"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Cennete 181 basamak

2015 yazının en önemli keşiflerinden biriydi benim için.

Kalkan’da 13 odalı bir butik otel: Villa Mahal.
Evlilik yıldönümümüzde gittik.
Böyle bir deniz yok.
Böyle bir günbatımı yok.
Böyle bir romantizm yok.
Böyle bir cennet yok.
Zaten dünyaca ünlü turizm dergisi Condé Nast Traveller ‘Avrupa’nın en romantik oteli’ seçmiş. Daha ne olsun?
Ama galiba bütün bu saydıklarım kadar, o cennetin bir kadının eseri olması da beni etkiledi...
Ve o zaman düşündüm, Tanrı belki de kadındır!
İpek Tolbas’ı tanımanızı istedim...

Cennete 181 basamak

Bu cennetin ‘İpek Hanımı’sınız! Sizi tanıyalım... Nerelisiniz?
- Gölcük, Kocaeli, Yüzbaşılar Mahallesi...
Aile?
- Medeni ve sevgi dolu bir aile. Babam bahriyenin meşhurlarından. 40 senesini denizin altında geçirmiş müthiş biri. Annemse bir Karadeniz kızı. Mükemmel bir anne ve aşçı. Kardeşlerin en iyisi de benimki.
Ne okudunuz?
- Düsseldorf’ta görsel iletişim ve grafik tasarım.
Kaç yıl Almanya’da yaşadınız?
- Ooo dile kolay, 18 yıl! 1974-1992 arası. Bir Alman kocam da oldu, 12 yıl evli kaldım.
Almanlardan öğrendiğiniz en önemli şey?
- İnsanların sana inanabilmesi ve güvenebilmesi için sahip olunması gereken şeyleri öğrendim.
Nedir onlar?
- Ne yapıyorsan iyi yap. İyi ol. Çalışkan ol. Dürüst ol. Emeğe saygı duy... Bir de orada ileriyi görebilme yeteneğimi geliştirdim.
Kişiliğinizi nasıl tanımlarsınız?
- Ben net biriyim. Yalandan, riyadan, hırsızlıktan nefret ederim. Aşırı detaycıyım. Biraz da kontrol manyağıyım. İşletmemde olan en küçük şeyden bile haberimin olmasını isterim. Ama insanları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi de severim. Zor karar veririm ama karar verirsem de kati olur. Pozitif ve şeffaf kişiliklerden hoşlanırım. Bir de galiba romantiğim.

Cennete 181 basamak

Kocam “Ben mi, burası mı” dedi Villa Mahal’i seçtim, boşandık


Kalkan’ı nasıl keşfettiniz?
- Tesadüfen, seyahat esnasında. Tepeden görür görmez âşık oldum.
Peki ya Villa Mahal? Gerçekten burayı yüzerken suda mı gördünüz?
- Evet, yüzerken zeytin ağaçlarının denize kadar uzandığı, kayaların dalgaları kucakladığı bu el değmemiş yer dikkatimi çekti. Şöyle bir baktım. Ve burayı almaya karar verdim.
Buranın ilk halini nasıl tanımlarsınız?
- Zeytin ağaçlarından başka bir şey olmayan, dik bir tepeydi. Ama Kalkan Koyu’na hâkimdi ve güneş inanılmaz güzel batıyordu.
Burayı görür görmez bugünkü halini hayal ettiniz mi?
- Yok canım. Otel yapmak aklımda bile yoktu. “Burası benim yuvam olmalı!” dedim.
Hangi aşamalardan geçerek böyle bir yere çevirdiniz?
- İşte o, zaman içinde oldu! Bir kere bu araziye ne ulaşım, ne yol, ne elektrik ne de su vardı. Önce bir yol açılması gerekiyordu. Tekneyle malzemeler getirildi. Arazinin en üst noktasına yapılacak olan ilk bina için kazma kürekle bir patika açıldı. Arkasından teknelerle kıyıya gelen malzemeler eşek sırtında bu patika üzerinden taşındı. Şu an bu patikanın yerinde meşhur 181 basamağımız bulunmakta. Ve bu basamaklar da, bizi cennete götürmekte. Tabii ki cennete çıkarken biraz zorlanacağız ama hiçbir güzelliğe de terlemeden ulaşılmıyor!

