"Aylin Anne" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aylin Anne" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Aylin Anne

Ah!

16 Mart 2016

Kaygısız olmamak artık mümkün değil.

Üzülmemek mümkün değil.

Psikoloji eğitimi almış uzmanımızın dahi kendini korku ve kaygıdan alıkoyamadığı günlerdeyiz. O halde, biraz daha sakin kalabilenler, kalamayanları rahatlatsın.

Aklıma ilk gelen öneri: Gün içerisinde, ara ara içimizdeki güvenli limanlara saklanmamız iyi gelecektir.

Yazının devamı...

Her Çocuk Özeldir Derken Samimi miydiniz?

9 Mart 2016

Bu yazıyı İzmir Otizm Topluluğu ve Korosu ile ilgili yazımdan hemen sonra yazmaya karar verdim. Çünkü ortaya konan emeğin değerinin altını bir kez daha çizmem gerektiğini düşündüm. Beni buna yazının rakamsal hareketliliği itti. Daha doğrusu hareketsizliği mi deseydim?

Elbette ki; herkesin özel çocuklarla aynı derecede ilgili alakalı olmasını beklememek lazım. Ancak ortada bir samimiyetsizlik yok mu sizce?

Özel eğitim sınıflarını “imajımız zedelenir” diyerek kapatmak isteyen okul müdürleri,

"Kaynaştıma öğrencisi almıyoruz" diyen özel okullar,

Farklı gelişen çocuğu çocuğuyla aynı sınıfta istemeyen ebeveynler yok mu? Var.

Yazının devamı...

İZOT'u Dinlemeyen Kalmasın

5 Mart 2016

Tamamı otizm tanılı çocuklardan oluşan İZOT’ un performansı kendisi gibi çok özel. İzmir Adnan Saygun Sanat Merkezi’ nde dinleme fırsatım olmuştu. Artık bu satırları okuyan herkesin İZOT’ u tanıma şansı var.

Genellikle bireysel egitim alan otizmli çocukları grup olarak müzikle buluşturmak harika bir fikir ve projeyi Uzman Müzik öğretmeni Orçun Berrakçay gündeme getirmiş, ODER Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği tam destek vermiş.

Burada Yeşim Zorlu’ nun ismini anmak istiyorum. Kızı Beril Zorlu’ ya otizm tanısı konduktan sonra müziğe sarılmışlar. Şu an Beril Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi’ nde okuyor ve harikulade bir eğitimi var. Ve yine bana kalırsa müthiş piyano çalıyor.

Yazının devamı...

Harika Çocuk Rüzgar

2 Mart 2016

Anne fotoğraf sanatı ile yakından ilgili, baba da heykel sanatçısı. Rüzgar'ın teyzesi ise iç mimar. Görsel sanatların baskın olduğu bir gen ve çevre donanımıyla büyüdü Rüzgar. Kendisini neredeyse doğduğundan beri sosyal medyadan tanıyor ve takip ediyorum. İşte sosyal medyanın harika yanlarından biri daha diyebilirim.

Bir etkinlikte karşılaşma fırsatım olmuştu. Annesinin kucağında uyuyakalmıştı ve bir süreliğine ben kucaklamıştım. Fotoğraflarından sevdiğim bu güzel çocuk, şimdi kollarımda uyuyordu. Ben de o haliyle onu sevdim. Bu kıvırcık saçlı minik adam, yüzüyor, aikidoya gidiyor, bateri çalıyor ve resim yapıyor. Resim yapıyor kısmında duralım. Çünkü bu minik adam bence bir ressam gibi resim yapıyor.

Uzmanlara göre yetenek gen donanımıyla geliyor ancak çevre şartları ile gelişiyor. Yani potansiyelin performansa dönüşmesi için şans veya fırsatların olması gerekiyor. Lerna oğlunun potansiyelini nasıl performansa çevirdiğini şöyle anlatıyor:

Yazının devamı...

Çocuğunuza İş Yaptırın

24 Şubat 2016

En sık karşılaştığım soru şu: Çocuğum ders çalışmayı sevmiyor ne yapmalıyım?

Bu soruya verdiğim cevap şu oluyor: Herşeyi onun adına yapmaktan vezgeçin. Ardından çocuğunun bir gününün nasıl geçtiğini soruyorum. Çocuk okula gidiyor, oyun oynuyor ki bu genelde tablet ve genel yanıt “1 saatten fazla oynamıyor hocam” şeklinde. Bunun dışında aktif olarak yer aldığı hiçbir şey yok.

Ardından özbakım ile ilgili sorulara geçiyorum: (Sorularım 6 yaş ve üstü)

· Çocuğunuz poposunu yıkayabiliyor mu?

· Yemeğini kendisi mi yiyor?

· Dişlerini fırçalatmayı siz mi hatırlatıyorsunuz?

Yazının devamı...

