"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İçimizdeki maneviyatı hatırlatan Nazmi (Rasim) Abi'den hayat dersi var

Günaydın dostlar!

Size hepinizin merak ettiği Sosyal medyada çok konuştuğumuz kâğıt toplayarak evlatlarını okutmaya çalışan Nazmi Temel olarak bildiğimiz ama dün yaptığım telefon görüşmesinden sonra asıl adının Rasim Temel olduğunu öğrendiğim abimizin hepinize selamları ve diyeceklerini ileten bir yazı hazırladım. Neden Rasim abiye bu kadar takıldım ve peşine düştüm anlatayım.

 Konu nereden buraya geldi. Kısaca bahsedeyim?

 Dün sosyal medyam da Hürriyet instagram sayfasından çok etkilendiğim bir sokak röportajını paylaştım. Benim ve birçok insan için çok samimi ve içten gelen bir videoydu.

 Haber videosu şöyleydi; Nazmi Temel, dondurucu Ankara sokaklarında üniversiteye giden çocuklarının masrafı için kâğıt, sokak hayvanları için yemek topluyor. Oğlum 1 sene okula kayıt yaptıramadı ve ben bu vatanı seviyorsam erkenden kalkıp bir şeyler yapmam gerektiğini gördüm gibi ifadeleri ile samimi yaklaşımı beni çok etkiledi.

 Hissettiklerim içinde inanılmaz duygular vardı ama tam olarak tanımlamaya çalışıyordum. Tekrar videoyu izledim, döndüm tekrar izledim, durmadım yine izledim.

 Gurur duyduğumu fark ettim.

Asla içimde bir tüh ya da hemen bir acıma duygusu belirmedi.

Acayip güçlü ve yaşama bağlı bir insan gördüm. Gözlerinde bir hayat dersi veren bir samimiyet vardı. Yardım filan beklemeyen mağrur bir duruşu ve herkesi insanlığa davet eden bir havası tüm gece aklımı kemirdi. Ne yapabilirim sorusunu sordum kendime. Biliyordum dünya da tek evlatlarını okutmak için ihtiyacı olan kişi Rasim Temel değildi. Milyonlarca böyle insan vardı. Âmâ son dönemlerde artık o kadar taciz, tecavüz ve acımasız olayları okuduk izledik ki Rasim abi bize bir umut oldu. O dik duruşu ve içindeki inanç muhteşemdi.

 Acayip bir duyguydu ama bunu yine tanımlayamıyordum. Acaba adamcağızın gözlerinin içindeki mücadele gücüne mi hayran kalmıştım ya da

 Kendini ve evlatlarını kurtarmanın dışında sokak hayvanlarını düşünüyor olması mıydı içimi titreten?

 Ya da Allah’ın aslında hepimizin içine verdiği bu yaşam gücünü biz kullanamıyoruz da o sınırsızca kullanarak nasıl tekâmül edebiliyordu?

 Bu nasıl bir ince naiflik olduğunu hissettim. Hepimiz aynı şeyleri hissedemeyiz bu mümkün değil. Saygı duyarım ama aksini hissetmeye nasıl gücünüz yetiyor işte bu bana delilik gibi geliyor.

  Altına yazılan bazı yorumları okuduğumda gerçekten ne kadar hoyrat bakış açılarına sahip olunabildiğini de gördüm.

 -Kimi aferin çok iyi duyar kasıyorsunuz yazmış (bu tabir nedir bilmem ilk kez duydum)

-Bunun neresiyle gurur duydun. Nasıl bir gurur anlayışın var diyenimi olmadı?

-Yoksulluk yüceltilecek bir şey değil, sisteme direniş yapmalısınız dendi.

-Hanımefendi bu sizdeki nasıl bir kibir kim oluyorsunuz da gurur duyuyorsunuz.

-İyilik nasıl azalmışsa iyiyi görünce gurur duyuyoruz diyenler.

-İnşatta daha fazla para var ona geçsin diyenler vs….

Bu liste uzar gider.

 Altına yazılan olumlu yorumlarda vardı. Özellikle çözüm bulanları hayranlıkla okudum. Hepsine teşekkür ederim.

 -Çöpleri ayrıştırsak yardımcı olsak diyenler,

-Videonun çekildiği yeri tespit edim beyefendiyi bulmayı deneyenler,

-Kendi koşullarında verdiği savaşla kendi hayatından utananlar vs…

 Yine de bence iyiler daha fazlaydı.

