"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Her gün dışarı çıkmanın bir yolunu bul. Mucizeler her yerde bekleyişte…

Hem Bayramın 3.günü hem de tatilin son gününe gelmiş bulunmaktayız. Benim gibi eminim tatilini üç gün izinle birleştirmiş olanlar vardır.

Birleştiremeyenler var ise bugünü keyifli ve verimli bir şekilde geçirmenizi tavsiye edebilirim. Önümüzdeki günlerde karakterimizi korumak adına mücadele vereceğimiz günler içerisine giriş yapıyor olacağız.

Gün boyunca Ay Aslan burcunda ilerliyor olacak. Venüs gezegenine yapacağı kare; duygusal anlamda oldukça hassas olduğumuzu bize hissettirecek. Stresli ortamlarda mümkün oldukça bulunmamanızı tavsiye ediyorum. Daha güvenli ve huzurlu yerler sizi mutlu edecektir. Eğer bu kare açıyı doğru yönetebilirseniz size büyük katkıları olacaktır. Yaratıcılığınızı geliştirecek daha önce hiçbir yerde olmayan fikirlerin aklınıza gelmesiyle farklı oluşumların altyapılarını zihninizde geliştirecektir. İlişkilerde krizlerden uzaklaşarak, daha sevgiye dayalı bir ilişki yönüne geçiş yapmalısınız. Evliliğiniz ya da ilişkilerinizde problemlere karşı daha yapıcı yaklaşımlar sergilerseniz bu geçici transiti atlatmış ve tecrübe kazanmış olursunuz. Öğleden sonra ticari işleriniz ya da işbirlikleriniz var ise bunlar ile ilgili görüşmeler yazışmalar yapmanız sizi olumlu yönde etkileyebilir. Mali konularınızda önemli şanslar yakalayabilirsiniz. Ekmek aslanın ağzında diye bir söz vardır ya işte durum tam da öyle. Kısaca; İlk önce davranan, kazanır.

Gelelim günün Tavsiyeli Hikâyesine;

Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı.

Vakit akşama yaklaşıyordu, ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği belli değildi. Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca kapadı. Çok para kazanıyordu. Yöneticiydi, birçok insanın imrenerek baktığı bir konumdaydı. Ama yaşadığı hayatı hayat olarak görmüyordu.

 "Bu ne biçim hayat böyle!" diye söylendi kendi kendine. Hafta sonlarında dahi evine gidemiyordu. Toplantılar, iş seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmacayla geçen bir hayat. Ailesine, çocuklarına vakit ayıramıyordu. Pek çok yakın dostunun adını dahi unutmuştu.

Bu karamsarlık içinde kıvranırken, birden çekmecesindeki küçük radyosu aklına geldi. Radyoyu açtı. Yayınlanan müzik parçası ile biraz rahatladığını hissetti. Müziğin ardından yaşlı bir adamın konuşmasıyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu.

İlginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu yaşlı adam.

 "BİN MİSKET TEORİSİ” diye bir kuram açıklayacak ve anlatacaktı. Merakla dinlemeye başladım.

"Bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişinin yetmiş beş yaşına kadar yaşadığını varsaydım. Biliyorum, bazıları daha çok, bazıları da daha az yaşar. Ama biz yetmiş beş sene yaşadığını düşünelim. Bir yılda 52 hafta olduğu için, 75'i 52 ile çarptım ve ortalama ömre sahip bir insanın tüm hayatında yaşayacağı Cumartesi sabahı sayısı olarak 3900 rakamına ulaştım. Şimdi beni iyi dinleyin. En önemli kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında başlamıştım. Yaptığım hesaba göre bu yaşa kadar 2180'in üzerinde Cumartesi yaşamıştım. Ve eğer yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam, yaşayacağım Cumartesi sayısı sadece bin adet olacaktı.

Bir oyuncak dükkânına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncakçı dükkânını ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran büyük, şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. O günden sonra, her Cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla DÜŞÜNMEYE başlamıştım. Anladım ki, dünyadaki zamanımın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerimi düzene koymama hiçbir şey yardım edemez’’

Yaşlı adamın anlattıkları öylesine etkiliydi ki, genç işadamı âdeta dünyadan kopmuş, radyoya kilitlenmişti. Yaşlı adam şu cümlelerle konuşmasını tamamladı:

 "Programı kapatmadan önce şimdi size son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldım. Eğer önümüzdeki Cumartesiye kadar yaşarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacak.

Dememiz o ki; Unutmayın, hepinizin kullanabileceği en önemli şey, biraz daha fazla zamandır.

" Farkında mısınız bilmiyorum ama bizi meşgul eden o kadar oyun var ki...

Önemli ya da önemsiz... Ama biz bunların arasında kaybolup gittiğimizi fark edemiyoruz bile... İşin garibi fark ettiğimiz anda "şu isimi de bitireyim ondan sonra..." diye erteliyoruz... Dimi? Hadi arkanıza yaslanın... Derin bir nefes alın... Hayatınızda önemli olan dostlarınızdan birisinin telefonunu çaldırın... Ya da cıvıl cıvıl sesinizle "ALO." deyin... GÜLÜMSEYİN... Kahve ‘nin ise bunlarla hep bir ilgisi var….

Mutlu bayramlar…

 

 

 

X