Bize bunlar gerek....

Tam bir kabustum bir sene önce.Hiçbir şeyden zevk almıyordum, bitkin ve bezgindim.

Haberin Devamı

İnandığım şeyleri sorgular olmuştum.
İşi abartıp Allah’a da soru soruyordum “niye” diye, “niye ben” diye...
Hep beni mi buluyordu hastalıklar ve şanssızlıklar!
Hep mi ben tökezleyecektim...
6 yaşından beri gündüz gece dua eden ben, önce gündüz dualarımı boşlamaya başladım.
En son felç geçirdikten sonrada akşam dualarımı da aksatır oldum.
Allah beni sevmiyor herhalde diye düşünmüştüm.
Kimselere kötülük yapmamıştım, ufak tefek yalanlar dışında bir kul olarak iyiydim aslında.
İmkanlarım el verdiğince herkese yardım ederdim.
Resmen hayata küsmeye başlamıştım.
Sonra farkındalık geldi vurdu beni. Üstüne gitmeye karar verdim bu durumun.
Hastalıklarımı, şanssızlığımı yenecektim.
İlk olarak Allah’tan özür diledim.
“Kusura bakma Allah’ım, sana karşı biraz fevri davrandım, yine dua edeceğim, sana ayrıca teşekkür ederim. Bu kadar hastalık geçirdim yine sapasağlam ayaktayım, eşim dostum, kızım, annem, kardeşim çok şükür sağlıklılar. Başımın üstünde ısınacağım bir çatı var, beni sevenler var. Gazetem var, köşem var. Yiyebiliyorum istediğim her şeyi, içebiliyorum... Şükürler olsun.”
Sonra...
Bu yaz size de yazdığım gibi Özlem’le “heal yourself” yani kendini iyileştirme adında çalışmalar yaptık, farkındalığım iyice arttı.
Hızımı alamadım Metin Hara’ya gittim ve Beki İkala Erikli’ye.
Her biri hayatıma yeni kapılar açtılar.
Ayrıca bu deneyimlemelerime dışsal temizliği de ekledim, kendimi sevmemin önemini kavradım ve arkadaşım Dilek Avşar’la çalışmaya başladım. Kendime ve dış güzelliğime de özen gösteriyordum artık... Kendime güvenim geldi diyebilirim.
Şimdilerde bir kişiye daha gidiyorum, kim olduğu bende saklı kalsın ama inancımı yükseltti o da.
Başıma gelen her şeyi kendimizin yarattığını ve aydınlanmam için bu yaşam derslerinin verildiğini söyledi Allah tarafından.
Bu dört kişinin farklı metotları olsa da hep aynı şeyi söylediler bana. Sonuç hep aynı kapıya çıktı.
Teslim ol, her şeyin bir zamanı var ve o doğru zaman seni bulacak.
Geçenlerde Instagram’da geziniyorum, Dalai Lama’nın hesabı çıktı karşıma.
Hemen takibe başladım. Onu takip edince şunu da bunu da takip edebilirsin diye öneriler çıkıyor ya karşına, hemen hepsini takibe aldım.
Ve inanamadım, onlar da hemen beni takip etmeye başladılar.
Her birinin mesajı yine aynıydı...
Bekle olacak... Doğru zaman... Hastalıklar beyninde... Allah’a inan... Teslim ol.
Anı yaşa, ne dünü ne de yarını düşün. Sev, çok sev...
Yardım et, sabırlı ol, gülümse. Negatif konuşma, hiçbir zaman negatif insanları da yakınında tutma. Kendini çok sev...
Ben başarılıyım, ben yetenekliyim, bolluk bereket içinde yaşıyorum, çok sağlıklıyım.
Bu ve bunun gibi pozitif her şeyi söyleyin. Bir süre inanmadan söyleyeceksiniz belki.
Asgari ücretle ev geçindirmeye, çocuklarına bakmaya çalışan biri nasıl bolluktan bahsedebilir ki?
Siz söylemeye devam edin, bir süre sonra bilinçaltınız buna inanmaya başlayacak ve işte o zaman her şey gerçekleşecek.
Yeter ki inanın, önce Allah’a sonra kendinize ve dediklerinize.
Kendimi çok seviyorum, herkesi çok seviyorum...
Eskiden off off çekerdim, şimdi ohh ohh diyorum. Alıştırın buna kendinizi, bir süre sonra ağzınızdan ohh ohh çıkacak.
Ben çok mutluyum, güzelim, akıllıyım, yetenekliyim, bolluk ve bereketle sarılı etrafım.
En önemlisi Allah’a teslim ettim kendimi....
Mutlu hafta sonları hepinize, Ayşe’den kucak dolusu sevgiler...
Ayşe’nin notu: Bu yazıyı yazdığım sırada sevgili arkadaşım Beki İkala Erikli’nin öldürüldüğünü öğrendim.
Ne tesadüftür ki bugün asistanım Aslı’yla Beki’yi konuşmuştuk, bize malum mu oldu nedir bilemem ama melek insan Beki’nin ölümü bizi derinden sarstı.
Aklım almıyor, hâlâ inanamıyorum... Sevgi diyen, melekler diyen birini kim, neden öldürür?
Canım Bekim ışıklarda uyu, zaten melektin, şimdi kanatlandın uçtun aramızdan. Bize öğrettiklerin için çok teşekkürler. Sevgi dolu sesin hep kulaklarımızda olacak.

Yazarın Tüm Yazıları