Amerika' dan Türkiye' ye Yardım Köprüsü Bir Anne

17 Şubat 2016


Ancak sadece düşünsel ve düşsel bir eylem olarak kalmayan bu gönül bağı, Bridge to Türkiye Fund ile bir yardım köprüsüne dönüşmüş.



Bu tür gönüllü girişimlerde bulunan kadınları ve anne kimliği olanları incelediğimde altından çok önemli hayat hikayeleri çıkıyor. Neslihan’ ınki de öyle… Babası köy enstitüsü mezunu ve ailesinin pek çok ferdi eğitimci olarak görev yapmış. "Babamdan yıllar önce öğrencileriyle ilgili olarak dinlediğim yoksulluğu, 3 yıl önce New York’ ta Bridge to Türkiye'nin bir belgesel gösteriminde gördüm. Hiçbir şeyin değişmemiş olması kadar acı bir şey olamaz. Orada, anında gönüllü olarak hareket etmeye karar verdim" diyor. Daha sonra yolu Bridge to Türkiye ile kesişiyor.



Yazının devamı...

Rehber Öğretmenden Ailelere Mektup

24 Ocak 2016

Rehber Öğretmenden Ailelere Mektup

Bugün çocuğunuzun en önemli günü; ilk defa karne alıyor. Öğretmenin değerlendirmesi tamamen öğrencinin gelişimiyle ilgili ancak bu tablonun çocuğunuza duyduğunuz koşulsuz sevgiyi herhangi bir şekilde etkilemesine izin vermeyin.

Tatilde ödev tartışmaları sürerken benim sizlere hergün yapmanızı istediğim önerilerim olacak. Listeyi incelediğinizde yüzünüzde güzel bir gülümsemenin oluşmasını çok istiyorum.

1. Ona hergün en az 10 kere sıkı sıkı sarılın. Çocuğunuz sizin canınız. Ne olursa olsun, ne yaşarsa yaşasın veya notu puanı kaç olursa olsun, sizin biriciğiniz. Bunu ona anlatmanın en kolay yolu, hele ki küçük çocuklarda sıkı sarılmaktır. Araştırmalar ebeveynleriyle günde 10 kez ve üstü tensel temasta bulunan çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal olarak çok daha sağlıklı olduğunu gösteriyor.

2. Olumlu mesaj sayınızı arttırın. Bir ebeveyn günde 350 civarı olumsuz mesaj iletirken, (yapma, elleme, oynama…) 20-25 olumlu mesaj veriyor. Bu sayıyı dengelemek elinizde ve sömsetr tatili çocuğunuzla ilişkinizi yeniden yapılandırmanız için harika bir fırsat.

3. Günlük rutini elden bırakmayın. Tatil olabilir, ama çocuğunuzun sağlıklı gelişimi ve okul başarısı için günlük rutininizi korumaya ve sadık kalmaya devam edin. Örneğin; yemek saati, uyku saati, kitap okuma saati… Hepsinin saati belli olsun. Siz de çocuğunuzda buna sadık kalın. Hatta söz uçup, yazı kalmasın. Rutininizin saatlerini bir kağıda yazıp buzdolabına asabilirsiniz. Böylelikle ev halkına sık sık hatırlama şansı bırakmış olursunuz.

4. Bu tatilde “yapma” demeyin; yapmanı istediğim şu diyerek açıklayıcı konuşun. Devamını ömür boyu siz anne-babalardan bekleriz. J

5. Uyumadan önce kitap okuyun.

Yazının devamı...

Çocukları Okul Öncesi Eğitimle Eziyor muyuz?

20 Ocak 2016

Öğrenmeye neden bu kadar isteksiz olduklarını çözmeye çalışmak benim mesleki görevlerimden birisi. Belki bununla ilgili olarak bir tez yazmalıyım ama vaktim yok. Hemen pratiğe dökerek sınıf öğretmenleri ve ailelerle işe koyulmam lazım. Tabi, önce size öğrenmeye olan isteksizliklerinden bahsedeyim.

%45’lik bir kısmı ilkokula uyum sağlamada hiç sorun yaşamazken, %20’ lik kısmı büyük adaptasyon güçlüğü çekti. Bunda uzayan yaz tatili nedeniyle yapılamayan oryantasyon/uyum haftası detayını ekleyelim. Asıl sorun uzun vadeli düşünüldüğünde göze çarpıyor. %20’ si okul öncesi eğitim aldığı halde ilkokula alışamamış.

Çocuklar başka bir şey söylemek istiyor: yorgunuz.

Yaptığım bireysel görüşmelerdeki ortak nokta: burası eğlenceli değil demiş çocuklar. Okul ve sınıflar rengarek, öğretmenlerin çoğu oyunlarla veya görsel materyallerle ders işliyor. Aslına bakarsanız, eğlenecek halleri kalmamış galiba…

Yazının devamı...