"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kadınların sokağa çıkmalarının dahi tartışıldığı bir ülkeyiz!

Tabii ki mücadele edeceğiz! Yılmayacağız! Ama bir de gerçekler var, eski KADER Başkanı ve Eşitlik İzleme Kadın Grubu kurucularından Avukat Hülya Gülbahar’la dün başlayan sohbetimiz, bugün de devam ediyor. Evet, yılın son günü için iç acıcı şeyler anlatmıyor. Ama ülkemiz kadınlarının bir bölümü için maalesef hiç de iç açıcı şeyler olmuyor! Benim de yeni yıl kararlarımdan biri, 2015’te kadın meselesi üzerine her zamankinden daha fazla yazıp çizmek. Hazır olun yani!!!

Gün geçmiyor ki kadınlar aleyhine yeni bir inci patlamasın! Onlardan bir tanesi de, “Doğum kontrolü ihanettir” açıklaması. Böyle bir lafa insanın sizce nasıl bir tepki vermesi gerekiyor?
- Kadınların doğurganlıklarının devlet tarafından kontrolü, bir zamanların Almanya, İtalya, Avusturya ve benzeri ülkelerdeki faşist liderlerin toplum mühendisliklerinin bir benzeri. Türkiye’de kadın bedeninin ve rahminin, devleti temsil edenler tarafından bu kadar çok toplum gündeminde tutulması, bu kadar sık “Kürtaj cinayettir, doğum kontrolü vatana ihanettir!” gibi ağır suçlarla birlikte anılması sadece cinsiyetçilik ve muhafazakârlıkla açıklanamaz! Olsa olsa faşizan bir devlet politikasının göstergesidir.

“Fişleme”yle ilgili yeni bir gelişme var mı?
- Olmaz mı! 26 Aralık günü Meclis’e sevk edilen, adı “Kişisel Verilerin Korunması” olan ama gerçekte insanların cinsel hayatları dahil, genetik kodları, sağlık sorunları, özgeçmişleri, katıldıkları toplantılar, izledikleri filmlere kadar fişlenebilmesinin önünü açan bir yasal düzenleme! Bu yeni kanunla, kişilerin siyasi düşünce, din, mezhep, ses kayıtları, parmak izleri, diğer inançları, sendika üyeliği, sağlığı, etnik kökeni vesaire, yabancı ülkelere bile servis edilebilecek!

Kadınların sokağa çıkmalarının dahi tartışıldığı bir ülkeyiz

ANAOKULLARINDA BAŞÖRTÜSÜ!

Başörtüsü meselesinde ne tür gelişmeler yaşandı?
- İlk ve ortaöğretimde başörtüsü konusunda kamuoyunun atladığı bir nokta var: Hükümetin ilk düzenlemesinde, başörtüsünün anaokullara kadar indirilmesi öngörüldü. Kamuoyundan gelen tepkilerle bu aşamada anaokulu yönetmelikten çıkarıldı. Ama iktidar bu konudaki inadından vazgeçmiş değil. Ne yazık ki 2014 yılı, kadınların kıyafeti konusunda tehlikeli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Kendine laik diyen birçok lisede bile kız öğrencilerin etek mi, pantolon mu giyileceği konusunda garip bir demokrasicilik oyunu oynandı.

Nasıl yani?
- İTÜ Lisesi’nde ve Anadolu’nun birçok lisesinde veliler arasında, “Kız çocukları etek mi giyecek, pantolon mu?” referandumları yapılıyor. Çünkü bazı veliler, “Kız çocuklarımız etek giydiği zaman erkekler onların bacaklarını görüyor!” diye şikâyet etmiş. Okul yönetimleri de veliler arasında oylamaya yapıyor. Haliyle muhafakazâr çoğunluklu yerlerde etek yasaklanıyor. Bu mesele sadece kıyafet meselesi de değil. 19’uncu Eğitim Şûrası’nda da gündeme getirildiği gibi karma eğitime karşı çıkmaktır. Yine bu yıl Türkiye’nin birçok kentinde kız çocukları erkek çocuklarıyla ayrı sınıflarda okutulmaya başlandı. Ya da şöyle bir uygulamaya gidildi: Kız çocukları sabahçı, erkek çocukları öğlenci yapıldı. Karma eğitim fiili olarak parça parça rafa kaldırılıyor!

