"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

200 adımda ergenlik rehberi

Ömür Kurt yine önemli bir iş gerçekleştirdi. “200 Adımda Ergenlik Rehberi” hazırladı. Bir ergen annesi olarak pek çok sorumun cevabını buldum. Esaslı uzmanlarla soru-cevap şeklinde geliştirmiş. Yazar iyi niyetli, uzmanlar iyi niyetli. Hepsi geleceği kurtarmanın çocukları kurtarmaktan geçtiğine inanıyor.

Tebrikler Ömür! Yeni bir kitap daha doğurdun: “200 Adımda Ergenlik Rehberi.” Ergen bir kızım olduğu için bir çırpıda okudum. Teşekkür ederim, bir sürü şey öğrendim. Soru-cevap şeklinde yazılmış olması da, okuma kolaylık sağlıyor. 8 uzmanı karşımıza getirmişsin. Hadi başlıyorum sormaya… Nereden çıktı bu kitap?

-İki yıl önce Hürriyet Kitap’tan, “200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi” çıkartmıştık. O kitap, bir çiftin bebek yapmaya karar vermesinden, çocuk 6 yaşını bitirinceye dek geçen süredeki çocuk eğitimini içeriyordu. Bu kitap da onun devamı olarak doğdu.

Ergenliğe kafayı niye taktın?

-Aslında ben bütün olarak çocukluğu önemsiyorum. Çocukluk, bir insanın hayatının temeli! O temel ne kadar sağlam atılırsa, gelecekte toplumda yer edecek yetişkin birey de o kadar sağlam olacaktır. Oysa biz yanlış çocuk eğitiminin korkunç sonuçlarını görüyoruz bugün. Tacizlerle, tecavüzlerle, hırsızlıkla, yalancılıkla… Bir zamanlar çocuk olanlar, bugün bu korkunç kötülükleri yapıyor insanlara, hayvanlara, doğaya! Bunu düzeltmek için ben, öncelikle anne- babaların ve öğretmenlerin eğitilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Kafayı taktığım şey işte bu!

Çevrende ergenlerle ilişki konusunda şikayeti olanlar var mı?

-Var. Bazıları, çocuklarıyla fena halde kavgalı. Bunu üzücü buluyorum. Sürekli emreden, çocuklara neyi, nasıl yapması gerektiğini söyleyen anne babalardan yıldım! Rahat bırakın çocukları, onları dinleyin, onları uygun ortamlar yaratın yeter! Çocuklar kavgaya gelmez. Buna kimsenin hakkı yok. “Benim çocuğum, istediğimi yaparım” diyen anne-babaları affedemiyorum. Biz, çocuklarımızla nasıl konuşmamız gerektiğini bilmiyoruz. Anne- babalarımızın hatalarını şimdi kendi çocuklarımıza aktarıyoruz. Bu yanlışın düzelmesi gerek! Bu kitap bir nebze olsa yardımcı olacak diye düşünüyorum.

Peki var olan ergenlik kitaplarından farkı ne?

-Aradığınız hemen hemen her sorunun yanıtını bulabiliyorsunuz. Bir de uzun uzadıya da anlatmıyoruz, soru- cevap şeklinde, açık, anlaşılır ve temiz bir Türkçeyle açıklıyoruz. Üstelik bu kadar farklı konuyu bir arada anlatan başka bir kitap yok. Bu konuda iddialıyım!

Pek çok farklı alanda uzmanları konuşturmuşsun. Kim onlar?

-Hepsi de müthiş insanlar! Çocuk Gelişimi Uzmanı Prof. Dr. Arzu Yükselen, Psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Kırcı, Eğitim Danışmanı Pedagog Prof. Dr. Norma Razon, Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, Davranış Bilimci Prof. Dr. Selçuk R. Şirin, Yazar ve Şair Sunay Akın, Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli…

Bu isimleri neye göre seçtin?

-Sözüne güvenebileceğimiz insanlar onlar. Bu toplumun iyiliğini isteyen insanlar. İyilik için çalışmayan hiç kimseye güvenemem!

200 adımda ergenlik rehberi

GELECEĞİ KURTARMAK İSTİYORUM

BUNUN YOLU DA ÇOCUKLARI KURTARMAKTAN GEÇİYOR!

Sen kendini nasıl tanımlıyorsun? Artık bu işlerin uzmanı mı oldun?

-Yok canım, uzmanlık denemez. Ben gazeteciyim. Soru sorarım. Farklı görüşleri okurum, sentez yaparım, halka en iyisini sunmaya çalışırım. Üstelik bu, benim için salt bir iş değil, toplumsal bir görev. Geleceği kurtarmak istiyorum. Bunun da yolu çocukları kurtarmaktan geçiyor!

