"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Yaşamda bazı değişmezler vardır. Yerçekimi gibi…

Günaydın can yoldaşlarım,

Ne tuhaf değil mi?

İnsan elinde olmayarak dünyaya geliyor, hoş geldi, sefa geldi.

Bu ziyaret sıradan bir geliş midir?

Amaçladığı, yani doğanın programladığı ölçüler dışında bir ilerisi var mıdır?

Canlılar yaşamı taparcasına seviyorlar ve yaşam için yapamayacakları özveri yokken nasıl bir anda nefret ediyorlar.

Ya da özveri içinde seviyorlar fakat bir gün ölüyorlar. 

Bu dönüşüm bir güzelliğin izlerini taşısa bile, insan veya canlı yaşamı öz benliğinin istediği gibi tamamlamak istiyor. Ayrıcalıklı yaşam için çaba veriyor.

Güzel gördükleri, elle tuttukları, tadamadıkları hemen hemen ayrıcalıklı bir yorumun potasına dökmek özlemindeler.

Çeşitlemeler çoğalıyor, görüntüler aynı olduğu halde tınılar çoğalıyor, ama yine de ölünüyor.


Öyleyse ideal bir yaşamın anatomisi nasıl olmalıdır?

Nasıl yaşanmalıdır ki, ilahi ölçütlerin şablonuna uygun olunsun?

Çağlar boyu terbiyeciler, felsefeciler, sanatçılar, bilim adamları konuya hangi gözle bakmışlar?

Dinler, kültürler, bazen katı, bazen de ılımlı öneri ve yaptırımları ortaya koymuşlar, az da olsa uyum ve uygulama sürüp gidiyor.

Öz beni sorguluyorum, ben nasıl olmalıyım?

Çok para, çok sağlık, çok ilim, çok din, ama bütün bu istenenlerde ölçüt ne olacak?

Karun gibi zengin,

Herkül gibi güçlü kuvvetli,

Cinsin en güzeli,

En seksisi,

en'ler bitmiyor ki...

Yalnız tinsel ve dinsel olmak bir yaşam biçimi olabilir mi?

Biraz ondan, biraz bundan denildiği zaman, farklar farksızlaşıyor.

Ağırlık öğesi ne olmalıdır?
Her şeyin birincil olduğu yerde ikincil hangisidir???

Bir şey mi icat etmek istiyorsunuz?

-öyleyse çiçek yetiştiren bir bahçıvan kadar sabırlı olacaksın, en az.

Yaşamak mı istiyorsun?

-Yaşam emaresi gösteren her şeyi dikkatle izleyeceksin, arıyı tanıyacak, kelebeği o görkemli renk cümbüşünü, tatlı hareketlerle kanat çırpışını, süzülüşünü, bir çiçeğe konuşunu, doyumunu izleyecek, onu en özentili bir eser gibi seyredeceksin.

Asırlar boyu bir kısım insanlar bu gizleri incelemişler.

Astroloji, bilim, İlim, sosyoloji ve fenler tesadüfe yer vermezler, onu methetmezler.

Buluşlar ise titiz incelemelerin eseridir.

Bizler yeni nesilleri bu güzel yoldan, sağlam bulgulardan ayırmaya çalışıyoruz. Bunları ret etmek ya da ciddiye almamak hoşumuza gidiyor.

Bir okuyucum geçenlerde şöyle yazmış;

Aygül hanım yazılarınızda astroloji hiç yok.

Okuyana, görene bu yazının içinde neler var…

Bunların hepsi şu an ki gökyüzünün notalarına göre yazılıyor.

Yok aslanlar böyle, yaylar şöyleden daha ötedeyiz.

Ya da garip garip ritüel bağlantılarından daha öte bir dünya var. Aklımız var. Doğum harita planımız var.

Aklımızı keşfetmemiz kalbimizi dinlememiz gerekiyor.

Kendi kişisel nedenlerinizi bulun.

Doğum saatinizi ve doğum tarihinizi öğrenin. Evrendeki kimlik kartınızı bulun. Bunu yorumlayın ya da yorumlatın. Ama bir şey yapın. Hareket edin.

İyi bakın iyi okuyun…Derinleşin…

Yazılanı bir daha okuyun…

Yüzeysel olmayın…

Hayatınızın 12 burçtan ve o yüzeysel yorumlardan ibaret değil.

Genel yorum okursanız genel ve yüzeysel bir hayatınız olur.

Korkmadan derine iner ve cesur olursanız anlamlı bir hayatınız olur.

Dolu dolu olur…

Hayatınızı bir aşk üzerine kurgulamadıysanız büyük bir hiçsiniz…

Ne demek istediğimi anlayın lütfen…

Mutlu günler dilerim.

 

 

 

X