"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Kadınlar sevmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil

Günaydın yepyeni bir haftadan ve haftanın son gününden.

Bir hafta daha bitti öyle değil mi?
Baksanıza mart ayı da bitiyor. Ben nisan ayı gökyüzü transitlerini incelemeye, yazmaya başladım bile.
Bugün malumunuz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bir kadın olarak gururla bu cümlelere başlarken size bu yazıyı yazdığım mekân da ellerinde çiçeklerle gencecik garson arkadaşım geldi ve çiçeği uzatarak  'Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun Aygül Hanım' dedi.

Bende öyle bir koşturmada gelmişim ki laptop çantasının fermuarı açık, powerbank kablosu cebimden sarkıyor ve aynı anda telefonlara bağlı. Bir yandan çalan telefonu arıyorum nerede çalıyor derken birden kendime geldim. Hemen şaşkınlıkla aldım elime çiçeklerimi. Dedim ki adımı nerden biliyorsunuz. Girişte kızlar sizi tanıyormuş onlar söyledi. Hemen elimde ne varsa masaya bıraktım. Gülümsemeye başladım. Birden elim saçıma gitti. Nedense düzgün müyüm, kadın gibiyim ya da neye benziyorum şu an için diye sorguladım kendimi. İçimde bir mutluluk ve saniyeler içinde kendini iyi hissetme duygusu…Sonra bir baktım arka masam da oturan hanımlara da gitti çiçekler. Kadınlar sevinçten havalara uçtu.

Yani niye bu gözlemlerimi anlatıyorum biliyor musunuz?
Hemen aklıma Oscar Wilde kadınlar için söylediği sözü geldi aklıma “Kadınlar sevmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil.”

Ne kadar farkındalık sahibi olursanız olun, ne kadar dik ve güçlü duruyorsanız durun, ne kadar iş koşturmaları içinde bazı şeyleri baskılamaya gayret gösterin, sonuç ne biliyor musunuz kadın her yerde kadın. Minicik bir çiçek sizi gayet savunmasız bırakabiliyor. Kendinize sizi o kadar güçlü hissettiriyor ki. Erkeklerin anlamadığı kısım işte burada yatıyor. Bir çiçek nasıl olurdu bu anlama gelebilir diyorlar. Aslında kadınlar finalde sadece sevildiğini hissetmek ve bilmek istiyor.

Bir insanın sahip olduğu şeyler, bir ayakkabının ayağa uyması gibi, ruhun gereksinimlerine uygun olmalıdır. İçinizde sevgi yoksa kimseyi anlayamazsınız.

Aslında kadınları korumaktan vazgeçmek lazım. Onları kendilerine bırakmak ve istedikleri şeylerin peşinde giderken onlara destek olmak yapılabilecek en büyük korumadır.

Virgina Woolf’un dediği gibi “Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir.”

Buradan beylere sesleniyorum. Şimdi beyler diyecekler ki hoppalaa yine ihale bize kaldı. Hemen söylenmesinler. Maalesef kurunun yanında zaman zaman yaşta yanıyor. Biliyorum bu köşeye gelen ve farkındalık için mücadele eden çok düşünceli, naif, halden anlayan erkek okuyucularımda var ama işte biz yine malum günümüzde size bir seslenelim bakalım.

“Öncelikle bir kadının kalbinin ortalama 118 gram olduğunu ve sizden 60 gram daha az bulunduğunu unutmayın. Yani bu demek oluyor ki sevgiyi bir kadından daha fazla gösterebilecek bir gücünüz var.

Sizin bir kadına kendini iyi hissettirmenizle kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığı gibi kazanacaklarınızı buraya sığdıramayacağımı söyleyebilirim. Daha yüksek bir yaşamın en emin işareti huzurdur.

Sağduyulu ve huzur veren insanlar, olayın ötesine bakarlar ve onun iyi bir şekilde nasıl kullanabileceklerinin alışkanlığını oluşturmaya çalışırlar. Kadın erkek arasındaki güç çatışmasının bedelini kadınlar fazlasıyla zaten ödemektedir.

