"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsan sorgulamayı öğrenince bir karışlık ömrü israf etmiyor.

Günaydın haftanın son gününden…

Zaman tüm hızıyla korkusuzca geçiyor ve hiçbirimiz buna bir müdahale edemiyoruz. Öyle değil mi?

Bu yılı bitiriyoruz. Eminim ki 2020 yılı da bu hızla geçip gidecek.

Ben geçen bu zamanda insanların kendilerine zaman harcamak yerine başkalarının hayatları ile uğraş vererek zaman harcamasına inanın akıl sır erdiremiyorum.

Dolunay ışığımız şu an iyice aydınlatmaya başlıyor. Bu yüzden duygular biraz daha yüzeye çıkıyor. Bu duygular yüzeye çıkarken belki de kendinize sürekli soruyorsunuz. Ben iyi bir insan olmaya çabalıyorum ama başarabiliyor muyum?

Dedemin bir mektubunda yazdığı aklıma geliyor:

“Elimde meşale bu içimdeki karanlık yollarda sokak sokak gezerim, Evimi ararım.

Hep isterdim babam elimden tutsun ve oğlumun ayakkabılarını parlat desin, bunu duyayım”

O babasızlığı böyle tasvir etmiş.

Elinden tutulmamayı, her şeyi kendi başına yapıyor olmayı ve yapayalnız verdiği mücadelesini bu şekilde tanımlamış. Yazarken ne kadar burnumun ucu sızlasa da böyle anlatmış…

“İçimdeki karanlığı aydınlattıkça sanki dışarısı kararıyor ve bu karanlığa gücüm yetmeyecek gibi geliyor.

Bu yüzden tekrar kendi aydınlık içime dönüyorum. Orası ferah sanki, orada nefes alıyorum sanki…” diye sözlerini tamamlamış…

İnsanoğlu aslında sağlam bir has kumaşı olduğunu anladığında başka yönlere kaymıyor. Biliyor ki kendini eğitse ve geliştirse de en güzeli olacak. Bu yüzden kendiyle uğraşmaya yöneliyor. Has bir kumaşı olmadığını anlayanlar zaten sağa sola saldırarak bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar. Çünkü biliyor ki ne yapsa bir şey değişmeyecek. İnsanın çapı ve kariyeri ne olursa olsun, içinde sevgi barındırmıyorsa bir şeye benzemediğini eninde sonunda anlayacak. Deli danalar gibi hedefsiz nedensiz, bodur amaçlar uğruna koşmaktan bir gün vazgeçecek.

Ben sorgulamayı öğrenmek için çok çaba sarf ediyorum. Bu bir yolculuk biçimi bunu biliyorum. Bu ömrü israf etmemek için soruyorum.

Babam nereden başladı, nereye geldi? Ben nereden başladım, nereye geldim?

Annem neyi seçti ve neden seçti? Ölümlü olmam nedeniyle nereye kadar rampada kalabilirim? Benim için düzlük nerede başlamalı?

Benim şu an ki yaşımla 10 yıl önceki yaşım arasındaki yaptıklarım neler?

Zaman içinde, yaşamın, bir bayrak yarışında kendi parkurunu iyi ve hatta iyinin üzerinde koşmak olduğunu anlıyorsun.

Benden sonra gelecekler yani sadece benim soyumdan gelenler değil, şu an doğmayan çocuklar bile burada yazdıklarımdan bir gün yararlanacak olursa, işte ben o zaman bayrak yarışını kazandım demektir.

Yapabileceğimiz en iyi şey olduğumuz gibi olmak ve çaktığımız çiviyi sağlam çakmaktır. Çok eski bir özdeyiş vardır: “Saadet dünyayı terk ederken son adımını köy ’den atmıştır.”

İnsan özünü hiçbir zaman kaybetmemelidir.

Mutluluk sadece oradadır. Köyünüzü hatırlayın. Bir köyünüz mutlaka vardır…

Not: Yarın 18:00’da İzmir Agora Avm D&R’da imza gününde sizleri bekliyor olacağız. Erken gelin kahve içeriz. Ben oralarda olacağım.

Mutlu olun, mutlu yaşayın…

Pazartesi görüşmek dileğiyle…

X