HER ŞEYE “EVET” DEMEK ÇOCUKLARA YAPABİLECEĞİNİZ EN BÜYÜK KÖTÜLÜK!

Kitabın vermek istediği en önemli mesaj ne?

-Sağlıklı toplum için sağlıklı çocuk eğitimi!

Peki bunun yolu ne?

-Anneleri-babaları ve öğretmenleri eğitmek! Çocukları sevmek başka, onların yararını düşünerek hareket etmek başka. Biz, bu ikisini karıştırıyoruz. Onlara zaman zaman, “Hayır” demek, sevmediğimiz anlamına gelmez. Her şeye “Evet!” demek de onlara yapacağımız en büyük kötülüktür! Pek çok örnek var kitapta…

Aileler, en çok hangi konularda zorlanıyor ergenlik döneminde?

-Ergenlik zor gerçekten! Hem çocuk hem de anne baba için. Hormonlardaki değişim, çocuk ve ebeveyn çatışması, cinsellik, yalnız başına karar verme, yalnız kalmayı isteme, başına buyruk olma, kapıyı çarpıp çekip gitmek isteme gibi pek çok isteği ve sorunu var ergen bireyin. Anne-baba ise bunu anlayamıyor. Oysaki sakin ve dengeli bir iletişim, her şeyi yoluna koyabiliyor. Ergenlik sürecinde, anne-baba tavsiyelerinin yerini, arkadaş tavsiyeleri alıyor. Çocuklar, anne babalarıyla çok daha az, ama arkadaşlarıyla çok uzun zaman geçirmek istiyor. Bir ebeveyn, çocuktaki bu isteği kavrar ve ona uygun ortamlar hazırlarsa, çocukla iletişimini kurtarır. Benim konuştuğum uzmanlar böyle diyor.

Bu uzmanların hepsi, ergenlikle ilgili gerçekten de çok değerli şeyler aktarmış. Sen en çok hangilerinden etkilendin?

-Toplumsal yanlışlarımız zannettiğimizden fazla! Dinledikçe, “Eyvah… Eyvah!” dedim. Örneğin, “Eğer ödevini yaparsan, parka gitmene izin veririm!” gibi sözlerin, bütün bir hayatı nasıl etkilediği, evin içinde yalan söylemenin çocuğun kişiliğini nasıl sarstığını, “ayıp- günah” gibi kavramların, onların duygularını nasıl bastırdığı ve ne kadar korkunç sonuçları olabileceğini öğrenmek beni çok düşündürdü. Bazen, “N’olacak canım?” dediğimiz bir şey, bir çocuğun yüreğinde fırtınalar kopartabiliyor. Çok daha dikkatli olmalıyız. Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun deyişiyle, “Her çocuk, bir potansiyel. Biz, o potansiyelin farkında olmalıyız.” Eğer anne- baba ya da bir öğretmen bunun farkında olursa, o potansiyelden müthiş iyi bir insan meydana getirebilir. Ama farkında olmazsa, o kişi, katile bile dönüşebilir. Bu gerçeklik bana dehşet verici geldi!

ÇOCUĞUNUZLA ARKADAŞ FİLAN OLMAYIN SİZ ANNESİ- BABASISINIZ!

Çocuk yetiştirirken doğru bildiğimiz yanlışlar neler?

-Örneğin uzun yıllar anne babalara, “Çocuğunuzla arkadaş olun” denildi. Meğer bu çok büyük bir hataymış! Arkadaşlıkta eşitlik var. Arkadaşınızla eşit ilişki kuruyorsunuz. Anne-babalık öyle bir şey değil. Sonra, arkadaşlar değişebilir. Ama anne-baba tektir. Bir diğer yanlış, “Sen sus, bilmezsin!” tavrı… Oysaki çocuklar her şeyi bilirler, duyarlar, anlarlar. Hatta, anne babaların zincirlenmiş düşüncelerine karşı en özgür ve önyargısız yanıtları onlar verirler. Çocuklarla konuşmak gerekiyor.

ESAS AMAÇ MUTLU ÇOCUK YETİŞTİRMEK OLMALI

Mesele, başarılı çocuk yetiştirmek mi, mutlu çocuk yetiştirmek mi?

-Kitaptaki bütün uzmanlar, amacın mutlu çocuk yetiştirmek olması gerektiğini vurguluyor. Eğer bir çocuk, mutlu bir yetişkin olursa, istediği şeyleri yapmasına izin verilirse, başarılı olmaması için hiçbir sebep yok. Ama baleye yeteneği olan bir çocuktan doktor olmasını beklerseniz o hem mutsuz olur hem de başarısız!

ERGENLİĞİN BİR GEÇİŞ SÜRECİ OLDUĞUNU VE GEÇECEĞİNİ MUTLAKA SÖYLEYİN!