 Neyse ben etki altında kaldığım işlerin pek peşini bırakmam yani serde hem koçluk hem gazetecilik kanı olan biri olarak hemen kolları sıvadım. Dedim ki ben Nazmi beye ulaşayım. Gazeteden muhabir arkadaşımdan hemen numarasına ulaştım ve aradım.

 Hayata dair büyük dersler var almaya hazır mısınız?

 - Merhaba Nazmi Temel beyle mi görüşüyorum dedim.

Bana, Nazmi değil Rasim dedi.

 -Aaaa özür dilerim yanlış aradım yanlış verdiler numarayı dedim.

Yok, Videoya yanlış yazmışlar aslında adım Rasim dedi.

 Ya, öylemi nasılsınız dedim (kamyon gürültüleri ve araba gürültüleri çok geliyor,

zor bir iletişim kurmaya çalışıyoruz)

 Kendisi gayet çekingen bir şekilde “buyurun” dedi.

Kendimi tanıttım. Hürriyet gazetesi yazarıyım sizin videonuzu izledim ve çok etkilendim dedim. Teşekkür etmek için aradım sizi dedim.

 Nasıl yani dedi? 

Bence ders niteliğinde mesajlar vermişsiniz. İçinizdeki vatan sevginiz, hayvan sevginiz, evlat sevginizle bizi yaşama karşı çok mutlu ettiniz, inancımızı yenilediniz tekrardan dedim. Hepimizin içinde olan ama bastırdığımız duygularımıza dokundunuz. Bize insanlık dersi verdiniz dedim. Sesi yumuşadı, gürültüsüz bir yere geçti belli ki …

Dedi ki “Bakın, ben bu videonun böyle büyüyeceğini inanın bilmiyordum. Bilseydim kesinlikle konuşmazdım. O an geçen muhabir bana mikrofonu uzatınca neler yapıyorsunuz diye sorunca bende yaptıklarımı anlatmak istedim. Gerçekten işlerin bu noktaya geleceğini hiç tahmin etmedim” dedi. Bundan 20 yıl önce bir bayram günü otobüste bir röportaja denk gelmiştim. Orada böyle bir şey olmamıştı. Bu yüzden bir röportajın bu denli büyüyebileceğini hiç düşünmemiştim. Bana ülkenin her yerinden dünden beri 30 kişiden fazla insan ulaştı. Postaneye adıma para gönderen, iş teklifinde bulunan, sosyal yardım hizmetleri vermek isteyen bir sürü kişi oldu.

 Ben, bu videodan sonra hayatımın bir gün içinde nasıl bu şekilde değişebilecek bir noktaya geldiğini inanın anlamadım. Hiçbirini kabul etmedim ve gidip almadım da. Hepsi duruyor ve şu an bulunduğum durumdan çok utanıyorum dedi. Bunu yanlış anlamayın, utanıyorum derken benden daha kötü durum da olan insanlar varken bu yardımların bana geliyor olması beni çok utandırıyor dedi. Sağlığım yerinde,56 yaşındayım, çocuklarım yanımda ve sağlıklı, Allah bana onlara bakabilmeyi nasip etti. Âmâ aksi durumda olan birçok insan var.

Oğlum Mimarlık okuyor.

Kızım Dünya Mutfakları eğitimi alıyor diye sözü tamamladı.

 Benim de burs ya da başka bir şey teklif edeceğimi düşündü o an için. Evet doğruydu büyük bir firma çocuklarına eğitim bursu verecekti ona aracılık etmek istemiştim ama kırmadan incitmeden nasıl kabul ettiririm diye onu dinlemek istemiştim. Çünkü amacım kaş yaparken göz çıkartmamaktı.

 Sonra dedim ki peki son iki gündür bunları yaşıyorsunuz Rasim Bey,

Ne mesaj vermek istersiniz herkese, yarın köşe yazısında izin verirseniz sizden bahsetsem ve siz bize bu durum ile ilgili hissettiklerinizi söyleseniz ne derdiniz dedim.

 Sesinde hafif bir heyecan hissetim.

 Dedi ki, hanımefendi Allah senden razı olsun. Biri de bana ne hissediyorsun ya da diyeceğin bir şey var mı demedi. Herkes para ve burs sordu bana. Utandım ben bunu istememiştim. Benim ne hissettiğimle kimse ilgilenmedi. Ne hissedeceğimi de kimse düşünmedi. Eğer gerçekten ben bir mesaj verdiğime dair görünüyorsam şu an çok mutluyum. Yardım isteyen biri olarak değil. Yardım istemek ayıp bir şey değil ama istesem sokakta yattığım günlerim oldu benim. O zaman bile istemedim. Öncelikle bunun için size teşekkür ederim.

