"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Kadını küçümseme, saygı duy! Çünkü o hem seni dünyaya getiren hem de cennete ulaşman için var olan kutsal bir geçittir

Günaydın yepyeni bir güne merhaba. Malumunuz bugün Dünya Kadınlar günü. Öncelikle tüm kadın okuyucularımın kadınlar gününü kutluyorum.

Bugünün önem ve değerini bizlerde gökyüzünün dilinde sizlere farklı bir tat da ifade edelim.

Aslında bakıldığında kadınlara özel bu gün olarak değerlendirmek sanki bana erkeklerin kadınları ikinci sınıf görme eğilimine karşı bir varoluş sembolü gibi geliyor. Âmâ bugünü daha anlamlı kılmak için bugünden sonrasına dair bir şeyler yapalım. Bugün Ay yay burcunda hareket edecek. Duygularımız oldukça coşkulu olacak ve iyimser enerjimizi içimizde hissedeceğiz.

Sosyal çevre ve yakın çevre bağlantılarınızla beraber güzel ve nitelikli bir organizasyon içeresinde yer alabilir bugünü gerek sohbet gerekse bazı kararlar almak açısından gayet verimli geçirebilirsiniz. Bu bol sohbetli arkadaş toplantılarında dostlarınızdan birinin uzun zamandır çözemediği bir problemine ışık tutabilir, onu bu ağır yükten kurtarabilirsiniz. İçinizdeki yardım severlik ve merhamet duygusu size yepyeni fikirler getirebilir.

Finansal sorunlarınızla ilgili çok aklınıza yatmayan gelişmelere kulak vermek yerine biraz daha gerçekçi davranarak akıllıca davranmalı ve arka planda gerçekten nasıl olduğunu araştırarak doğru bir yöntem  geliştirmelisiniz. Herkesin söylediğini doğru sandığınız takdirde olaylar sizin için daha karmaşık bir hal alabilir. İlişkilerde gururunuzu okşayacak güzel gelişmeler yaşayabilir, partnerinizin küçük ama anlamlı sürprizleriyle gününüz renklenebilir. Bugün yaşadığınız olaylar  heyecan duygunuzu körükleyerek kendinize olan saygı ve özgüveni yükseltip, eski unuttuğunuz duygulara tekrar döndürebilir. Kariyer hayatınızda ise  cesaretinizle üzerine gittiğiniz her görüşmede güzel sonuçlanmalar alabilirsiniz.

Gelelim günün Tavsiyesine;

İnsanın duygularını tanıması ve onları geliştirebilmesi, “farkındalık” bilinciyle mümkündür. Ancak bu bilinç, özel bir çaba ister. Kişi başkalarının iç dünyasıyla ilgilendiğinden daha fazla kendi iç dünyasıyla ilgilenirse, duygularının tahlilini daha kolay yapar. Meselâ insan herhangi bir olay karşısında öfkeleniyorsa, o olaya ihtiyacı var demektir. “Bu hadise beni sinirlendirdiğine göre bu konuda yanlış bir zihinsel şartlanmam var ki bende bir şeyleri harekete geçirdi.” diye düşünmelidir.

Yapılması gereken, korkuyla yüzleşmektir. Kişi bir şeyden korktuğunda ilk olarak kaçınma tepkisi verir. Bunun yerine korku listesi çıkarması, yararına olacaktır. “Korktuğum olayda başıma gelebilecek en kötü ihtimal nedir?

Yaşayacağım muhtemel acı tecrübeler neler olabilir?” sorularını sorup, bunları alternatifleriyle düşünüp analizini yaptıktan sonra çözüm üretecektir. Korku iyi çözümlenir ve doğru analiz edilirse insanı duygusal olarak geliştirir. Duygusal zekâsı güçlü insanlar, hislerini iyi analiz edebilen kimselerdir. Duygusal baskınlığın cinsiyet kimliğini dikkate alarak kadınla erkek arasında ayırıma tâbi tutulmasının ne derece doğru olduğu tartışılsa da, kadınların duygusal] bakımdan doğuştan şanslı olduklarını söyleyebiliriz. Bu konuda kadını erkeğe üstün kılan şey, beyninin duygulardan sorumlu alanının, yani sağ tarafının daha çok çalışma eğiliminde olmasıdır.

 Ancak bu durum, bir riski de beraberinde taşır. Hissî yoğunluğu fazla olan kadının sevgi ihtiyacı da erkeğe nispeten iki-üç misli fazladır. Ancak kadının duygu yoğunluğunun fazla olması, onun akıllı olmadığı anlamına gelmez. Aile terapilerinde kadınların en büyük şikâyetleri, “eşlerinin kendilerini sevmedikleri” üzerinedir. Bu yakınmayı doğuran husus, kadınların sevgi taleplerinin fazlalığına karşın erkeklerin böyle bir talebin farkına varamamalarıdır. Sevgi gibi, güven ve korkuyu da baskın şekilde yaşayan kadının korku karşısındaki direnci zayıftır. Ayrıca sevgi potansiyellerinin yüksek olması, kadınları tehlikelere karşı duyarlı kılar. (Nevzat Tarhan’ın çok beğendiğim bir psikolojik açıklamasıdır.)

Dememiz o ki; Yüce Yaratıcı, kadınla erkeği farklı yaratmış olsa da, hiçbirine üstünlük vermemiş, “Kadınlar bir tarafa, erkekler bir tarafa...” dememiş, insanları öldükten sonra takva derecelerine göre sınıflandırmış, sadece kendisine yakın olanları üstün tutmuştur. Eğer erkek, bütün evreni yaratan gücün yapmadığı bir cinsiyet ayrımcılığı yapıyorsa, evrendeki yasalara uymuyor demektir. Bu yüzden davranışı gerçekçi değil, gelenekseldir; dinden de kaynaklanmaz. Bu yüzden ilişkilerde pek çok sorun, “farklı oluşu fark etmeme ve farklılıkları savaş sebebi sayma” eğiliminden oluşmaktadır.

Buradan ayrıca beylere sesleniyorum:

Bugün hayatınıza her yönden ışık olan, sizi cesaretlendiren ve size destek olan kadınlarınıza değer verin ve zaman ayırın. Belki bir borcunuz vardır bunu da kahve ile ödeyebilirsiniz. Unutmayın evrende verdiğinizi geri alırsınız :)

 

 

X