"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kim demiş körün dağcılığa, maratona gücü yetmez diye!!!

VE huzurlarınızda görme engelli Necdet Turhan.
47. Yarım Kalan Hayat.
Heykeli dikilecek adam!
Gerçekten öyle.
Müthiş bir azim örneği ve rol model.
Engelli ama çok sıkı başarılara imza atmış, milli olmuş bir sporcu.

Kim demiş körün dağcılığa, maratona gücü yetmez diye

Sıkı durun şimdi...
5 kıtada, 5 maraton koştu ve 4 dağın zirvesine tırmandı.
Herkesin “Görenler yapamaz! Asla kalkışma böyle bir şeye!” demesine rağmen, “Gücüm yeter!” dedi ve yaptı, pes etmedi, başardı...
2002’de New York, 2004’te Atina, 2005’te Japonya, 2006’da Sydney, 2007’de Mısır maratonlarını koştu. Dağlarsa en büyük aşkı...
2002’de Ağrı’ya çıktı, 2008’de Kilimanjaro’ya, sonra Mont Blanc, geçtiğimiz yıl da Colorado’da Sherman tırmanışını gerçekleştirdi.
Şimdi sırada Avustralya’da Kosciuszko zirvesi var...
Ben eminim onu da başaracaktır, ona da gücü yetecektir.
ODTÜ’yü şeref öğrencisi olarak bitiren biri.
Sıkı bir entelektüel aynı zamanda.
Şu anda Duracell’le birlikte görme engellilerin gücünün her şeye yeteceğini kanıtlıyor...
Önümüzdeki hafta Hürriyet/Kelebek/YarımKalanHayat’larda hem kendisiyle yaptığım röportajın tamamını hem de Duracell’den Gülhande İşbilir, Ayça Turgay ve Gökalp Taşkesen’le yaptığım röportajı okuyabilirsiniz...

HAMİŞ
Başlıktaki “kör” lafını özellikle kullandım, Çünkü Necdet Turhan da öyle kullanıyor...


Spor merakınız nasıl başladı?


-ODTÜ’de başladı. ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kolu üyesiydim. İlk aşkım, dağcılık. Atletizm olayına da, dağcılığıma altyapı olması için girdim. Kondisyon artırmak için. İlk kez 2000’de Avrasya Maratonu’na katıldım. Boğaz Köprüsü’nden koşarak geçmek bana büyük mutluluk verdi. Bir de tabii, başka görme engellilere rol model olmak... Avrasya Maratonu’na katılan ilk görme engelli oldum. Sonra da gerisi geldi...

Nasıl koşuyorsunuz? Özel bir tekniği var mı?

-Yan yana koştuğum kılavuz sporcuyla, aramızda bir ip oluyor. O ip sayesinde koşabiliyorum, direksiyon görevini görüyor. Gerçi yıllarca o ipi niye tuttuğumuzu anlayamayanlar da vardı. Atletizm hakemleri dahil! “Şunlara bakın, iple birbirlerini çekiyorlar” diye dalga geçip durdular...

GÜCÜM YETER

Sizden önce maratoncu bir görme engelli oldu mu?
-Hayır! Naçizane Türkiye’de bu işleri yapan ilk benim.

“5 kıtada, 5 maraton, 5 zirve” nereden çıktı? Bu bir meydan okuma mı?
-Yok hayır. Benim kimseye bir şey kanıtlama gibi bir derdim yok. Tamamen dağlara ve doğaya olan tutkum nedeniyle böyle bir projeye kalkıştım. ODTÜ’de Dağcılık Kolu’na girdim. Bey Dağları’nı geçtim, Erciyes zirvesi yaptım, Tahtalı’ya tırmandım. Hep aynı ekiple, ODTÜ’lü dağcılar olarak. Hatta o dönem kendi icadım olan zil tekniğini geliştirdim...

Nedir o zil tekniği?
-Fark ettim ki, dağcı arkadaşlarımın karda çıkardıkları ayak seslerini takip edip iyi sonuçlar alabiliyorum. İlk kez Ilgaz’da bağımsız olarak yürüdüm. Sonra kendi kendime dedim ki, “Önümde yürüyen arkadaşımın çantasına iliştirilmiş sürekli ses veren bir çan olsa benim tırmanışım çok daha kolay olacak...” Böylece kendi icadım olan çan tekniğinin en ilkel şekli ortaya çıktı.

Siz, her şey çok kolay olmuş, gibi anlatıyorsunuz...
-Olur mu? Tabii ki hiçbir şey kolay olmadı! Eğer ODTÜ’de, “Kusura bakma, sen görme engellisin seni dağlara götüremeyiz!” dediklerinde pes etseydim ya da küsüp bir kenara çekilseydim, ne bu tekniği bulacaktım ne de beş kıtada, beş maraton, beş zirve yapacaktım. Ama ben pes etmedim!

Bu gücü nereden buluyorsunuz?
-Bazen benim de kendime hayret ettiğim oluyor. Tabii ki hayal kırıklıkları yaşıyorum. Sendeliyorum, çukurlara düşüyorum, moralim bozuluyor. Ama işte vazgeçmiyorum. “Gücüm yeter” diyorum. Bence bütün sır burada, kendine inanmakta ve devam etmekte...

ENGELLİLERİ SİZ DE ENGELLEMEYİN!

-Beş kıtada maraton koşmaya, beş kıtada dağa çıkmaya karar verince, kimse, “Aaa ne iyi fikir!” demedi En yakınlarım bile, “İyi de görenler zor yapıyor. Sen nasıl yapacaksın ya!” dediler. Yani hayallerimi gerçekleştirmeyi bırak, daha hayal seviyesinde karşı çıktılar!

-Ben de toptan havlu atmak yerine, “Olduğu yere kadar... Ne kadar yapabilirsem, o kadar yaparım!” diye bir savunma geliştirdim.

-Dağlar pahalıydı. “Önce maratonları koşayım” dedim. New York, Atina, Japonya, Sydney, Mısır maratonlarını tamamladım. Sıra dağlara geldi. Ağrı, Kilimanjaro, Mont Blanc ve geçtiğimiz sene Colorado’da Sherman tırmanışını gerçekleştirdim. Tek bir etabım kaldı. Şimdi: Avustralya’da Kosciuszko zirvesi.

X