 Ben kısaca Rasim Temel’in Mesajını şuraya bırakıyorum;

 Benden daha kötü insanlar olduğunu yazın Aygül Hanım dedi. Benden daha düşkün, daha yalnız ve hasta olanları hatırlatın. Onları gidip bulsunlar. Sokakta ağlayan birini görürlerse kolunu tutup sorsunlar, korkmasınlar. Ben ağlayan birini görürsem mutlaka gider sorarım. Onlarda sorsunlar. İhtiyacı olandan daha ihtiyacı olanlar var bu ülkede, onları zaman kaybetmeden bulsunlar. Şu an geç kalıyor bile olabilirler.

 “Zorlanıyor muyum evet çok zorlanıyorum inkâr edemem ama şükrediyorum.

 Beni sarsmayacak şekilde yardımlar yapsınlar, beni sarsarlarsa bu iyilik olmaz”

 Bu ifademi yanlış anlamasınlar benim yükümü vicdanen almak isterlerse

 Mesela; kendi sokaklarında hayvanlara baksınlar.

 Herkes kendi sokağındaki benim gibi kâğıt toplayan kişileri gidip bulsun ve yardım etsinler. Vatanım milletim her zaman en önde gelir. Benim vatanımın memleketimin insanına yardım eli uzatılsın. Her zaman öncelik bu vatanın evladına olmalı günü geldiğinde biz bu vatan için ölürüz ama bizim dışımızda kimse ölmez dedi.

 Sonra konuşmayı bitirirken hafif çaktırmadan birde “burs imkânı var dedim düşünürseniz bir firma destek vermek ister. Bu ister evlatlarınıza ya da sizden daha ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz biri varsa ona olsun diye cümleye ekledim. Yani o sizin tasarrufunuzda olsun ben sizi görüştüreyim ne dersiniz dedim. Tebessüm etti hafif güldük.

 Tamamdır arayabilirler ben görüşürüm dedi. Orada anlaştık.

 Biz milletçe neyi kaybettik biliyor musunuz?

 -Merhamet duygumuzu sürekli on-line tutmayı

-Öz değerlerimizi,

-Maneviyatımızı kaybediyoruz. Sürekli yapılmayan şeyler bir müddet sonra sorun yaratıyor.

 Yeni gelen bu dönem bizleri mekanik olmaya yöneltti. Maneviyatı yaşamaya vakit bulamıyoruz. Para hırsı, hayata yetişme telaşı, yaşamda kalma savaşı.

Aslında herkesin içinde bu duygular var ama illa bunların tetiklenmesi için bu tarz videolar mı görmek lazım. Neden bu kalbi sürekli canlı tutmuyoruz. Rasim abi de ilgimi çeken ve gururlandığım belki kimi kesim için abartı bulacağınız şey sadece yaşama olan tutkusuydu. Onun dışında o da bende farkındayız kendinden daha da zor durumda insanlar olduğunu.

 Sonuç olarak burs ve yardım ile ilgili konularda verdikleri destek için ve bu ülkede bu kadar vicdanlı insanla olduğum için hepsine teşekkür ederim dedi. Bana ulaşmasınlar benim gibi çevrelerindeki insanlara ulaşsınlar diye sözlerini tamamladı.

 Bu hikâyede burada son erdi sevgili dostlar. Hepimiz hayatımıza devam edeceğiz ama bugünden daha farklı olacağı kesin. Bu hikayelerden ilham almalıyız.

 Ne güzel demiş Cahit Zarifoğlu; bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.

 (Video izlemek için @astromatik ya da hesabından instagram ve twitter’dan izleyebilirsiniz)

 GÖKYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

 Gerçeklerle yüzleşmelisiniz.!

 Balık burcunda ilerliyor ve Jüpiter gezegeni ile birbirlerine meydan okuyorlar. Uzaklara çekip gitmek ve kimseyle uğraşmak istemeyebilirsiniz. Yakınlarınızdan ya da çevrenizdekilerden bazı kısıtlamalar görüyor olabilirsiniz. Bu süreçte kendinizi kontrol edebilirseniz az hatayla gününüzü kurtarabilirsiniz. Sonradan pişman olmamak için hareketlerinizde ölçülü davranmak sizin yararınıza olacaktır. Sevgi, acıma, merhamet ve maneviyat duygularınızın ön plana geçtiği bu zamanlarda daha fazla kendi ruhsal gelişiminize zaman ayırmanız sizi daha huzurlu hissettirebilir.

 

X