Ergenlikte beslenme ne kadar önemli?

-Çok. Hormonların en hızlı değiştiği dönem. Bu konularda, Taylan Kümeli harika bilgiler verdi bize. “Eğer ergenlik döneminde kilo kontrol altında tutulmazsa, gelecekte çok büyük sorunlara sebep olur” diyor. Örneğin şeker hastalığı, kalp, obezite ve çok daha fazlası…

Daha yeni, genç bir kadın, 20 küsur yıldır Blumia olduğunu açıkladı. Ergenlikte bu tür sorunları nasıl yönetmek gerekiyor. Tüm o gençler, bu çağın, “Zayıf ol!” sloganlarından etkileniyor…

-Günümüzde popüler kültür, dergiler, televizyon programları hep bir ağızdan bir “ideal kadın tipi” öne sürüyor. Sürekli zayıf olmayı dayatıyor. Herkes böyle bir bombardıman altında ama ergenlik tüm bunlardan etkilenmek için daha uygun bir dönem. Çünkü çocuklar, sivilcelerinden bile rahatsızlar, kendilerini hiç beğenmiyorlar. O yüzden tehlikeli! Kitapta uzmanlar, çocuklara, “Ergenliğin bir geçiş süreci olduğunu ve mutlaka geçeceğini” söylemenin önemli olduğunu vurguluyor. Sağlıklı, iyi ve mutlu bir ergenlik için, ilk çocukluktan itibaren kendini sevmenin önemli olduğu çocuğa anlatılmalı.

ÇOCUĞUNUZLA OYUN OYNAYIN MUTLU OLMAK İÇİN BU ŞART!

Bütün uzmanların birleştiği ortak bir nokta var mı?

-Evet. Hepsi de, oyun oynamanın mucizevi gücünü çok önemsiyorlar. Oyun, herkesi bir araya getiriyor. Yaşlı da olsa genç de olsa bir insan oyundan hiç kopmamalı. Bu, mutlu olmak için de şart.

“Gelecek korkusu yaşayan bir ebeveyn olmayın!” deniliyor kitapta… İyi de böyle bir dünyada bu mümkün mü?

-Haklısın, biraz zor ama imkânsız değil. Biliyorsun benim bir yeğenim var, Günce. Önceki röportajımızda hikâyeyi konuşmuştuk. Kardeşimi, yani onun babasını bir trafik kazasında kaybettik. Onunla gerçek anlamda sohbet etmeye de o zaman başladık. Sohbet etmek, bir çocuğun eğitimi için çok önemli. Biz Günce’yle her konuda sohbet edebiliyoruz. Sorduğum sorulara verdiği yanıtlar beni büyülüyor. Bazen çok zor sorular da sorduğum oluyor, bir şekilde yanıtlıyor. Kendi kendime kaldığımda, “Evet” diyorum, “Günce’ye güveniyorum. O, kendi yolunu bulacak. Üstelik o yolu biz çizmeyeceğiz, kendisi çizecek. Biz de o yolda ilerlerken ona yardım edeceğiz!” Benim formülüm işte bu… Ve oyun! Oyun oynarken hem ben kendimi çok iyi hissediyorum hem de o…

ÇOCUĞUN GURURUNU İNCİTMEK GELECEĞİNİ YARALAMAKTIR! 

Ergenlikte anne ve babaların asla yapmaması gereken şeyler neler?

-Yasak koymak, bağırmak, çocuğu küçümsemek, yetersiz olduğu konuları yüzüne vurmak, onu aşağılamak, başkalarıyla kıyaslamak, başkasının yanında hatalarını dile getirmek gibi davranışlar asla olmamalı. Üzücü ki, bizim toplumumuzda bunlar çok yaygın. Çocuğun gururunu incitmek geleceğini yaralamaktır!

Peki çocuğa “Yapma!” demek neden işe yaramaz?

-Uzmanlar yaramadığını söylüyor. Yeryüzünde her şey, neden sonuç ilişkisi içinde ilerliyor. Eğer bir çocuğa, yapmasını istemediğimiz şeyin sebebini açıklamazsak, anlayamaz; dolayısıyla anlamlandıramaz. Bir keresinde yeğenim Günce, bahçedeki ağaçların yapraklarını kopartıyordu. Ona “Yapma!” demedim, “Nasıl ki saçımızı çektiğimizde ve kopardığımızda canımız acırsa, ağaçların yapraklarını kopardığımızda da onların canı acır. Yapraklar da ağaçların saçları” dedim. Küçücüktü o zaman, ama beni hemen anladı, yaprakları koparmayı bıraktı. Çünkü empati kurmayı öğrendi. Bazı isteklerimizi çocuklara yaptırmak bu kadar kolay aslında. Hangi yöntemi benimsediğimiz önemli…

ÇOCUKLARA YASAK KOYMAYIN!

