"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Haletiruhiyemiz

-ARTIK her güne, bir “son dakika” haberiyle uyanıyoruz.
-Dua ediyoruz, “İnşallah yeni şehitler yoktur!” diye.
-Genellikle oluyor.
-Toprak kana bulanmış oluyor, gencecik çocuklar şehit oluyor.
-Terörü lanetlemekten, çaresizlikten ve bilinmezliğe teslim olmaktan bir hal olduk.
-Psikolojimiz iyi değil.
-Cümleyi tekrar kuruyorum: Psikolojimiz çok kötü.
-Tedirginiz. Olabileceklerden. Gelecekten.
-Evet, 1 Kasım’a gidiyoruz ama tonlarca bilinmeyen soruyla: Seçimler olacak mı, olmayacak mı? Olursa ne olacak?
-AKP, tek başına iktidar olmazsa ne olacak? O meşhur 400 milletvekili meselesi yani... Darbe mi olacak? Abdurrahim Boynukalın’ın haykırdığı gibi, seçim sonucu ne olursa olsun Erdoğan başkan mı olacak? Nasıl olacak? Bu ülkede neler olacak?
-Bizi nasıl bir Türkiye bekliyor şu anda bilemiyoruz.
-İstenen bu muydu? “Ver oyunu AKP’ye, rahatla” mı? O yüzden mi yaşandı ve yaşanıyor bunca acı? Eğer buysa, evet böyle bir hal yaşıyoruz, ama görünen o ki sonuç istedikleri gibi olmayacak!
-Peki o zaman ne olacak? Yani soru şu: Dip, bu mu?
Dahası var mı?

Bir asker, son nefesini verirken ‘Annem’ der

SOSYAL medyada, şu an yaşadıklarımız üzerine pek çok şey yazıldı, çizildi. Ama bir yazı vardı ki, beni yüreğimden yakaladı. Fahri Gediz’in yazısını sizinle de paylaşmak istedim...
-“Askerliğimi Erzurum’da yaptım. Erzurum’dan ayrılırken yanıma birkaç şey almama izin verildi. Künyem, muayene defterim, tezkerem, bir de kara kaplı günlüklerim.
-O günlükleri askerden geldim geleli hiç açmadım. Bazılarını unuttum, bazılarını ise dün gibi hatırlıyorum. En çok hatırladığım ise, 2-3 sayfada bir “Anne” sözcüğü.
-Askerde insan en çok annesini özler. Sesini duymak için kendini yer bitirir. Geceleri ankesörlü telefonun başında bekleşilir. Arayan, “Oğlum, ben ....’nın annesiyim. Orda mı?” diye sorar. Cevaplayan askerse, “Anne sen merak etme, ben şimdi onu bulurum” der ya da “Anne, o şu an talimde, içtimada, yemekte, ben gelince aradığını söylerim”. Oğlunu ziyarete gelen anneyi başka bir asker karşılarsa, onun elini öper ve “Anne, hoş geldin!” der. Kısacası bir askerin, binlerce annesi, oğlu asker olan annenin de binlerce oğlu olur.
-İnanır mısınız, koca koca adamların, yorgan altında “Annem, annem” diye ağladığını duydum ben. Kazık kadar adam olarak bir türküde annemi hatırlayıp, ben de ağladım.
-Asker adam pislikten, komutandan, yemekten, nöbetten, sigarasızlıktan, yorgunluktan, uykusuzluktan çekmez annesizlikten çektiği kadar. Şehit olan askerlerimiz, son sözü söyleyecek vakit buldular mı bilmiyorum ama buldularsa emin olun son sözleri, “Anne!” olmuştur.
-Bir askere hangi şehirde, taburda, koşulda olursa olsun, “En çok neyi özledin?” diye sorarsanız ilk kelimesi “Annem”dir. Bir askerin, son nefesini verirken son kelimesi de “Annem”dir.
-Ne acıdır ki, anneliğin kutsal sayıldığı bu topraklar, annelerin yüz yıllardır en çok ağladığı topraklar. İşte, yemeden-içmeden büyüttükleri yavruları ellerinden kayıp giden annelerin ahını alanları hangi sözcüklerle lanetlemek gerekir, bilmiyorum...

16 yıl sonra kavuştular


EVSİZLERE her gece çorba dağıtan Şefkat-Der üyesi Ayşe Tükrükçü aradı. Ve bunca karanlık haber içinde beni çok mutlu eden bir haber verdi.
Haber şu: Sokaklarda büyüyen Veysel, 16 yıl sonra annesine kavuştu. Bu da bizim gazetede yayınlanan haber sayesinde oldu.
Anne-baba ayrılıyor. Baba, İstanbul’a göç ediyor, çocuklarını da yanında getiriyor ve izini kaybettiriyor. Gözü yaşlı anne Sultan, yıllarca çırpınıyor, çocuklarını arıyor, ama bir türlü çocuklarına ulaşamıyor.
Aradan 16 yıl geçiyor.
Bu arada küçüğü Yunus, Çocuk Esirgeme Kurumu’na veriliyor, oradan kaçıyor. Büyüğü Veysel, babadan şiddet gördüğü için sokaklarda yaşamaya başlıyor.
Biz de geçtiğimiz aylarda, evsizlerin haberini yapmıştık. Prensip olarak insanların fotoğraflarının gazetede yayınlanması için izin istiyoruz, sormadan kimsenin fotoğrafını basmıyoruz. Veysel de izin verdiği için bastık.
Ve güzel bir şey oldu.
O fotoğrafları gören annesi, oğluna benzettiği için Ayşe Tükrükçü’ye ve derneğe ulaşıyor.
Ortaya çıktı ki, Veysel ve kardeşi Yunus, onun izini kaybettiği çocukları.
16 yıl sonra kavuştular.
Artık sokaklarda yaşamayacaklar!
Ne güzel...

X