CİNSİYETÇİ SÖZLER LİSTESİNE ERDOĞAN DA GİREBİLİR

Geçtiğimiz günlerde Independent gazetesi, yılın en cinsiyetçi siyasetçi sözleri arasında Bülent Arınç’ı da verdi...
- Evet. Bülent Arınç’ “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içinde kahkaha atmayacak. Nerede öyle yüzüne baktığımız zaman yüzü hafif kızarabilecek, boynunun hafif öne eğecek kızlarımız” sözleriyle listeye girdi. Ayrıca Japon bir siyasetçi o listeye kadın meslektaşına, “Çabuk ol ve evlen!” dediği için girdi. Oysa Sayın Cumhurbaşkanı, okul çağındaki kızların ellerini çabuk tutup bir an önce evlenmelerini, fazla seçici olmamalarını, yoksa gülistandan eli boş çıkacaklarını söyledi. (Gülistan derken, erkekleri gül bahçesi olarak değerlendiriyor herhalde!) Tüm bunları dile getirdiği için Cumhurbaşkanımız da o listede olmalıydı!

SÖYLEMLERİNİN IŞİD’İNKİNDEN BİR FARKI YOK

Bir yıl öncesine göre durum nedir? 15 yıl öncesine göre durum nedir?
- Bir yıl öncesine göre şiddet, eşitsizlik, ayrımcılık artıyor. 15 yıl öncesine gelince, AKP iktidarı öncesinde kâğıt üzerinde de olsa, bir devlet politikası olarak kadın-erkek eşitliği ilkesi vardı. Şu anda yok. Bu, niteliksel bir kırılma. Devlet tarihinde, nüfusun yarısının eşit vatandaş statüsünden çıkarılması bir kırılmadır!

Siz giderek muhafazakârlaşan bu ülkede, kadınlar açısından daha başka ne tür olumsuz gelişmeler bekliyorsunuz?
- Zor bir soru. Ben daha önce, “Bu toplumda bu dikiş tutmaz!” diye düşünenlerdenim. Bugünse maalesef biraz karamsarım...

Tutadabilir yani...
- “Soft IŞİD” dedim ya, söylemlerin çok farkı yok. Mahrem-namahrem. İki araba olmasın. Bülent Arınç’ın o kahkaha meselesinde cep telefonu konusu da vardı. “Kadınlar cep telefonunda lüzumsuz ve çok konuşuyorlar” dedi. Cep telefonu çok önemli bir mesaj topluma. Kadın cinayetlerinin nedenleri arasında sık sık görüyoruz ki, cep telefonunu açtığı cep telefonunu açmadığı ya da cep telefonunda kız kardeşiyle şakalaştığı için öldürülen kadınlar var. Onun için bu cep telefonu sinyali topluma çok ciddi bir uyarı. Aynı şekilde, “çift araba olmasın, tek ve lüks araba olsun”, onu da erkek kullansın! Biz, kadınların sokağa çıkmalarının bile tartışıldığı bir ülkeyiz şu anda. Bu çok vahim bir durum. Bu, IŞİD’in “Yanında erkek olmadan sokağa çıkamayacaksın!” fetvasından farklı mı yani? Topluma “Kadını hayattan eve çeken” fetvalar veriliyor sürekli. Buna itiraz eden kadın, şiddete maruz kalıyor, gerekirse öldürülüyor. Günde en az 5 kadının öldürüldüğü bir ülke haline nasıl geldik biz? Bu söylemlerle... Evet, kadınlar mücadele ediyor. Edecek de... Ama maalesef Türkiye kadın hareketi, dünyanın en yalnız kadın hareketi!


X