Ergenlik çağı, çocukların her şeyi sorguladığı, merak ettiği bir dönem. Anne-babalar nasıl uyanık olacak?

-Yasak koymayarak… Açık bir iletişim ortamı içinde büyüyen, kendine güvenildiğini hisseden hiçbir çocuk gizli iş peşine düşmez. Çocuklara güvenmek lazım. Çocuklar iyi insanlardır. Doğumla başlayan bir süreçte çocuğun mizacını tanır, ona göre bir ebeveynlik benimsersek, çocuğun doğru gelişmesini sağlayabiliriz. Nasıl ki yetişkinliğin temeli çocukluksa, ergenliğin temeli de bebeklik ve ilk çocukluk. Biz o süreçlerden itibaren ergenliğe yatırım yapmalıyız. Her koşulda güven ilişkisi kurmalıyız. Bu öylesine önemli ki. Aile içindeki karşılıklı güven ilişkisi, çocukları gizli işlerden de korur.

200 adımda ergenlik rehberi

ÇOCUKLARIN TELEFONLARI KARIŞTIRILMAMALI!

Çocukların telefonları karıştırılabilir mi?

-Bence hayır! Annemin veya babamın benim telefonumu karıştırmasını istemezdim açıkçası. Ancak ev içinde mutlaka bazı şeylere şahit oluruz. Örneğin bir çocuk, sürekli telefonundakileri siliyorsa, gizli gizli birileriyle yazışıyorsa, orada çeşitli sorunlar var demektir. Eğer mecbur kalınırsa, “Senin için endişeleniyorum. Telefonundakileri bana göstermeni istiyorum” demek çok daha dürüstçe ve iyi bence.

ÇOCUK-ERKİL BİR AİLE YETİŞMEK ÇOCUĞA ZARAR VERİR

Çocuk-erkil bir aile yetişmek peki…

-Bence zarar verir. Eskiden anaerkil ve ataerkil kavramları vardı, şimdi çocuk-erkil aile diye bir şey ortaya çıktı. Bu, çocuğu dünyanın merkezine koyan bir yaklaşım. Elbette ki zarar verir. El bebek gül bebek büyütülen, her isteği yerine getirilen çocuk, bir gün tek başına kaldığında dünyanın merkezinde olmadığını görecek. Peki, o zaman ne olacak? Bir anne-babanın çocuğuna bundan daha büyük bir kötülüğü dokunamaz herhalde…

ÇOCUKLAR, PRENS YA DA PRENSES DEĞİLDİR!

BİREYDİR, BİREY OLARAK DEĞER GÖRMELİLER

Çocuklara, sürekli prens-prenses muamelesi yapmak iyi mi peki?

-Kesinlikle değil! Kitaptaki uzmanlar, buna şiddetle karşı çıkıyor. Hiçbir çocuk prens ya da prenses değildir. Onlar birer bireydir ve birey olarak değer görmelidir.

“Otoritenin olduğu yerde yaratıcılık ölür!” deniyor kitapta, açar mısın?

-“Onu yapamazsın, buraya gidemezsin! Saat 9’da yatacaksın, saat 8’de okula gideceksin” diye sürekli kuralların ve yasakların olduğu bir ortamda yaratıcılık nasıl gelişsin ki? Çocuğu, düşünmeye sevk etmek gerekir. Güzel bir örnek var kitapta: “Çocuklar, duvarları çizmek ister. Anne ise kıyameti kopartır. Oysaki çocuğun çizmeye ihtiyacı vardır. O halde çocukla bir anlaşma yapıp, ‘Burası senin duvarın, burayı istediğin kadar çiz, ama diğer yerlere dokunma, anlaştık mı?’ demek çocuğa belli bir alanda özgürlük vermektir ve onun yaratıcılığını geliştirmesini sağlar.”

EVLENİP ÇOCUK YAPACAĞIM

Sen bütün bunları öğrendikten sonra, “Aman Allah’ım çocuk yapmamak lazım” dedin mi?

-(Gülüyor) Hayır, tabii ki demedim! Hatta bilerek çocuk yetiştirmenin daha çok önemli olduğunu kavradım. Evlenip çocuk yapacağım.

Bu kitaplar devam edecek mi, menopoz ve andropoza kadar…

-Çocuk kitapları yazmaya devam etmek istiyorum. Son kitabım “Yaban Ördeği Ailesinin Göç Yolculuğu” çocuklar tarafından öylesine sevildi ki, onlara söz verdim, sonbaharda iki yeni çocuk kitabı yayımlayacağım…

X