"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

İstismara 'iyi hal indirimi' olmasın, sapıkları korumayın çocuklarımıza kıymayın!

ALIN size insanın aklını başından çıkaracak bir vaka daha.

Olay, Gaziosmanpaşa’da geçiyor.

Biri 9, diğeri 11 yaşında iki kız kardeş, geçen yıl eylül ayında yana yakıla polise başvuruyorlar.

Şikâyetleri ne biliyor musunuz?

“Babamız bize cinsel istismarda bulunuyor!”

Allah kahretsin!

Duyduğunda, insanın aklını başından oynatacak cümle işte bu!

Dava açılıyor.

Sonunda mahkeme suçu sabit buluyor ve “istismarcı baba”yı 18 yıl 9 ay hapse mahkûm ediyor.

Bana göre bu ceza az ama neyse, buraya kadar normal olan durum bu andan itibaren fıttırıyor.

Neden mi?

Nedeni şu: Mahkeme “suçu sabit görülen” bu babaya, duruşmalardaki “iyi hali” sebebiyle cezada indirime gidiyor.

Bir, kendi kızları olsun ya da olmasın, 9 ve 11 yaşındaki iki kıza cinsel istismarda bulunan insan dışı bir varlığın, nasıl olur da “iyi hali” dikkate alınabilir???

Besbelli bu adam sapık, anormal, tehlikeli. Söz konusu olan da kendi kızları üstelik. Kendi kızına kıyan başkalarının kızlarına acır mı?

Çok açık, gözü kararmış, bütün kontrol mekanizmalarını yitirmiş insan dışı bir varlık o.

Soruyorum, kızlarına istismarda bulunurkenki hali, nasıl bir hal, iyi bir hal mi?

Olacak şey değil!

Cezasında indirime gidilmesi bu suçun “normalize” edilmesi anlamına gelmez mi?

Bu çok büyük suçu, “İnsanlık halidir, olabilir, bir hata yapmış, inşallah bir daha bu kabahati yapmaz” seviyesine indirgemek değil midir?

Cinsel istismar suçlarında iyi hal indirimi demek, suçun vahametini yok saymakla eşdeğer değil midir?

İki, kayıp çocuklar vakalarında, alelacele, idam isteyen arkadaşlar nerede?

Neden ortalığı inletmiyorlar, “Bu nasıl bir iyi hal!” diye?

Cinsel istismar suçuna iyi hal indirimi verildiğinde sesimiz yükselmeli ki, sapıklara “hak ettikleri” cezalar verilebilsin!

Yoksa daha çok havanda su döveriz.

Olan da küçücük çocuklarımıza olur.

Kıyabilir misiniz?


CECELİ KONUŞTUKÇA BATIYOR

MUSTAFA Ceceli, çocuğunun velayetini almak ve nafaka yükünden kurtulmak niyetiyle öyle bir şey yaptı ki, resmen kendi ayağına sıktı ve öyle büyük bir tepkiyle karşılaştı ki, ne yapacağını şaşırdı.

İstismara iyi hal indirimi olmasın, sapıkları korumayın çocuklarımıza kıymayın

Çünkü konuştukça batıyor.

Kamerayı o yerleştirmemiş.

Görüntüler ona imzasız mail’le gelmiş.

Demek ki, Mustafa Ceceli bu eylemin “suç” olduğunu biliyor. O yüzden görüntüler Amerika’dan “imzasız mail”le geliyor.

“Tek düşüncesi evladı olan bir babayım!” diyor.

Duy da inanma!

O çocuğun, bundan sonra, bu toplum içinde neler yaşayacağına dair en ufak bir endişesi olsaydı...

O görüntülerle kendine fayda sağlamaya kalkabilir miydi?

Bencilliğin, “Benden sonra tufan!” anlayışının tipik örneklerinden biriydi Ceceli’ninki...

Cezasını da çekiyor, bence daha da çekecek.


İŞTE KADIN! HIRVATİSTAN CUMHURBAŞKANI KOLİNDA GRABAR KİTAROVİÇ

O, 1968 doğumlu, iki çocuklu bir anne.

Ve aynı zamanda 2015’ten beri Hırvatistan Cumhurbaşkanı.

İstismara iyi hal indirimi olmasın, sapıkları korumayın çocuklarımıza kıymayın

Hırvatistan futbol takımıyla birlikte, o da son Dünya Kupası’nın yıldızlarından biriydi.

Ülkesinin her maçını izledi.

Hem de en şık elbisesiyle değil, ülkesinin formasıyla.

Sahici, sadık ve ateşli bir taraftardı.

Gol attıklarında çılgınlar gibi sevindi, yediklerinde çılgına döndü.

Ama centilmenliği asla elden bırakmadı. Finali kaybettiklerinde Macron’u tebrik etti.

Takımın ağlayan futbolcularının gözyaşlarını sildi, onlara sarılarak kutladı.

Rusya’ya kendi parasıyla ve taraftarlarla birlikte tarifeli seferle geldi.

Maçlar süresince kendini ücretsiz izinli saydırdı, işe gitmediği günler maaşından düşüldü.

Sıkı yağmur altında bile takımını destekledi.

Bütün sempatikliğiyle takımı gibi Dünya Kupası’nın en parlak yıldızlarından biri oldu.

Bütün sahiciliğiyle maçları izleyen her ülkeden insanın sevgisini kazandı.

İşte kadın olmak bu.

Alkışlar Kolinda’ya!


ALKIŞLAR BİROL GÜVEN'İN OĞLU CEM'E!

BİROL Güven’le konuştum.

“Pek söylemiyorum ama benim oğlum Juilliard’da okuyor, bestecilik bölümünde” dedi.

Mahcup bir şekilde anlattı. Meğer o bölümüne kabul edilen tek Türk’müş. Sadece 3 öğrenci almışlar tüm dünyadan, biri de Cem’miş. Birinci yılını bitirmiş o muhteşem okulda. Geçen ay bir bestesi Viyana’da çalınmış.

Hocası Corigliano efsane bir müzisyenmiş, hem Pulitzer’i ve Oscar’ı varmış, son 5 yılda sadece iki öğrenci kabul etmiş, biri Cem’miş.

Vay vay vayyyy!

Güven ailesi, evlatlarıyla ne kadar gurur duysa azdır.

Cem, inşallah modern müzikte Türkiye’nin gururu olacak.

Seni tebrik ediyoruz Cem, yolun açık olsuunnnn...

Bravo, bravo, bravooo!

HAMİŞ: Cem, geçen sene okuldaki tek Türk’müş, bu sene bir flüt öğrencisi gelecekmiş. Onun da yolu açık olsun!

X