"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsanın dünyaya geliş amacı maddiyat ötesi amaçlar içindir

Günaydın yepyeni bir haftadan herkese. Hareketli bir haftaya giriyoruz. Bu hafta 5 Ekim koç burcunda bir dolunay deneyimleyeceğiz ve aynı zamanda Jüpiter Terazi burcundan çıkarak 1 yıl boyunca hareket edeceği Akrep burcuna geçiş yapacak. Gökyüzünde hareketli günlere doğru geçiş yapacağız. Bunları ayrı yazılarla paylaşacağım.

Gün genelinde Ay Kova burcunda hareket edecek. Kendimizi biraz duygusal yönde zorlayıcı etkiler altında hissedebiliriz. Sabah saatlerinde asıl ihtiyacımız olan dostça davranışlarla karşılaşmak ve yeni fikirlere açık bir şekilde büyüyerek kendimiz için doğru bir yön içerisinde olduğumuza güven duymaktır. Bugün daha fazla kendimize yapılmasından hoşnut olmadığımız konularda başkaları üzerinde ısrarcı olmamız gerektiğini deneyimleyebiliriz. Akşam saatlerinde Ay’ın balık burcuna geçiş yapmasıyla daha hassaslaşmamız mümkün olabilir. Empati yeteneğimiz daha fazla kullanabiliriz. Finansal ve ekonomik koşullarınızda aniden gelişen olaylar motivasyonunuzu azaltmamalı.

 

Sabah saatlerindeki dostça tavır ve sosyalleşme beklentisi akşam saatlerinde yalnızlaşmak duygusuna dönebilir. Ayrıntılarından kaçınmaya çalışabilirsiniz. Neredeyse pervasızlık noktasında bir meraklılık söz konusu olabilir. Özünüzde belki merak etmediğiniz kadar bir durumu veya olayı merak edebilirsiniz. Akşam saatlerinden sonra kolaylıkla cesaretiniz kırılabilir ve kendine acıma duygunuzla meşgul olabilirsiniz. Gece saatlerinde duygularınızı kontrol edemeyebilirsiniz. İlişkilerinizde şartları zorlamamakta fayda var. Olayları anlamayı tercih etmeniz dolunay öncesi duygularınızı yönetebilmeniz demektir.

 

Zihninizi temizleyip, onları bırakarak, gereksiz yük ve ağırlıklardan kurtulmak, anın içindeki gerçek gücü bulabilir ve gelecekte istediğiniz olasılıklara adım atabilirsiniz. Olumsuz anılara, mutsuzluklara tutunup yaşamak size bir şey kazandırmaz. Geleceği bu negatif etkiden kurtarırsanız aydınlanma da önemli bir adım atarsınız. Kendinizi affedin, pişmanlıklarınızı da ilave malzeme olarak kullanın. Olumsuzlukları bırakın, zihindeki çöplerin hepsini temizleyin, geçmişin negatif etkisinden özgürleşin, gerisi gelecektir.

 

Gelelim günün tavsiyeli hikâyesine;

 

Ünlü bir sofu öyküsüdür bu.

Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. "Dile benden ne dilersen" der. Dilenci güler ve "Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz." diye yanıtlar. Kral alınır ve söyleşi koyulaşır. - Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun? - Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım. Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Kralın ilk yaşantısında öğretmeni olmuştur. Ve ona şu sözü vermiştir: "Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.

Kral olayı unutmuştur. Zaten geçmişi hangimiz noktasına virgülüne kadar anımsayabiliriz ki? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farklıdır. Bu nedenle kral bastırır: -Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir Kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz. Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatır: - Şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz? Diye sorar. Kral kahkaha atar ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emreder.

Çanak dolup taşmakta ama anında boşalmaktadır. Paralar buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Yer yutar ama boş kalır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: - Tamam, sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama ne olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu itiraf et. - Çok basit, diye yanıtlar dilenci. İnsan dimağından yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir.

İstek nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin; bir araba istersin... Bir yat... Ev... Eş! Tek tek her birini elde ettiğinde, tümü anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. Araba garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. Kadın yatağında, para cebindeyse, onlara erişmek için katlandığın yoğun istek yok oluverir. Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın.

İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek dilenci olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında hayatının dönüm noktasındasın demektir.

Sürekli yolculuk hali iyi sonuç vermez.

Geri dön... Evine dön... Seni mutlu edecek ögeleri dışında değil, kendi içinde ara!

Dememiz o ki; Burada yaptıklarımız ve yapacaklarımızla kalbimizin sesini dinleyip maddiyatın ötesindeki benliğe ulaşarak gerçek hedefe ulaşırız. İnsan içinde bulunduğu karanlıkta maddi unsurların çıkardığı gürültüyü, içindeki derin sessizliğiyle yok etmelidir. Kalp burada en büyük yardımcıdır. Kalp, yaratılışında oraya konulan öğütleri duyarak ne yapması gerektiğini, nasıl yapması gerektiğini bilecek ve bu ses ile egonun sesi boğulacaktır. İnsanın dünyaya geliş amacı maddiyat ötesi amaçlar içindir. Eğer siz maddi hedeflere yönelirseniz, yaratılışın ruhsal manevi rotasından çıkarsınız.

Mutlu günler dilerim…

 

X