"Ayşe Aral - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral - Kelebek

Tavuk mu yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan...

Hangisi birbirinden çıkar diye yüzyıllardır sorulur herhalde bu mizahi soru.

Ama daha önemlisi civciv hangisinden çıkar?
“Elbette yumurtadan çıkar Ayşe!” diyenler kaybetti!
Niye mi?Çünkü artık civcivler Abraham Poincheval’dan çıkıyor!
İlk duyduğumda ben de çok şaşırdım ama vallahi de doğru bu.Yani üstteki cümleyi yanlış okumadınız.
Paris’te Abraham Poincheval adında bir sanatçı kafayı nedense civcivlere takmış.
Bu adam tavuk gibi kuluçkaya yatmış. Ve başarmış!
Kuluçkaya yattığı 10 yumurtanın birinden civciv çıkmış.
Üç hafta boyunca üzerine oturmuş ve 37 derece sıcaklıkta tutmuş.
“Derdi neymiş bu adamın?” demiştim kendi kendime.
Meğer bu sanatçının bir amacı varmış.
Bir erkek figürün embriyo büyütmesini göstermek, başkalaşım ve cinsiyet sorusunu gündeme getirmek!
Sanata ve sanatçıya saygım sonsuzdur ancak biraz garipsedim ben bu olayı.
Evet niyeti iyi olabilir belki ama her ne olursa olsun bu amacını bir canlı üzerinden gerçekleştirmek çok doğru gelmedi bana.
Neticede bu sanatçının yaptığı bir gösteri ve kendi kişisel amacı ya da başarısı için canlıları kullanması bana göre yanlış.
Yumurtaları olması gereken kuluçka ortamından farklı bir yerde çatlamaya zorlamak yanlış değil mi?
Sanatçı, civcivleri yumurtalardan çıktıktan sonra çiftliğine götüreceğini açıklamış.
İyi ki bunu açıklamış, içimiz rahat etti!
Açıkçası ben karşıyım böyle girişimlere.
Doğanın bir dengesi var, Allah üreme yeteneğini sadece dişilere vermiş.
Bunu kurcalamak ya da değiştirmeye çalışmak gereksiz olur bence.

Vicdansız kadın...

Haberin görüntülerini izlediğimde kanım dondu.
Geçen gün İstanbul’da bir kadın yeni doğmuş bir bebeği sokağa bıraktı.
Ama ne bırakmak! Akıl alır gibi değil.
Görüntüler bir işyerinin güvenlik kamerasından alınmış.
Akşam saatlerinde bir kadın görülüyor.
Tanınmamak için çarşaf giymiş, yüzüne peçe takmış.
Yalpalaya yalpayala yürüyor sokakta.
Hava o kadar soğuk ve rüzgarlı ki kadının üzerindeki çarşaf uçuşuyor.
Kadın gayet soğukkanlılıkla ilerliyor ve park etmiş bir arabanın arkasına eğiliyor.
Kucağındaki şeyi arabanın arka tekerleğinin dibine yerleştiriyor.
Ve hızlıca uzaklaşıp gidiyor oradan. Kamera kayda devam ediyor tabii.
Bir süre sonra insanlar o park halindeki arabanın etrafında toplanmaya başlıyor.
Ve gittikçe kalabalık artıyor.
O kadın kundağa sarılmış bir bebek bırakıyor o tekerleğin altına.
Daha bir günlük bebek, kız bebek.
Yeni doğmuş, ağzı süt kokan bir masum, bir melek...
O cani kadın ölsün diye bırakıyor o arabanın altına yavruyu.
Rüzgarlı ve soğuk havada bebek zaten ölür, soğuktan ölmezse araba çalıştığında ölür zaten.
Allah’tan iyi insanlar var hâlâ...
Hemen sağlık ekiplerini çağırıyor mahalleli, bebek kurtuluyor.
Bebeği bırakan kadını arıyorlarmış.
Niye arıyorsunuz ki, neden yani?
Bebeği o vicdansız kadına vermek için mi?
Bebeği geri alsa belki yine öldürmeye çalışacak!
Hayvanlar doğurduğu yavrusunu bırakmıyor, koruyup kolluyor tüm kötülüklerden.
Bu kadına insan da hayvan da denemez!
Böyle bir yaratığın içinde ne merhamet olur ne de Allah korkusu.
Madem bakamayacaktın, neden doğurdun be kadın?
Hadi doğurdun neden ölüme terk ettin?
Hiç olmazsa cami avlusuna bıraksaydın, bir insan görür alır da hastaneye, karakola götürürdü.
Milyonlarca kadın çocuk sahibi olabilmek için çırpınıyor, tonlarca para harcıyor tedavilere.
Bu taş yürekli de daha bir günlük bebeği ölsün diye sokağa bırakıyor!
O kadın iyi ki tanınmamak için yüzünü saklamış.
Bir yerde denk gelseydi bana parçalardım o vicdansızı!

X