Cennete 181 basamak


Siz, zoru seviyorsunuz...
- Hem de nasıl! Elmalı evlerinin çatılarındaki eski kiremitleri toplayıp eşeklerle taşımaya başlayınca ve işçilere bu kiremitlerin teker teker el fırçalarıyla temizleneceğini söyleyince bütün işçiler kaçtı! Bu sayede Elmalı köylüsünün kiremitleri altın değerine ulaştı. Otelin her yanında bu kiremitlerin kullanıldığını görebilirsiniz. Neticede burada bir inşaat başlatabilmek başlı başına bir olaydı. Teknolojinin yetersizliği, Kalkan’da bu işleri yapabilecek kalifiye eleman olmaması, işçi bulunamaması gibi zorluklarla karşı karşıya kaldım. Ama gördüğünüz gibi yılmadım!
Niye sadece 13 villa? Açgözlü olmadığınız için mi?
- Tabii ki! “Ne kadar az, o kadar öz” deyişinden yola çıktım. Zeytinlerimi korumak benim için her şeyden daha önemliydi. O güzelim zeytinlere kıyamadım...
Burayı Villa Mahal yapmak için ne kadar çabaladınız?
- Tam 27 yıl! Zaten Villa Mahal’in de anlamı ‘doğru yerdeki villa’. Hiçbir zorluk beni yıldıramadı. Elektiriğimi vermediler, jeneratör çalıştırdım. Suyumu vermediler, taa Kalkan’dan kendim pompaladım. Çöpümü almadılar, arabamla çöp taşıdım. Yani neticede bütün altyapımı kendim yaptım. Mimar oldum; mühendis oldum; mutfağa girdim, aşçı oldum; hesap tuttum; temizlik yaptım...
Bir kadın gerçekten de isterse tek başına her şeyi yapabiliyor mu?
- Evet. Bu da onu mutluluğa eriştiriyor. Yeter ki içimizdeki kuvveti keşfedelim!
Kocanız peki? O ne oldu?
- Benim kendimi keşfettiğimi hissedip beni kaybetme korkusuyla, “Ben mi Villa Mahal mı?” diye sordu. Cevabım, “Villa Mahal” oldu.
Sizin çocuğunuz burası mı?
- Evet, çocuk yapacak zamanım olmadığı için burası çocuğum sayılır. Her taşında emeğim var. Her diktiğim ağaç, en az 20 yaşında. Her köşesinde bir anım var bu otelin.
Sadece odaları değil, mobilyaları da çiziyorsunuz. Grafik tasarımcı olmak bütün bu işleri kotarmanıza yetiyor mu?
- Tabii ki aldığım eğitimin etkisi var. Ama meraklı olmamın da var. “Ben sadece bunu yaparım” hiçbir zaman demiyorum. Her şeyi öğrenmeye, kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum.

Cennete 181 basamak

Avrupa’nın en romantik oteli seçildi

Condé Nast Traveller tarafından Avrupa’nın en romantik oteli seçildiniz ve kapak oldunuz. Bunun için ne rüşvet verdiniz?
-(Gülüyor) Condé Nast Traveller ile tanışmam 90’lı yılların ortalarında oldu. Bana postayla ‘Avrupa Otel Rehber’i kitabını gönderip bu kitapta yer almamı istediler. Ben kitabı gördüğümde ürktüm. Zira bu kitapta Avrupa’nın en lüks otelleri yer almaktaydı. O zaman benim otelim yedi odalı, sade ve sahil kısmı da bugünkü kadar gelişmiş değildi. Ayrıca Dalaman Havalimanı bir kulübeyi andıran bir yerdi, anayollar da dar ve gelişmemişti. Dolayısıyla ben de “Bu kaliteli misafirleri buraya getirmeye kalkarsak rezil oluruz, olmaz” deyip tekliflerini reddettim. Fakat kendileri ısrarla Türkiye’de butik otel aradıklarını ve Avrupa’da bu tarz misafir potansiyeli olduğunu söylediler. Sonunda kabul ettim. Tam 20 senedir Condé Nast Johansens’ta yer alıyoruz. Ayrıca Condé Nast Traveller ve Luxury Hotel Magazine’de de defalarca röportajımız oldu. Bunların dışında Amerika’dan Travel and Leisure, İtalya’dan Dove, Hollanda’dan Living Magazine, Almanya’dan Geo Magazine gibi dergilerde yer aldık. İngiltere’deyse Sunday Times’ın ‘The 10 best views in the World - Dünyanın en iyi 10 manzarası’ başlığı altında bizi tanıtması patlak veren nokta oldu. 2007’de otele ilave ettiğim Mahal Villaları yine Sunday Times’da ‘The top 10 villas in South Turkey - Güney Türkiye’nin en güzel 10 villası’ listesinin en başında yer aldı. Bugün bütün sezon boyunca hiç boş kalmayan bu villalar, Kalkan’da yeni bir mimari tarzının örneği oldu. Türkiye’deyse 90’lı yıllarda sadece Marie Claire Maison dergisinde yer aldık ve bir de Sevan Nişanyan’ın Küçük Oteller Kitabı’nda tanıtıldık, o kadar...

X