"Ayşe Aral - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral - Kelebek

Sevgilinin bir altı, arkadaşın bir üstü...

Memlekette olaysız gün geçmiyor, acı üstüne acı yaşıyoruz, unutulası yanı yok. Hiçbir şey olmasa bile o gün söylemler, onlar bunlar insanı “yetti artık” noktasına getiriyor.

Bunların yanı sıra başka acılar da yaşanıyor. 8 yaşındaki bir kız çocuğumuz okul bahçesinde kalp krizi geçirip ölüveriyor. Bir kebapçının çocuk oyun odasına bir psikopat girip, elindeki kimyasal maddeyi çocukların üzerine atıyor.

Ama işte insanlar yaşadıkça da hayat bir şekilde devam ediyor ve ateş her zaman olduğu gibi düştüğü yeri yakıyor.
Bazen havadan sudan yazınca tokat yiyoruz ama inanın e-posta yoluyla şu mesajları da alıyoruz:
“Bıktık artık... Allahtan başka bir şeyler yazıyorsunuz da kafamız dağılıyor. Çünkü neyi okusak, hangi kanalı açsak kötü... Her şey fena...”
Kolay değil işimiz valla.
Çünkü bizim bir şeyleri takip etmemek, okumamak, izlememek, gündemden uzak kalmak gibi bir lüksümüz yok asla.
Bu yazı da öyle, hayata dair... Hayat devam ettikçe, insanlar yaşadıkça, kadın-erkek ilişkileri de devam edecek.
Şimdilerde gençlerde de, benim gibi hafif geçkinlerde de bu başlık pek geçerliymiş.
Sevgilinin bir altı, arkadaşın bir üstü!
Neymiş? Artık bir sürü insan tam sevgili değil ama arkadaşlığın da bir üstü düzeyinde olacak ilişki kurmayı tercih ederlermiş.
Böylesi daha güzelmiş.
Düşündüm...
Peşinen “bana uymaz” dedim.
Ama yine düşününce uyanlara da lafım olmaz kanaatine vardım.
Aslında bu da ülkemizin sorunu...
Nasıl derseniz... Hayattaki imkânsızlıklar, yaşam kalitesinin düşük oluşu, yarınını görememe, güvenememe, insanların uzun süreli ilişkilere girmelerini engelliyor. Birçok genç, bu dünyaya çocuk getirmeme kararını çoktan vermiş bile.
Hâl böyle olunca insanlar sorumluluk taşımak istemiyor.
Birisine uzun süreli bağlanmaktan çekiniyor.
Bir erkekle bir kadın, zaman zaman kadınla kadından, erkekle erkekten daha iyi arkadaş olabiliyor.
Saatler, günler, baştan peşin peşin hesaplı kitaplı olmayınca, şartlı şurtlu işler yapılmayınca, hayat daha az yorucu ve eğlenceli geçebiliyor. Hesabı kitabı olmayan her şey insana daha çok haz veriyor.
Çatışma yoksa tadından yenmiyor.
Yahu yazdıkça benim bile iştahım kabarmaya başlıyor.
Ama bir şey var; ya sonunda biri diğerine âşık oluverirse? O yola çıkılırken, acaba bu durum hesaba katılıyor mu?
Alışkanlıklardan vazgeçmek pek kolay olmuyor.
Ya da “sevgilinin bir altı, arkadaşın bir üstü”, ansızın “Ben birine abayı yaktım” der giderse?
Ya da kalırsa hamile?
Yok, ben son üç beş satırda yine vazgeçtim, bu iş benlik değil...

X