"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

Açın muslukları verin coşkuyu

Görünen köy kılavuz istemiyor! Bu mutsuzluk halinden bünyeye fenalık gelince Yazar, Evlilik-İlişki Terapisti Serhat Yabancı ile bir mutluluk havuzu kurmaya karar verdik. Öyle şişme falan değil, bildiğiniz olimpik havuz. Yok, artık öyle surat sallamak… “Canım istemiyor…” diye ağzı yaymak! Açtık muslukları, verdik coşkuyu…


“İyiyiz…” demek adetten olmuş. Oysa 7’den 70’e hepimiz mutsuzuz. Hobilerimizin, zevklerimizin farkında değiliz... Kendimize, yakınlarımıza, ailemize hiç vakit ayırmıyoruz… Haldır haldır hayatın peşinden koşuyoruz. Kimimiz kafayı kariyere takmış… Kimimiz çok maaşa, kimimiz krediyle aldığı evin taksitlerine, kimimiz lüks bir arabaya… Gençler deseniz tek hedefleri sınav kazanmak, kapağı üniversiteye atmak. Sosyal hayat, hobi falan hak getire… Sonra bir de bekârlar ve evliler var tabi… Bekârların derdi evlenmek, evlilerin derdiyse hiç bitmiyor! ‘Bir sen, bir ben, bir de bebekle’ mutlu olunmuyor. Hadi durmayın, şimdi mutlu olma zamanı....


MUTLULUK HAVUZUNU NASIL DOLDURURUZ?


Şimdi geldik işin en tatlı ama bir o kadar da en zor kısmına… Malum “İyiyim…” demek adetten olmuş. Ama artık bu âdeti bozuyoruz. Mutluluk havuzunun musluklarını açmaya hazır mısınız?

- Önce hobilerimizi, zevklerimizi bir keşfedelim… Öyle ot gelip, ot gitmeyelim. Yaz bitmeden gitarla sahillerde Akdeniz Akşamları mı çalarsınız, yoksa ritim atölyelerine mi koşarsınız, dansa mı yazılırsınız bilmem… Orası size kalmış, hobinize kuvvet dostlar!
- Sadece hobiniz değil, amaçlarınız ve hedefleriniz de olsun! Tamam, plan-programdan ölmeyin ama beş yıl sonra nerede, ne yapmak istiyorsunuz en azından hayal edin!
- Anason kokulu dost sofraları kurup saatlerce memleketi kurtarıyorsunuz… Eski eşi, sevgiliyi çekiştiriyorsunuz… Sil baştan aldatılma hikâyelerinizi anlatıyorsunuz ya, yapmayın! Bütün sohbetiniz sorun odaklı olmasın lütfen! Araya renkli ve tatlı hikâyeler, anılar da sıkıştırın. Dostlarla sadece dertleri değil, mutluluğu da paylaşın! Baktınız hâlâ dert, tasa anlatıyorlar yol verin gitsinler!
- Sonra bir de mutluluğu işe, aşka, yatlara, katlara, kısmete, mürvete bağlıyorsunuz ya bağlamayın, açın o düğümleri! “İnsan tek değil, birçok kaynaktan beslenmeli… Sonuç odaklı değil, süreç odaklı yaşamalı…” diyor Serhat Yabancı. Ha bir de ne diyor Cemal Süreya “Hayat kısa, kuşlar uçuyor…”
- Şu aile meselesini de geçiştirip durmayın lütfen. Aile dediğiniz emek ister, sevgi ister, vefa ister… Kökleriniz sağlam olsun ki dallarınız, çiçekleriniz, yapraklarınız geleceğe umutla uzansın… Büyüsün ve köklensin… Hem araştırmalara göre aile bağları güçlü olmayan kişiler mutsuzluktan mutsuzluk beğeniyormuş. Bu da kulağınıza küpe olsun!
- Aile tamamsa… Gelelim dostlara, arkadaşlara, sosyal ilişkilere ve iletişime! Önce dostlarınızı güvenilir ve kendinize benzeyen insanlardan seçin. Sonra da “Canım istemiyor… Ben gelmicem… Çıkmıcaaam!” diye ağzınızı yaymayın, evde oturup kalmayın. Yalnız insanlar daha çabuk hastalanıyor, daha çabuk ölüyorlarmış. Benden söylemesi!
- Tabi hep kalabalıklar içinde olun demiyorum… Arada kendinize de zaman ayırın. Mesela şöyle uzun ve güzel bir yürüyüşe çıkın. Ya da geçen hafta dediğim gibi solo tatile çıkın…
- Sorunlarla barışın! Ne yapalım yani hepimizin hayatında binlerce sorun var, en iyisi hayatın iyisini de kötüsünü de kucaklamak ve çözüm odaklı yaşamaya başlamak!
- Siz de anlamışsınızdır insanları ve olayları değiştiremiyoruz. Serhat Yabancı “İnsanları ve olayları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçin, onlarla ilgili bakış açınızı değiştirin!” diyor.
- Gelecek kaygılarınız ve geçmiş saplantılarınız var ya atın hepsini çöpe. Kaygı ve eski sevgili muhabbeti dinlemekten siz de şişmediniz mi?
- Bir de artık kendini değerinizi bilin lütfen! Öyle onun bunun lafıyla, tavrıyla kendinize bir değer biçmeyin, gereğini yapın kendi değerinizi kendiniz verin!
- Son yılların en popüler söylemi tabi ki affetmek… Biliyorum gak geldi ama ruhumuzu arındırmak ve sistemimizi ağırlaştırmamak için affetmemiz gerekiyormuş. Öyleyse affedin gitsin! Hem sadece insanları değil geçmiş deneyimlerinizle ilgili kendinizi de affedin! Bugünkü aklınızla dünü yorumlayın. Dün dünde kaldı…
- Son yılların popüler söylemi iki: kendinizle barışmak! Kendinizle, ailenizle, işinizle, eşinizle, kültürünüzle, fiziğinizle el sıkışın!
- Kişiliğini beğendiniz insanı seçtiniz ama sürekli fedakârlık yapıp durmayın… Tabi bu herkes için geçerli! Fedakârlık insanı hayal kırıklığına oradan da öfkeye götürürmüş. Aman siz gitmeyin!
- A, bir de sürekli kötü senaryolar yazıp durmayın! Burada film çekmiyoruz… Yeri ve zamanında yaşayın, davranın, karar alın, kötü senaryolarınızı da kontrol altına alın… Serhat Yabancı öyle diyor.
- Muslukları açtıysanız artık mutluluğun formülünü açıklıyorum: mutluluğa giden yolda önce düşünce değişir, düşünce değişince duygu, duygu değişince de davranış değişirmiş. Bugünden itibaren köklü bir değişime giriyoruz… Muslukları açıyoruz, düşünceleri temizliyoruz.

X