Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hamile kaldıktan sonra...

 Günlerden bir gün hamile olduğunu fark ediyorsun.


Sevinç çığlıkları atıyorsun.
“Oley oley” diye bağrınıp duruyorsun.
Yaşın kaç olursa olsun, sevgilinden ya da kocandan hamile kalmanın hiçbir farkı yok.
Havaya giriyorsun etrafındaki herkese karşı.
“Artık ben çok değerliyim” diye düşünüyorsun.
Naz yapıyorsun birilerine.
“Dikkat! Kırılacak eşya!” gibi davranılsın istiyorsun.
Ama bir yandan da korkuyorsun.
“Ya hamilelik sırasında bir şey olursa bebeğime ve bana” diye korkuyorsun.
Hemen ikinci sıraya atıyorsun kendini, daha şimdiden bebeğin için “önemli olan o” diyorsun.
Ve geçiyor dokuz ay öyle böyle...
Kimi için dertsiz, kimi için azıcık dertli.
Ama o bebeğini kucağına almanın hazzı var ya...
Müthiş bir duygu.
Müthiş bir haz.
Anlatılamaz...
Bir de gururlusun tabii ki.
Yoktan var ettin bir insanı.
Allah’ın sana verdiği mucize bu.
Sonra ver elini çocuğunu büyütmece...
Ağlarsa ağlayacak gibi oluyorsun.
Gazı varsa sen ondan çok şişiyorsun.
Ateşi çıkarsa veya başka bir hastalıkta “Allah’ım ne olur ondan al bana ver” diye dua ediyorsun.
Yıllar geçiyor, geceler geceleri gündüzler gündüzleri kovalayıp duruyor...
O bebek büyüyor, sen ise yaş alıyorsun.
Ve çocuğunla arandaki sevgi katlanarak büyüyor.
Seninle aynı tarzda bir çocuk belki olmuyor.
Zevkleriniz uymuyor.
Gün geliyor yediğin içtiğine bile karışıyor.
Bir anda her şeyi senden daha iyi bilirmiş hale geliyor.
Bir konu hakkında seninle iddialara giriyor...
Giydiklerine burun kıvırıyor.
Saçına ve hatta makyajına karışıyor.
Sürekli vık vık ediyor, tepende boza pişiriyor...
Seviyorsun çocuğunun bu hallerini de.
O seni kaale alıyor diye düşünüp seviniyorsun içten içe.
Bir bakmışsın ki senin özel hayatına bile müdahale ediyor.
Sen sıkıysa onun ilişkisine müdahale et!
Yapamıyorsun...
Anne olarak saygı duyulmayı bekliyorsun bir yerde.
Evladın için neleri göze aldığını, nelerle boğuştuğunu anlasın istiyorsun. Hatalarımla sevaplarımla beni sevsin diyorsun.
Yanlış yapıyorsam onun gözünde, beni anlamaya çalışsın istiyorsun.
Hatta otursun benimle konuşsun, dertleşsin diye umut ediyorsun.
Beklentin saf ve salt sevgi oluyor işte.
Sana zaman ayırmasını bekliyorsun.
Senin onun için gösterdiğin özverinin onda birini sana yapmasını bekliyorsun bir anne olarak.
Onun kafasına göre yanlış yaptığın bir olayda “Aman boş ver, yaptıysan vardır bir bildiğin annecim” desin diye gözünün içine bakıyorsun...
Sevgi artarak çoğalıyor sende.
Ama dur ya, o da her ne kadar belli etmese de seni seviyor.
Aynılarını ben anneme yaptım, benim kızım da bana yapıyor.

X