaki kişilere küfürler, eleştiriler... Ben de yapmışım yani. Yoğun ve güçlü hayranlıkta oluyor böyle şeyler. Belli bir olgunluk mertebesine ulaşmak kolay değil.

Şuh ve biri ölmüş gibi bakıp aynı anda seksi olması gereken bir poz veremem ben

BEN BARIŞ’A ÇOK HAYRANIM, O DA BANA

Eğri oturup doğru konuşalım: Sevgilini Allah sevdiğine bağışlasın! Evet, yakışıklı, iyi de bir oyuncu ama senin artıların bana göre daha fazla. Millet bunu görmek yerine, niye seni yerin dibine batırıyor sürekli. “Heyyyyt yetti ulan!” diyesin gelmiyor mu?

- (Gülüyor) Artı-eksi yarışı gibi değil ki bu! Barış’ın başka bir kariyer çizgisi var, benim başka. Ben ona çok hayranım, o da bana. Bazı insanlar birinin ilişkisine bakarken, hayran olacak yerleri seçmek yerine, ezip eleştirmek istediği yerleri seçmeyi yeğliyor. Bu, o kişinin hayattaki duruşu, mutluluğu veya mutsuzluğuyla ilişkili diye düşünüyorum. Bir de ben kamera karşısında suniyim.

Nasıl yani?

- Mutsuzsam da mutlu gibi yaparım. Biraz hızlı konuşurum ve heyecanlıyımdır. Yorarım yani. O yüzden oynadığım karakterler de hep antipatiktir dikkat edersen. Oynadığım karakterlerin arkasına sığınmayı severim. Dolayısıyla gerçek hayatta da o karakterlerin enerjisine sahip biri gibi algılanıyorum. Bu da karşı tarafa samimiyetsizlik duygusu geçiriyor. Barış sahicidir, gerçektir, sıcaktır. Yan yana farklı enerjilerimiz var. Beni yerin dibine batırma hissiyatı bu yüzden bence!

GELEN TEPKİLER, BENİM İÇİN İNCELEME ALANI

Vay be! Amma olgun anlattın! Sıkmadı mı yani, “Sen çirkinsin, o çok yakışıklı! Sen ona layık değilsin! Sende ne buldu ki?” muhabbeti?

- Sıkılmadım aslında. Müthiş bir inceleme alanı oldu benim için. Güzellik kalıpları sosyal medya vasıtasıyla daha da güçlendi günümüzde. İşin fenası, yeni nesil artık tamamen bu kaygıyla büyüyor. Bu beni daha çok ilgilendiriyor. Üzüyor da... Yazdığım, oynadığım filmdeki karakter için bile “Ne zaman güzelleşecek bu kız?” diye mesaj atıyorlar. Yani bakış açısı şu: “Başarılı, mutlu ve seçilen olmak için önce güzel olmak gerekir!” Çok fena bir şey bu! Belki ben başarılı oldukça, beni rol model gören gençler “Üreteyim, güçlü, korkusuz olayım, zekâmla poz vereyim!” derler, bunu denerler diye umutlanıyorum.

Bu toplum senden Barış’tan evlenme teklifi aldığını, tek taş aldığını duymak istiyor. Bunun farkında mısın? Eğer almazsan da “Haaa işte, biz demiştik!” diyecekler. Bu sende baskı yaratıyor mu?

- Bu toplum kadından çok şey istiyor. Ben de bununla savaşıyorum. Kadınlar arası rekabet içeriğinde de, teklif, yüzük, yüzüğün boyutu, düğün, gelinlik, balayı mekânı gibi gibi çok fazla yarıştıracak unsur var. Buna mahkûm olmayı doğru bulmuyorum. Ve üstümde baskı kurmasına kesinlikle izin vermiyorum.

Peki çocuk istemiyor musun bu adamdan?

- Çocukları çok seviyorum, çocuğum olsun da istiyorum. Doğursam da, doğurmasam da... Verecek sevgim, ilgim var. Ama hayal ettiğim dünyayı kurmadan, yaşama stresimi azaltmadan, bu kızı tam istediğim noktada görmeden acele etmiyorum. “Çocuk, kısmetiyle gelir!” demek yerine, onu kendi ellerimle diktiğim kısmetlerin üzerinde yuvarlamak istiyorum.

ÇOCUKLAR YEMEK PİŞİREN, TEMİZLİK YAPARKEN ŞARKI SÖYLEYEN BABALAR GÖREREK BÜYÜMELİ

Gelelim yeni yazdığın iki çocuk kitabına... Nereden esti?

