"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Mutlu olmak, korku duymaksızın kendi kendinin farkına varabilmektir

Ay ve Venüs Kavuşuyor. Bugün Aşktan yana şansımız yüksek!

Günaydın herkese. Gün genelinde ay ikizler burcunda başlıyoruz. Akşam saatlerinde ay yengeç burcuna geçiş yapacak. Sabah saatlerinde ilişkileriniz ve ortaklıklarınızla ilgili hem aktif hem de  değişken koşulları yönetebilmek üzerinden bazı sorumlukları alarak başlangıç yapıyor olacaksınız. Eşinizin hayatıyla ilgili değişimler sizin de hayatınızı olumlu yönde değiştirebilir. Ama burada aktif olarak yönetmenlik rolünü siz üstlenmeniz gerekecektir. Yani bu şu demektir: Eşinizi ya da ortağınızı sizin yönlendirmeniz gerekiyor.

Partnerinize vereceğiniz destek  ve güçlü işbirliği sayesinde beraber çok güzel kararlar alabilir ve uygulayabilirsiniz. Ama dediğimiz gibi eğer bu konuda baskın bir yol izlerseniz ve bu yol haritasını kendiniz çizerseniz çok güzel şeylere vesile olabilirsiniz. Bugün gerçekleşen tanışmalar ve heyecan verici başlangıçlar oluşabilir. İletişim adına kurmak istediğiniz ama bir türlü gerçekleştiremediğiniz köprüleri bugün itibariyle kurabilirsiniz.

Akşam saatlerinde geçmiş borçlarınızı toparlayacağınız ya da geleceğe yönelik yapılandıracağınız planlarınız için yeni kaynaklarla tanışabilir, gelir seviyenizi yükseltecek teklifler alabilirsiniz. Sevdiğiniz veya değer verdiğiniz kişi ile zaman geçirme fırsatı oluşturabilirsiniz. Bugün bir akşam yemeği veya bir akşam kahvesi sizi oldukça motive edebilir. Unutmayın kendisini motive etmesini ve heyecanlandırmasını bilmeyen insanlar yetenekleri ne olursa olsun sıradan işler yaparak yaşantılarına devam ederler. Mars ve Uranüs arasındaki meydan okuma savaşı ise bazı şeylere tahammül etme seviyenizi düşürebilir. Bu yüzden mümkün oldukça motivasyonunuzu yüksek tutmalısınız. Biraz daha tahammülü olmanızda fayda olacaktır. Ani ve dürsütsel tepkiler vermekten kaçmakta fayda var. Doğal afetlere, fiziksel hareketlerinize ve sakarlıklara karşı ayrıca dikkatli olunuz.

Gelelim günün tavsiyeli hikâyesine;

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla
sıkışacaklardı, hatta birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı
kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre
lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz vs.

Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı?

Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?

Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?
Japonların Taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal cabalar sarf eder."
Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.
Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece
hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Dememiz o ki; Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak, onlarla yüzleşmek ve onları yenmek gerekir. Yüzleşemediğiniz şeyler daha sonra tekrar karşınıza çıkar, genellikle de başlangıçtaki şartlardan iki kat daha zor bir şekilde.

Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar... Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan... Bize gülümseyen küçük bir çocuk, önümüzden aniden uçuveren kuş...

Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal ya da duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük... Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı, bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara...

Kısaca; Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün.

Mutlu günler dilerim.

 

 

X