"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Olumlu bir zihin, yapılabilecek bir yol bulur; olumsuz bir zihin ise, yapılamayacak tüm yolları bulmaya çalışır.

Herkese günaydın.

Koskoca bir haftayı daha geride bıraktık. Yaşam hızlıca akıp gidiyor. Dün kendim adına çok keyifli bir kadınlar günü geçirdim. Keyfinden daha çok aslında o güne yüklenen anlama yakışır çok güzel bir atmosfer yakaladım ve yepyeni kadın dostlar kazandım. Hepsine buradan kucak dolusu sevgiler.

Neyse lafı çok uzatmadan havalar nasıl onun bir değerlendirmesini sizlere özetleyelim.

Bugün Ay yay burcunda ilerliyor. İyimserliğimizi elimizden geldikçe korurken mars gezegeninde ay ile kavuşum yapması bizleri dürtüsel anlamda oldukça zorlayabilir. Duygularımızı ifade etmek isterken coşkumuzu kontrol etmek biraz zor olabilir. Daha rahat ve esnek olursak gün içinde rahat ilerleyebileceğiz. Aynı zamanda maceraperest yanımız oldukça tutucu ve kararlı bir imaj yaratmanıza karşın, derinlerde özgürlük arayışı içine girebilir. Macera isteğiniz oldukça yoğundur. Yaşamınıza görünenden daha derin anlamlar yüklemeye ve düşünsel gücünüzü materyal yapabilirliklerinizden daha üst düzeye taşımaya ihtiyacınız vardır. Kişi birçok şeyle aynı anda ilgilenebilir, yanlış her şey iyi giderken iki partner de birbirinin farkına varabilir.

Bugün hem yeni hem de çok yararlı işbirlikleri yapabilir ve ticari ilişkilerinizi en üst noktaya taşıyacak projelerinizi yaşamınıza dahil edebilirsiniz. Yine bu noktada ufkunuzu açacak, kendi benliğinizi yükseltecek, sizleri farklı düşünme yollarına sevk edecek kişilerle tanışmanız hayatınızda adeta bir dönüm noktası yaşatacaktır. Bu aynı zamanda ileriye yönelik atılacak sağlam dostlukların da temelini oluşturabilir. Bu nedenle yaşamınızda dahil olan bu kişileri herkesten daha çok sevecek ve görüşlerine çok daha fazla saygı duyacaksınız.

Gelelim günün tavsiyesine;

Hayat çok kısa.

Ya da çok uzun.

Nereden baktığınıza bağlı.

Ama logaritmik bir ilerleyişi olduğu kesin.

Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor.

6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 45 ile 49 arası bir göz kırpmalı mesafe sanki. O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için. Yabancı bir internet sitesinde "50'lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey" konulu bir yazı görünce haliyle ilgilendim ve sizle paylaşmak istedim.

 

1.Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.

Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle "affetmeyi öğrenin". Affedemiyorsanız, en azından "kayıtsız kalın".

2.Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.

Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.

3.Minnet duymama huyunuzu bırakın.

Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikâhına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin "geldiğine" odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları "parlatın".

4."Ümitsiz vaka" arkadaşları bırakın.

 Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.

5.Karmaşayı bir tarafa bırakın.

İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir "iş". Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.

6.Daha fazlasını istemeyi bırakın.

Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.

Dememiz o ki; Kendinize her gün şunu sorun: “Daha iyi nasıl yapabilirim?” Kişisel gelişimin sınırı yoktur. Kendinize “Daha iyi nasıl yapabilirim?” diye sorduğunuzda işe yarar cevaplar belirecektir. Deneyin, göreceksiniz.

Güzel bir gün dilerim. Mutlu hafta sonları..

 

 

 

X