"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsan kendi içine yürüdüğünde kimse önünü kesemiyor.

Neden güçlü görünmek zorunda hissediyoruz?

Geçenlerde instagram da gezinirken sürekli kadınların ayakları üzerinde duruyor imajı veren postlar paylaştığını fark ettim. Neden bizi bu hale getiriyorlar diye durdum düşündüm.

 

Neden sürekli kadınlar ayakta duran bir imaj sergilemek zorunda kalıyor?

Bu dışarıdan çok yorucu görünmüyor mu?

 

Erkekler neden yaşamda ayakları üzerinde duran ifadelerle paylaşımlar yapmıyorlar. Mesela bir erkek kendi resmini koyup altına “Sevgiyle her şey güçleniyor, dimdik ayaktayım filan diye” gibi bir post atmıyor ya da Can Yücel’in sevdiğin kadar sevilirsin cümlesini kullanmıyor.

 

Ahh, biz kadınlar kendimize ettiğimiz kadar kimseye etmiyoruz vallahi…

Hem cinslerime sesleniyorum. Bizler güçlüyüz ve kendimizi bu kadar anlatmak zorunda inanın değiliz. Sürekli ben deli değilim diyen birinin gerçekten deli olmadan akıl hastanesinde kalması gibi bir durum bu. Sürekli güçlüyüz imajı artık yorucu.

Tılsımı bozmayın lütfen...

Fıstık gibi resimlerinizi, gülen gözlerinizin içini, sizi mutluluktan çıldırtan insanları, ne işler başardığınızı paylaşın ilham olsun bu hepimize yeter.

 

Bir hocam okulda şöyle demişti bana “hayata karşı nasıl davranırsan öylesindir”

Nasıl yani demiştim.

Prenses gibi davranırsan prensessin.

Kraliçe gibi davranırsan kraliçesin.

Zavallı gibi davranırsan zavallısın demişti.

İlginç…

 

Ben Oruç gazi ilköğretim okulunda okudum. Sıra kavgası çok yapardık okulda. Sıralarda üç kişi otururduk. Kim köşe de kim ortada oturacak kavgası bitmezdi ve sürekli herkes köşe de oturmak isterdi. Sessiz olan ortada oturur diğerlerinin itiştirmesiyle 40 dk ders dinlemeye çalışırdım ve bu bir işkenceye dönüşürdü.

 

Eğer birde üzerine yanındaki arkadaşınla hafif sürtüşmüşsen eziyet yeni başlıyor olabilir. Tebeşirle kitaplarınızı koyacağımız alanlar çizilir ve kalemin silginin sınırdan geçmemesi gerekirdi. Sınırdan geçersen bir savaş çıkardı. İşte o aranızdaki başlayan savaş inanın devletler arası sınır savaşlarını bile gölgede bırakabilir nitelikte olabilirdi:)

 

Nitekim o sessiz kız olan ben, sürekli ortada oturunca ve hocasının bir cümlesiyle aldığı cesaretle hayatını değiştirmeye karar vermişti.

 

Dertlere bak hele o zaman ki :)

Köşeye geçerek hayatımı değiştirecek olmama kaç puan veriyorsunuz?

Neyse devam edelim.

 

Hocamın dediği geldi aklıma bir sabah karar aldım, kalktım aynaya baktım. Kendime bir özgüven besleyerek, sabah erkenden okulda olup sıranın köşe kısmına oturacaktım. Sınıfa erken gitmeliydim. Herkesten önce orada olmalıydım ki yeri kapmam lazımdı. Törene kalmadan koşa koşa sınıfa çıktım. Çantamı kitaplarımı çıkarttım.

Oturdum, acayip bir gerginlikle gelecek sıra arkadaşlarını bekliyordum.

Neyse karşıdan geldiklerini gördüm.

Suratıma sert bir ifadeyle baktılar ben hiç oralı olmadım.

“Kayar mısın” dedi.

 

“Kayınca buraya geliyorum, geçebilirsin” dedim.

Bak bak hele lafa bak.

İnsan hedefe kitlenince boyundan büyük konuşuyor. :)

 

Neyse bakmayın böyle konuşuyorum ama heyecandan diz kapaklarım titriyor. Tabi aklımın bir köşesinde de Matematik Öğretmeni Sevil Basmaz hocam var. Ona gider durumu anlatırım diyorum. Yine bir B planım var yani.

Baktım benim sıra arkadaşı ortaya geçti. Ders başladı.

Beni sormayın. Zaferler kolay alınmıyor herhâlde. Tüm bir gün yerimden kalkmadım. Teneffüse çıkmadım.

Tuvalete, dersin ortasında gidiyordum :)

Akıllıca değil mi?

