Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anneliğe Başlangıç

Keşke ders notu gibi olsa annelik. Nerede ne yaşayacağınızı kısım kısım anlatan bir rehber olsa. Fakat annelikle tanışma bambaşka bir evre ve burada devreye annenin psikolojik yapısı girdiği için genel geçer bilgilerle tavsiye vermek çok anlamlı değil. Belki kişisel deneyimlerim taze annelerin duygularına yaklaşıp, rahatlamalarını sağlayabilir.

Doğumdan sonra ilk 2 ay 10 cc’ den az gelen sütün 3. Ayda 150 cc olması ve 20 ay süren emzirme macerasından yola çıkarak paylaşıyorum.

“Doğuma hazırlananlara ne tavsiye edersiniz?” sorusu sorulduğunda genelde aynı yanıtı veririm: bebek bakımı kadar bebeğin ve sizin duygusal ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayabileceğinizi öğrenmeye bakın.

Örneğin emzirme… Baktığınızda memeden süt gelir ve bebek emer. Ama aslında olayın fizyolojik perde arkadaşında sımsıkı bir hayata bağlanma mücadelesi yatıyor. Annesinin memesine sımsıkı sarılan bebek aslında hayata sımsıkı sarılıyor. Gelen süt sadece karnını doyurmuyor, bebeğin her ne kadar sağlıklı da olsa, yaşama tutunma mücadelesini, hayatta kalma savaşını, güven, korunma, sevgi ve şefkat duygularını özümsediği için o minicik kalbi ve temiz ruhu doyuyor.

Anne stresli olunca bebek de ağlıyor; anne lütfen kaygılanma, senden bana geçen stres hormonlarının kokusu süt emmemi engelliyor. Herşey geçecek anne, beni bırakma yeter. Stresli annenin bebeğindeki ağlamayı tercüme edecek olursak yan yana gelecek sözler bunlar olurdu herhalde…

Emzirirken sıkılıyor musunuz? Çok mu gerginsiniz? Sütünüzün az olmasına mı üzülüyorsunuz? Dünyanın gri bulutlarla kaplı, kötü bir yer olduğunu mu düşünmeye başladınız? Pekala, anlatacaklarım var.

Önce size bebeklerin gücünden bahsetmek isterim: 9 ay sizin kalbinizi dinlerler. Doğduktan sonra şu koskoca dünyaya alışmak için yine sizin sesinizi, kokunuzu ve kalp sesinizi dinlemek isteyeceklerdir. Bu arada müthiş bir tutunma söz konusuna şahit olursunuz. Siz parmağınızı uzatırsınız, o minicik elleriyle hatta kollarıyla, bazen gülerek, bazen gözlerini kocaman açarak yani bütün varlığıyla size konsantre olarak parmağınızı tutar.

Şimdi sıra sizde. Siz de bütün varlığınızla ona konsantre olun. Onu emzirirken göz göze gelin, bakışın. Siz ona bir şeyler anlatırken tıpkı 9 ay karnınızda sizi dinlediği gibi, sesinizi, anlattıklarınızı dinlesin. Koklaşın. Emzirirken siz de gevşemeye bakın. Çok acil ve gerekli olmadıkça akıllı telefonunuzu emzirme sırasında kullanmayın. Bu sizin en özel anınız.

Bebekler ihmal edilip edilmediklerini anlar. Emzirme sırasında annenin başka şeylerle ilgilenmesini fark ederler ve buna genelde farklı zamanlarda ağlayarak tepki verirler. Bu nedenle yaşam kaynağı olduğunuz o minik varlığa mesafe koymayın.

Biliyorum. Çok işiniz var. Yemek, ütü, çamaşır. Üstelik yerler de batmış… Ama sizden sadece bakışmak, koklaşmak ve koşulsuz sevginizi hissetmek isteyen harika bir varlık var. Görmezlikten gelmeyin.

Her sıkıldığınızda, daraldığınızda derin bir nefes alın. Anneliğe istediğiniz kadar hazırlanın, anne olunca “yeterince hazır değilim” duygusuna mutlaka kapılırsınız. Buna hüzünlenmek yerine size ve hayata bağlanmak isteyen bebeğinizi kucaklayın, göğsünüze yatırın. Derin nefesler alın. Ona konsantre olun. Siz onun yaşam kaynağısınız. Mükemmel olmak zorunda olmayan ama sakin olması beklenen bir yaşam kaynağı…

Minik bir pınar gibi akmaya bakın.

Bırakın bebeğiniz size, yüreğiniz de bebeğinize sımmmmsıkı sarılsın.

X