"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

Hayaller cesurları sever

Hayallerimiz var. Planlarımız, umduklarımız...

Ama öte yanda da bir duvar gibi karşımıza dikilen korkularımız. Spiritüel gelişim danışmanı Gülnur Ünal zihnimizdeki düğümlerin çözümünü tek bir sözcükle veriyor: Cesaret. 7’den 70’e herkesin ihtiyacı.

İstiyoruz, istiyoruz, daha çok istiyoruz... Aşk, kariyer, para, başarı... Yapılacaklar listemiz her geçen yıl kısalacağına uzuyor. Hayallerimiz gecekondu misali, fırsat buldukça üstüne kat çıkıyoruz. Evrene mesajı salıyoruz, sonra bekle Allah bekle... Ha oldu ha olacak derken ömür geçiyor. “İyi düşün, iyi olsun” demekten hepimiz birer modern zaman Pollyanna’sı olduk. İşin kötüsü artık Pollyannacılık da fayda etmiyor.
“Ne yapalım, nasıl yapalım?” derken, spiritüel gelişim danışmanı Gülnur Ünal imdadımıza yetişiyor ve o sihirli sözcüğü söylüyor: Cesaret. Ama cesur olmak, risk almak, mevcut şartları elinin tersiyle bir kenara itmek öyle sanıldığı gibi kolay değil. “Ya pişman olursam?” diyor insan. Başarısızlık feci korkutuyor. Mevcut şartların rahatlığı, sürpriz bilmezliği tatlı geliyor. Hayaller erteleniyor, bir sonraki güne, bir sonraki aya, hatta yıla, yıllara kalıyor.

Sınırlarımızla mutlu muyuz?

Tam da bu noktada “Haydi ilk adımı atın!” diyor Gülnur Ünal. Çünkü korku; temelinde bizi koruyan, yabancısı olduğumuz her şeye karşı temkinli hareket etmemizi sağlayan bir duygu. Hele bir de korkularınızı içselleştirip hayatınızın gerçeği olarak kabullenirseniz yandınız! Siz onu benimsedikçe o daha da güçleniyor, isteklerinizin, hayallerinizin önüne koca koca duvarlar örüyor. Ve en çok da geçmişteki kötü yaşanmışlıklarımızdan, tecrübelerimizden besleniyor. Biz o tecrübelerle, yaşanmışlıklarla barışamadıkça cesaretimiz kırılıyor, korkularımız büyüyüp serpiliyor. Ama sınırını bilmek ve çizmek elimizde...

Cesaretten başka çıkış yolumuz yok!

Korkularımız gibi hayatımızdaki sınırları da biz çiziyoruz. Yalnız bu defa iyi değil, kötü yönde. Sınırlı yaşamlar sürüyor, sınırlı ilişkiler kuruyoruz, sınırlı sözcüklerle konuşuyor, yazıyoruz hatta hayal kurarken bile tel örgüden sınırlara takılıyoruz.
Zaman zaman şikâyet etsek de çoğumuz sınırlarıyla mutlu aslında. İş değiştirmek, yıllanmış sevgiliden ayrılmak, arapsaçına dönmüş ilişkiden vazgeçmek, aldatan kocayı kapı dışarı etmek, akbaba dostlardan arınmak, yıllar sonra spora başlamak, akarken biriktirmek... Düşüncede hepsi süper ama iş icraata gelince başlıyoruz bahaneler üretmeye. Hata yapmaktan, takdir görmemekten, sevilmemekten, beğenilmemekten, başarısızlıktan ödümüz kopuyor.
“Mantık böyleyken nasıl cesur olacağız? Hayallerimiz nasıl gerçek olacak” diye soruyorum. “Evren de hayaller de cesur insanları sever” diyor uzmanımız. Görünen o ki cesaretten başka çıkış yolumuz yok! Gözümüzü kapamalı, bahaneleri bir kenara bırakmalı, gücümüzün farkına varıp, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için ertelemeden hemen harekete geçmeli... Üstelik tüm bunları tek başına, yaş başını alıp gitmişken yapmamalı. Çünkü cesur olmak ve hayallerimize koşmak için 20’lerinde, 30’larında ya da 40’larında olmaya gerek yok. Cesaret, büyük küçük herkesin ihtiyacı.
Hele ki okulların açılacağı bu günlerde biz velilere çok iş düşüyor. Çocuklara olumlu telkinlerde bulunmalı, okul için kalplerine cesaret tohumları ekmeli ve sevgiyle, sabırla tohumların yeşermesini beklemeli. “Tembel, sorumsuz” demekten vazgeçmeli çünkü onlara nasıl mesajlar, duygular kodlarsanız o şekilde büyüyorlar. Ve sonunda cesaretten yoksun, kanatları kırık, yorgun bireyler oluyorlar.
Bugün 7’den 70’e hepimizin hayalleri var. Ve belki de hayallerimiz sandığımız kadar uzakta değildir... Belki de korktuğumuz için zor olduğunu düşünüyoruzdur. İçimizdeki inanca güvenip yola devam etmemiz gerektiğini söylüyor Gülnur Ünal. Tabii bu yol her zaman güneşli ve çiçekli olmayacak. Çakıl taşları, hain kurtlar, yer yer karanlıklar, belirsizlikler orada bizi bekleyecek. İşler hep istediğimiz gibi gitmeyecek, sendeleyecek, engellere, sorunlara takılacak, hatta vazgeçme noktasına bile geleceğiz. Ama gerçek şu ki atılan her adım eşittir değişim. Önemli olan pes etmeden, vazgeçmeden, korkmadan, üşenmeden yola devam etmek ve hayallerin peşinden kanat çırpmak... Gençler, çocuklar bu öğretim yılında ve sonraki yıllarda cesaret hep sizinle olsun!

X