Kadınların istediği şey sadece paylaşmak ve yakınlık hissidir. Sizden istediği o an için eleştirilmek değil, dinlenilmektir.
Sen iyi misin?
Bir şeye ihtiyacın var mı sorusudur?

Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar.
Biz kadınlar bir erkeği sevdiğimiz de onun gelişmesine yardımcı olmayı, eksiklerini gidermeyi ve düzeltmeyi görev bilir ve bunun için çalışırız. Bu, dürtüsel bir eğilimdir. Genetik bir yapıdır. Kadın bunu yaparken sevdiği adamı korumayı görev bilir. Erkek ise bunu bir müddet yetersizlik olarak görür ve başka bir yöne eğilim gösterir. Çünkü kusurlarını bilmeyen ve güçlü göründüğü bir alan arar. O kadına yetemediğini düşünür. Bizlerin ihtiyacı duygularımızın anlaşılması, ifade etmek ve değiştirmek alır.
Erkek ise hep çözüm odaklı düşünür ve kadının duygulara verdiği önemi algılayamaz. Kadında erkeğin bu kadar duygusuz olmasına bir anlam veremez.
Aslında bilimsel anlamda bunun farklı bir genetik algoritmada saklı olduğu ve bu konuda gösterilecek çabayla düzeltilebildiği tespit edilmiştir. Erkeklerin yaptıkları en büyük hata, sorunu konuşurken hemen çözmek zorundaymış gibi davranmalarıdır. Oysaki bir kadınlar bir çözüme ihtiyaç duymaktan daha çok o zaman diliminde hislerinin ve duygularının sevdiğimiz insan tarafından ne kadar anlaşıldığıdır.

Dememiz o ki; İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır. Kolay ve zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu kendi dışında bir sebebe bağlar. Meselâ kadere, nazara, Merkür’e bağlayarak sorumluluktan kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar, sorunu ekonomik problemler, eşinin anlayışsızlığı ve sevgisizliği gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey yapmamak için iyi bir özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı başardıkça kendisine yardım edecek, böylece başı daha dik duracak, daha güçlü ve mutlu olacaktır. Kadınlar sonuç itibariyle ne ederse kendine eder. Biz kadın olmanın gücünü gerçek anlamda bir keşfetsek bakın daha neler yapacağız.
Ben Erkek olsaydım;
Çalıştığım yerde kadın arkadaşlarımın işlerini üstlenirdim.

Erkek yönetici olsaydım,
Bugün kadın çalışanlarıma izin verir, onun kuaföre gitmesini ya da kendine zaman ayırmasını isterdim. Ya da ufak bir hediye alır masalarına bırakırdım.

Erkek bir belediye başkanı olsaydım,
Çağrı merkezine gider oturur orada eşiyle çocuklarıyla mutsuz olan kadınları dinlerdim.

Erkek bir şoför olsaydım,
Bugün kadınlardan taksi parası almazdım, ya da dolmuş parası.

Bir eş isem,
Anneme ve eşime çiçek gönderirdim ya da çantasına belki de gün içinde görebileceği bir yere “onsuz hayatın zor olabileceği” kısmında bir not bırakırdım.

Bir baba olsaydım,
Kızımın okul çıkışında kız arkadaşlarıyla eğlenmesini sağlayacak bir sürpriz yapardım.

Bir apartman görevlisi olsaydım,
Birazdan telaşla evden çıkacak kadınlar için bir çiçek kapılarına bırakırdım.

Sonuçta bu liste uzar gider… Ben erkek olsaydım sadece hayatıma minicik bir dokunuşu ya da uyanışı olmuş bir kadına ufak bir tebessüm olmak için elimden geleni yapardım. Belki de bu yüzden erkek olmadım.

İyi davranmak en güzel ibadettir…

Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun beyler

X