"Ayşe Aral - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral - Kelebek

Ne falcıyım ne de medyum

Zati öyle yeteneklerim olaydı önce kendi kapımın önündeki çöpleri temizlerdim.

Kapımın önü pislenmeden önce şaka bir yana, bakın görün tez zamanda dünyada evlilik diye bir şey kalmayacak.
Herkes evlenmekten korkar oldu artık...
Ya bir gün boşanırsam o zaman yaşanacaklardan!
Bugünlerde en büyük âşıklar bile evlenirken akıllarından bir gün boşanabilirizi geçirmiyorsa ben de yarın istifamı vereceğim!
Onu da bilin.
Gerçi şimdilerde herkes kendini maddi olarak koruma altına almakta bir şekilde. Ama ya çirkeflik niye?
Yaşadığın, paylaştığın her şeyin, manevi değerlerin korunması nerede?
Evlenirkenki senle, o düğün resimlerindeki melek yüzlü halinle, boşanırken mahkeme salonunda bir resim versen yan yana korkutursunuz herkesi kesinlikle.
Kin, öfke, tiksinti ve gizli mesaj gözlerde “dur daha hesaplaşacağız” bakışları...
Salak bir kadınsan, kocanı ömrünün tek birikimi olarak görüp de evladiyelik saydıysan, o salonda ağlamaklı gözlerle bakacağın tek kişi de hâkim olur ancak.
Vah arkadaşım vah...
Bak bir de boşanamama hali vardır.
Bilirim Yetiş Ayşe’likten bu durumları.
Çok sorarlar bana, idmanlıyım diye.
Daha bir tanesine boşan diyemedim. Niye mi? Burası Türkiye!
Ah bacım dedim, ah kardeşim, ah okurum, ah Fatma, Leyla, Aslı, Kerime...
Oturunuz oturdunuz yerde.
Şiddet yoksa elim kolum bağlı kızlar...
Mesela Ece Erken!
Severim Ece’yi.
Öyle yalan söyleyecek kız değildir.
Açıklamalarını okuyunca içim acıdı.
Ne kadar güzel de olsan, ister ünlü ol ister ünsüz, kadınsan eğer kocanla yaşayacakların aynıdır.
İstisnalar vardır elbet, benim sözüm kötü davrananlara!
Koca zengin de olsa fakir de olsa, adalet Türkiye’de kadını parçalar, yolar!
Dedim ya yakında artık şu evlilik olayı bitecek tüm dünyada.
Bize yansıması da şu olacaktır belki de. Bizim köylerimizdeki gençlerimiz de nefes alacak, başlık parası derdi kalkacak.
Kan davaları bitecek. Her şehrimizin raconu ayrı ama onlar da nefes alacak.
Karı koca kavgaları bitecek.
Siz aileler zaten ne kadarını biliyorsunuz ki kapalı kapıların ardını?
Aldatmalar azalıp yol olacak.
Miras davaları olmayacak.
Eğer böyle olmasaydı şu anda Kayahan’ın mirası için kızıyla karısı mahkemelik olur muydu?
Tarihler boyunca ve hala kimler nelere hangi kâğıtlara imza atmış da hiçbiri ağızdan çıkan iki kelime kadar kıymetli olmamış!
Seni asla bırakmayacağım, ölene kadar yanındayım sözleri binlerce imzadan daha kıymetlidir.
Seni çok seviyorumlarla başlayan mektuplar, mesajlar hala özeldir.
Duygu evlilikleri olsa keşke insanları birbirine bağlayan.
Sevgi, aşk boşanırken gösterir büyüklüğünü.
Evlenirken kabul görmeyen geline “aman da benim kızım ne kadar güzelmiş” diyen kayınvalide, istenmeyen damadı yere göğe sığdıramayan baba...
Evlilik süresince hepsi baş tacı edilir ama mahkeme salonunda yıllarca içlerinde biriktirdikleri kini, öfkeyi kusarlar.
Ailelerin nasıl çirkinleştiklerine inanamazsın!
Senin oğlun zaten kızıma böyle böyle yaptı derler, senin kızın da şöyle şöyle derler...
Hani ne oldu biricik damadına, kızına?
Ayşe’nin notu: Benim köşem benim fikrim bunlar. Amacım kimseyi etkilemek ya da “boşanın evlilik kötüdür” demek değil...
Eski evlilikler gibi olsa, varıp yine ilk güvendiğim adamla yarın evlenirim. Mümkünse doktor olsun, hep bir doktora kaçasım vardır çocukluğumdan beri...

X