Her gün erkenden hazırlanıyordum ve 1 hafta aynı yeri aynı şekilde işgal ettim.

Bir gün sabah çok kötü hastalandım.

Okula gidemedim ama kafamda sıramı kaptırma korkum vardı.

 

“Neyse kızım, buraya kadarmış her şey” dedim. Hafta sonu girdi araya pazartesi okula giderken kös kös umutsuz umutsuz sınıfa girdim.

 

Arkadaş, iki höt dese bana hemen ortaya geçeceğim, öyle yenik durumdayım….

Yanıma geldi direk ortaya geçti.

 

Dedi ki: Arkadaşım geçmiş olsun sen yokken seda oturdu orada, öğretmen istedi. Sensiz gerçekten çok sıkıldık dedi.

Aman yarabbi hem ortada oturuyor hem de bensiz sıkıldı. Bu nasıl bir mutluluk.

 

Seda anlaşılan bunlara ters bir şeyler yapmış olacak ki Aygül’ü mumla aramışlar bir günde. Eee çok şükür hedef koyana, hakkını arayana Allah’ta yardım ediyor. Yeter ki hedefin olsun değil mi?

 

Yani kısaca ben orada tarihimin ilk zaferimi veriyordum. Artık sıranın köşesinde oturan bendim ve ben yokken bana hesap vermek zorunda hissetiler. Orası benimdi artık. Hocamın lafı geldi yine aklıma “Nasıl davranırsan öylesin” pek haksız sayılmazmış. Yani bazen bu durumun işlemediği konularda olabilir elbet ama o dönem için ideal bir dersti diyebilirim.

 

Gerçekten oranın sahibi gibi davrandım ve o çok istediğim alan için mücadele verdim. Yoksa hiç kimse beni duymuyordu bile. Ortada oturan ben, derslerimde biraz başarısız olsam neden başarısız olduğum konusunda yargısız infaz hemen yaparlardı.

 

Yani kısaca şunu demek istiyorum. Anlaşılmıyoruz. Sadece hayatımız içerisinde anlaşılmak için bekliyoruz.

Öyle yorgunuz ki bir şeyleri anlatmak artık öyle zorumuza gidiyor ki.

Bence çok haklıyız.

Ama işte hayat bu tür yorgunlukları öyle sevmiyor ki.

Sonuç, insan kendi savaşını kendi VERMEK zorunda kaldığını bir şekilde anlıyor. Kimi benim gibi 12 yaşında anlıyor, kimi 40 yaşında.

Kaç yaşında olursa olsun.

Kimse, kimse için savaşmıyor.

 

Kendinizi anlatmaktan korkmayın, anlamsız duygusal savaşlar içerisine girmeyin. Sana takip isteği gönderdi diye seni seviyor ihtimali içinde kaybolup gitmeyin.

 

Hayatı basit yaşayın.

Tekrar söylüyorum ve bunu yeri geldiği her zaman size hatırlatmaya çalışacağım.

 

Gelmek isteyen gelir, aramak isteyen arar, zaman ayırmak isteyen ayırır.

Sizinle iki lokma yemek yemek, kahve içmek, sohbet etmek isteyen bir yolunu bulur.

Kendi kendinize alınganlıklar yaparak çevrenize savaş açmayın. Bunu yaparken sizde böyle olun. Her gördüğünüz ve gelişen olaya “her şey göründüğü gibi olmayabilir” felsefesi ile yaklaşın. Düz ve direk yollardan gidin. Kimseye kendinizi olduğunuzun dışında gösterme çabası içinde olmayın.

 

Nilgün Marmara anlaşılmadığını düşünmüş.

 

Nilgün Marmara'nın intihar mektubu, geçtiğimiz sene yayınlanmış.

İntiharından sonra eşi; “Şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı” demiş.

 

İşte bu kadar basit her şey, “Anlaşılamamak birbirine en yakın iki insan arasındaki derin bir uçurummuş..."

 

Bir şiirinde şöyle demiş,

 

“Beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum.” İçinizdeki beklenti ve umutları yokmuş saymayın.

Onlar var ve onları dile getirin.

Sabırlı olun ve inancınızı kaybetmeyin…Mutlu günler dilerim.

 

GÖKYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

 

Ay Balık burcunda ilerliyor. Mars Kuzey düğüm ile sert bir etkileşim içinde olacak. Bugün duygular dev dalgalar gibi şahlanıp, özlem duyduğunuz kişileri ve geçmişi anabilir. Geçmişin buruk sevdaları, hatıraları aklınıza gelebilir ve küs olduğunuz kişileri arayarak onları şefkatinizle sarmak isteyebilirsiniz. Geleceğe dair hayalci istekler içinde olup fırsatları kaçırmayın.

 

X