"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Ne üzgünüm ne de kırgınım. Yorgunum sadece…

Günaydın güzel insanlar.

Bu köşede hep birlikte aynı dili konuşuyor gibiyiz. Geçenlerde bir okuyucum şöyle bir şey dedi:

 

“Aygül Hanım sizin yazınızı bir arkadaşıma gönderdim astroloji ile ne alakası var dedi. Hem de o gün tek taraflı sevdiği insan tarafından reddedilmişti. Bende anlaması için detaylı anlattım. Yazı çok uzun okuyamam şu an dedi ve yani sen bana söyle yazı da mesaj at bugün diyor mu diye sorusuna devam etti. Ben şöyle bir iç çektim ve sonra … astrolog bugün hesaplaşmaları yapın diyordu ama dedi.”

 

O noktada sizin ne ile savaş vermeye çalıştığınızı çok iyi anladım dedi.

 

Benim öyle tatlı okuyucularım var ki bununla onlar dertleniyor. Hiç dert etmeyin olur mu?

Bu alan da yazılan yazıları okuyan insanlar çok özel insanlar. Bunu övgü veya bir özellik olarak yazmıyorum. Buraya kadar gelenler iyi huylu, empati yapan ve yaşamında bir kere dahi olsun yaşamı sorgulayan insanlar.

Huyu suyu güzel insanlar.

Çevrelerine de bunu yaymaya çalışan insanlar.

 

Ben onların beni okumuyor olmasına hiç üzülmüyorum.

Zaten burayı okuyan insanların geneli, merhametten yoksun insanlara tahammül edemeyip onca ihanetin içinde kalmayı başaramayan ve akıl ölçülerini en iyi şekilde kullanmak isteyenlerdir.

 

Bunu birine öğretmeniz inanın çok zordur.

Yüzeysel yaşayan insanlar sadece o olacak mı bu olur mu diye sorarak ortada dolanan kişilerdir.

 

Duygusunu ve ruhunu kaybeden birinin yaşamı anlamasını asla beklemeyin.

Allah’ın insana bu dünyada rahat yaşayabilmesi için verdiği en güzel armağan empatidir.

Bunu da sadece egosundan yoksun akıllı insanlar gerçekleştirebilir.

 

Bu yüzden hiç kimseye bunu diretmek ve bak ben değişiyorum sende değiş diye burnuna sokmaya çalışmayın. Âmâ okuduklarınızı anlatın. Sizin gelişiminize katkısı olan her şeyi dünya üzerine yayın ama diretmeyin. Herkesin bir algısı ve bu algının bir ölçüsü vardır.

 

Bu köşede günün gökyüzü transitlerine göre sohbet var.

İçinde ne yaşadığını ve hangi bilinç düzeyinde olaylara yaklaşım sergileyebildiğin var.

İçinde anlaşılmak var.

 

Bunu bu şekilde değerlendirirseniz en mantıklı şekilde ilerleyebilirsiniz.

 

 

Bugün sizi daha enteresan bir yazı ile kavuşturacağım. Yıllar önce Ressam, Yazar olan dedem 18 Nisan 1945 yılında yani yıllar önce bugün için bir mektup yazmış kendine.

Kendine şu soruları sormuş…

 

Bugüne pek uymuş diye sizlerle bu tarihi eseri paylaşıyorum.

 

Dostlarım ben neyim?

    Bu sabahı dünden bekledim, şartıma uydum uyar gibi oldum, Tanrıyı kandırmaya gittim gibi öyle üzülmeye başladım ki, üzüntüm bana çok bile her şey bana dokunuyor, sabahın saat üçü, akşamın yedi buçuğu, dostların gülüşü, dilencilerin görünen yalvarmaları ve şayet takıcılar.

Etraf insanlarla dolu, hepsi tip tip ben neyim hangisine dahilim.

Bayram gelince kasvetlenen sabah olunca uyuyan, neşeden alem arayan bir insan,

Sen ne münkirsin, ne cahilsin, ne dinci, ne umumi, ne talebe, ne memur, dilenci, dolandırıcı da değil, alem para uzatsa elini çekersin, neşeden alem seçersin başkasının velime dolu cebine boş diye bakarsın, çalamazsın, çarpamazsın, dilenemezsin sen nesin çocuğum sen ne?

 

Ben bir aktör olsaydım ne roller yapar ne bahtiyar olurdum. Babam artist olurdu yavrum kuzum demekle, kalbinden bir kere yavrum sesi duymadım, ah ben bu sese doymadım.

 

Elimde meşale bu içimdeki karanlık yollarda sokak sokak gezerim.

Evimi, annemi, babamı ararım. Benim üzüntüme iştirak edip yavrum bir tanem desin kucaklasın yok mu kardeş yok mu, yok ya.

Sen dünyada yalnızsın, yalnız yaşayacaksın.

 

Bende isterdim babam elimden tutsun, her zaman için terziye, kunduracıya, şekerciye götürsün, ayakkabı boyacısına seslensin, oğlumun ayakkabılarını bir parlat desin, bunu duyayım.

 

Yıllarca geriye attım hatıraların haznesine uğruyorum, yine boşum yine yalnızım.

Beni üzen, beni eğen ağlatan hayatımca bu oldu ve yarım kaldım dostlarım.

Fakat hepsi yığılsın geride biz ilerleyelim, mezar kazıcılar ilerleyelim.

 

Annem baksın pencerede, babam eli tokmakta, fakat seslenmesinler, yoldan geçen bu eli meşaleli dilenciye.

 

Anlaştık mı dostlarım.

Ethem Aydın, 18Nisan1945

 

Torunundan not:

 

Anlaştık dedeciğim…

Anlaştık…

Hem seninle anlaşmamak ne mümkün…

 

Mutlu günler dilerim…

X