Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Böyle bir bebek çalınması yok, kahrolsunlar

Yetiş Ayşe’ye bazen öyle hikayeler geliyor ki, ihtiyaç yardımları dışında.

Doğruluklarından şüphe ediyoruz Merve’yle çoğu zaman, bir yandan da “ya doğruysa?” diyoruz. Araştırmadıklarımız oluyor ama araştırmadan duramadıklarımız da. Aslında onlar da yardım amacıyla yazıyorlar, bazı vakalarımız oldu, yollara bile düştük onlar için doğruluğunu tespitten sonra.
Şimdi bir tane daha geldi çok az zaman önce. Ben bu kadar yabancı dizi izlerim ve de film, yazılanları okuyunca yok dedim, yok böylesini dizilerde dahi görmedim. Merve avukat aynı zamanda sağ kolum, her şeyim, ona anlattım; “Ayşe” dedi, “araştıralım, tüylerim ürperdi.”
Ülkenin ta bir ucundan bir hikaye. Aileyle geçtik temasa. Bize e- postayı atan baba. Konuşunca telefonda o ağlayan adamla, dedim ki “imkanınız var mı, bir otobüse atlayıp gelebilir misiniz?” “Geleceğim” dedi, “kızımı, gelinimi alıp.”
“Ama” dedim, “sizin için sade haykırabilirim, bir de o pisliğin beni aramasını bekleyebilirim. Kanıtımız bile yok.”
“Senden” dedi, “kızımın hayatına son vermemesi için bir psikolog istiyorum, onu bize ayarla Ayşe Hanım, bu rezilliği de duyur, yeter bize.”
Geldiler…
Şimdi onların, daha doğrusu babanın ağzından okuyun, baba Mustafa olsun arada araya giren, kızımız Aslı, gelin de Leyla.
-Nasıl oldu bunlar Mustafa Bey, inanamıyorum, öncelikle çok geçmiş olsun. (Aslı hüngür hüngür ağlıyor, el ele oturuyoruz)
Mustafa: Aslı aşık oluyor, adam evli, boşanacağım diyor, ben de her baba gibi Aslı’ya iki kötek atıyorum öğrenince. Sözüm tabi geçmiyor, adam eve gelip bana “baba” diyor, bizim evde bir gece imam nikahı kıyılıyor, “bakın artık helalim” diyor. Adam bize uzak oturuyor. Gerçek aile evini bilmiyoruz, Aslı’ya ev açıyor. Ev burnumuzun dibinde. Babalığıma edeyim.
Fakiriz biz, adam desteğini bizden eksik etmiyor.
Her geldiğinde “bakın” diyor, son telefon konuşmalarını gösteriyor, “avukat Salim, şimdi yine en son onunla konuştum, geldim. Az kaldı sonuna geldik”, espri yapıyor; “ah Aslı’m senin için iki dükkan, bir ev gitti, aman sen benim ol da yeter ki.”
“Anne” diyor hanımıma, “analı kızlı pişirdin mi?”
Ayşe: hatalısınız önce imam nikahı yapmışsınız evli adamla.
Mustafa: babalığıma edeyim diyorum ya Ayşe Hanım, öldüreyim mi kendimi, aklımdan belki kaç kere geçti.
(bu soruları sorarken içime edeyim, Aslı orada yahu!)
Aslı bağırıyor; “Yeter baba!”
Yerimiz az olaya geliyoruz…
Ve Aslı bir gün eve geliyor, pislik de akşam yine yemeğe.
Ve muhteşem açıklama Aslı’dan geliyor; “Ben hamileyim.”
Herkes seviniyor, baba “Kızım boşanana kadar bekleseydiniz” diyor.
Damat olacak olan; “kısmetimizmiş baba” diyor.
Aslı’ya diyorum, “sen anlat.”
Ayşe: Nasıl anladın hamile olduğunu?