- İki yeğenim var. Onlarla zaman geçirmeyi çok seviyorum. Oyun kurmak, masal uydurmak, yaratıcılığı güçlendirici durumlar yaratmak çok çok eğlenceli. Zaten ‘Deliha’nın ilkini çocuklar o kadar çok sevdi ki, ikincisini onları hedef alarak yaptım. Çocuk kahkahası gerçekten dünyanın en güzel şeyi! Filmde yapamadığım absürdlükleri şimdi çocuk kitaplarında yapacağım. Çünkü ben de küçükken gerçeği değil, hayal gücümü harekete geçiren şeyleri duymayı severdim. Einstein’ın “Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir!” diye sözü var. Tam olarak yapmaya çalıştığım şey bu.

Okurken kıkır kıkır gülmelerini istiyorum

Bayıldım yazdığın kitaplara bu arada. Bu acayip fikirler aklına nasıl geliyor? Komşunun ev terliği, sokak terliği olmak istiyor... Asık suratlı birinin bıyığı, onu terk etmek istiyor... Nasıl mesajlar vermeye çalışıyorsun?

- Çok ders kitabı olacak hayatlarında. Ben biraz kıkır kıkır gülmelerini ve hayal güçleriyle dans etmelerini istiyorum! Mesaj kaygım da yok aslında. Her şey bir mesaj içerdiğinde sıkıcı olabiliyor. Ama bu kitaplarda da çaktırmadan mahalle dokusu, etraflarındaki insanları inceleme, hayvanları sevme, gülümsemenin gücü gibi minik minik hatırlatmalar yapıyorum. Dijital dünya çocuklardan sosyalleşmeyi ve temas kurmayı alacak diye ödüm kopuyor.

Karakterin Jüpi sen misin?

- Değilim! Jüpi, Jüpiter’den geliyor. En sevdiği gezegen. Benim de öyleydi. En büyüğüydü çünkü.

Şuh ve biri ölmüş gibi bakıp aynı anda seksi olması gereken bir poz veremem ben

Jüpi’nin yemek yapan bir babası, kitap okuyan bir annesi var. Kendi başına alışverişe çıkıyor. Mahalleliyle arası çok iyi ve muhteşem bir hayal dünyası var. Ezber bozmak için mi yazdın bu seriyi?

- “Jüpi ben değilim!” dedim ama şimdi sen bu soruyu sorunca, aslında benim çocukluğum böyleydi. Bakkal amcalarla arkadaştım, komşu teyzelerin hakikaten terliklerini bilirdim. Bir tek babam yemek yapmazdı. Baba bunu okuyorsan, “Ben balık ayıklamayı bilirim bir tek!” deyip hep mutfaktan tüydün! Artık o dönem bitti! İki kişi de çalışıyorsa, ev işleri paylaşılacak. Çocuklar böyle rol modeller görmeli. Babalar da mutfağa girer ve isterlerse harikalar yaratır. Yaratmalılar. Çocuklar yemek yapan, temizlik yaparken şarkılar söyleyen babalar görerek büyümeli.

Jüpi serisi büyüyecek mi? Tiyatrosu, çizgi filmleri, sesli kitapları olacak mı? Var mı böyle hayaller?

- Çocuklar ve ebeveynler isterse devamı gelir. Seve seve. Dünyanın en eğlenceli şeyi, çocukların muhteşem hayal güçlerini kanatlandırmak. Bunu yapmak insana iyi de geliyor.

İNSAN KENDİYLE ARKADAŞ OLMALI

Birkaç yıl önce yaptığımız röportajda, “Bırakın güzelleşmeyi, evlilik hayali kurmayı, içeriğinize odaklanın! ‘Elmanın yarısı’ klişesini boş verin. Tek başınıza bir meyve olun” demiştin. Tek başına bir meyve oldun mu?

- Evet, bir başka kişiyle birleştiğim halde tek başıma bir meyve olarak kalmayı becerdim. Pek çok insan “Yarımı buldum, şimdi artık başarılı, mutlu, güçlü olabilirim!” diye düşünüyor. Ya da ‘diğer yarıyı bulma’ düşüncesini hoş buluyor. Hayır yahu, sen bir bütünsün. Yanında seninle el ele yürüyecek bir başka bütün bulabilirsin! Hatta ancak o zaman bulabilirsin. Hayatında biri olmadan mutlu olamayan çok insan tanıyorum. Oysa insanın kendisiyle arkadaş olması o kadar güzel ki. Tek başına mutlu olamayan, bir başkasını nasıl mutlu edebilir?

X