Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bakalım hayırlısı

Gergin ve düşünceli bir dönemdeyim, sıkça okuyanlarınız belki diyeceksiniz ki “aaa pek şaşırdık, hayırdır, hâlbuki genelde hiç değilsindir.”

Valla aslında şeker ve uysal bir tipimdir, bakmayın yazılarıma sıkıntıdayım bu ara.
Şimdi benim gerginlik tavana vurunca nereden anlarım; elektrikli aletlerden, ampullerden.
Daha önce de yazmıştım, ben elektrikli aletleri bozarım.
Bilgisayarım çöker, tabletim bozulur, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi...
O birkaç gün içinde hangilerine çıktıysa piyango hayata veda ederler.
Toprak kurtuluşum olur bu zamanlarda, yalın ayak günde saatlerce bas basabildiğince Ayşe.
Şimdilerdeki gerginliğimin sebebi hala ev bulamamış olmam ve annemle yaşamak zorunda kalmam.
Yirmi dört senedir tüm evlerinin kontrolünü kendi tekelinde tutan ben, ana bile olsa başkasının kontrolü altında yaşayamıyorum işte.
Kadıncağıza da eziyet, günah neticede.
Huysuzluk yapıyorum istemeden.
Bir surat, bir küslük hali ki ben küs kalamam kimseyle.
Emlakçılar da ısrarlarıma rağmen beni trilyoner sanmaya devam ediyor.
Mesajlarda sıfırları mı fazla koyuyorum, konuşurken dilim sürçüp fazla sıfır mı söylüyorum, sürekli saray yavruları geziyoruz, nasıl bir imaj yaratmışım?
Bu gidişle ben ev bulamayacağım.
O nedenle ev bulana kadar annem ile de daha fazla bu beraberliği sürdüremeyeceğimize göre kendime yaşayacak yeni bir yer bulmalıyım.
Ev üstüne ev olmaz, ben bundan sonra sevgilim ya da evleneceğim adam dışında kimseyle yaşayamam, onu da anladım.
Nerede yaşayacağım?
Değişik bir yer olmalı.
Bana bir şeyler katmalı, hatta belki bir süre uzaklara gitmeliyim. Yahu şu hayata bir daha mı geleceğim? Bozmalıyım dengelerimi.
Hostelde yaşayabilirim. Gençlerle, gezgincilerle takılabilirim.
Gençlik aşılarlar bana, sadece krem ve estetikle olmaz bu halt ya.
Otelde yaşayabilirim.
Bayılırım zaten. Beş yıldızlısından ama ne malzeme çıkar bana.
Hep böyle bir otelde çalışmak istemişimdir.
Bodrum’da yaşayabilirim ama benden entel, dantel olmaz.
Ben onları severim de onlar benden sıkılabilirler. Salamam kendimi, dert olurum orada benim entellerin başına.
“Manikürcü nerde var? Çantalarım sığmıyor bu eve, senin eve koyabilir miyiz yarısını Leyla acaba?”
Avm yok, trafik yok, havaya mı küfür edeceğim, arkadaşıma mı, nasıl deşarj olacağım acaba?
Yavru vatana gidebilirim.
Bakarsınız parayı da vurur, gelirim. (kumar güzel bir şey değildir, şaka)
Ya da ikinci vatanıma giderim; İngiltere’ye.
Evet, ikinci vatanım diyorum, çok anısı var bende diye.
Üniversite okuduğum o ülkeye... Minik bir ev tutarım, gündüzleri bir lokantada, geceleri bir barda barmaidlik yaparım.
Kıytırık bir araba alırım, bar kapanırken “hey guys, see you tomorrow, good night” derim.
Yazılarımı oradan yazarım.
Yahu pardon benim bu sezon için Türkiye’de televizyon projelerim vardı.
Olsun, ben de BBC’ye giderim, kapıdan içeri ne yapar eder girerim ya da kapıdan çıkan herkese kendimi bir şekilde gösteririm.
Hayalini kurabildiğin her şeyin olma ihtimali varmış ya, neden olmasın?
Neyse on- on beş güne kararımı bildiririm, eninde sonunda bir delikten çıkacağım.
Fikirlere de açığım.
Ayşe’nin notu: Okullar açıldı, Yetiş Ayşe’de burs bekleyen çok gencimiz var, desteklerinizi bekliyoruz.

X