Aslı: Kan testinden, bizde öyle buralarda pek öyle her yerde eczanelerde test satılmaz, adetim gecikmişti, hem de bayağı çok. Sonra hadi doktor dedim, ha bugün, ha yarın dedi, gidemedik.
Ve geliyor şok.
Aslı: Bir sabah uyandım.
Ayşe: Ne zaman?
(Gelin Leyla beş hafta olmalı diyor)
Aslı: Altı hafta sanırım. Yatak kan revan içindeydi. Hemen aradım onu ağlayarak, gel bir şey var. Leyla da geldi, devlet hastanesini aradık, zaten olayı anladık, bebeğimi düşürmüşüm, belli. Allah seni kahretsin dedim beni hastaneye hiç götürmedin, hala da boşanmadın. Benim karım bütün çocuklarını evde doğurdu dedi, kaç da düşük yaptı, Allah yaşamasını istememiş Aslı’m.
Haklı belki dedim. Bizim cep telefonlarımızda internet var, çok okuyan insanlarız biz ama yaşadığım düzen, yer itibariyle hayatımız tezat.
Ayşe: Sonra?
Aslı: Sonrası ölüm bana. (Hıçkırıyor) Ben üç gün sanki ölüyüm, kanamam durmuyor, ağrılarımın tarifi yok, sürekli kusuyorum, bir hap içip ölmek istiyorum. Abimle Leyla; “yok” dediler, “Gidiyoruz devlet hastanesine, şehir dışına.”
Ayşe: O da geldi mi?
Aslı: Söylemedik ki.
Sonuç;
(o kadar çok ağlıyor ki korkuyorum katılacak, bir şey olacak diye, baba da ağlıyor, hepimiz ağlıyoruz, yahu nasıl ağlanmaz ki)
Aslı: Bana kürtaj yapılmış. İçimde kan pıhtıları var. Rahim ağzımda dişliyle çekilme gözüküyor.
Ayşe: nasıl yapar ki hayvan?
Aslı: Uyku ilacı kullanırdı, evde vardı, her gece de bana süt verirdi, tek aklıma gelen süte karıştırdı, sonra da birini getirtti, çevre çok. İşin en kötüsü bir aydır ben adet görmüyorum artık, şimdi İstanbul’da yine baktırdık, bende sineşi diye bir hastalık var, bu da rahim ağzımı çokça zorlamalarından, çok çekmelerinden, fazla içimi kazımalarından…
Belki bundan sonra hiç çocuğum olamayacak.
Telefonda bu kadar fazlasını konuşmadığımızdan aklım falan yerinden gidiyor.
Ayşe: Açıkla adını, ona bunları anlattın mı? Nerde şimdi, en son ne zaman konuştunuz? Yakalayalım polise şikayet edelim… Ay ne yapsak diyorum.
Aslı: Ne adı, ne sanı, ne telefonu hiçbir şeyine ulaşamıyoruz Ayşe Hanım.
Amacım, tek amacım benim imkanlarım olmadığı için ne olur beni düzgün bir psikologa ve jinekologa yönlendirin.
Kadınlar kızlar da her şeye dikkat etsinler. Okusunlar, gazete okusunlar, her yerde artık internet de var, tek isteğim, tek dileğim bunlar...
Ayşe: Sana söz diyorum, üzülme söz.

Ayşe’nin notu: ev sahte bir isimle tutulmuş, kimlik sahte, cep telefonundan hiçbir şeye ulaşılamıyor. Ancak adamın resmini çizdirip dağıtacaksın. Csi, fbi, parmak izi… Mit girecek devreye… Ay ben çözemedim, bir halt olmaz gibi yani ama soracağım gerekli birimlere.

Nota ek: zaten neyi kanıtlayacaksın, dua etmek en güzeli. Bir gün Allah seni karşıma çıkarsın bir yerde diye. Ya da havale edeceksin Allah’a işte.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI