"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Haksızlık birkaç yıl koşar, haklılık onu bir anda geçer

Haftanın en önemli gününden hepinize merhaba. Bugün niye önemli?

Çünkü bir çoğunuz bu hafta kariyer planlarınız ile ilgili önemli kararlar vermek isteyebilir. Muhtemelen bunlarla başa çıkabilmek için hayatınızda otorite oluşturmuş kişilerle görüşme dürtüleri içerisinde olabilirsiniz. Biraz da kendinizi bu hafta parasal anlamda köşeye sıkışmış gibi hissedebilirsiniz.

 Ama bunları yapmadan önce gelin bu duygularınızı bir konuşalım.

 Bugün gökyüzü biraz sizlere sakin bir şekilde durmanız gerektiği hakkında uyarılar içerisindedir. Özellikle oğlak burcundaki temalar yüksek oldukça bu gidişat bu şekilde olmaya devam edebilir. Bu uzun sürmeyecek konuyu sadece biraz anlamanız gerekmektedir.

 Bu hafta yöneticileriniz ile ilgili bazı problemleri yönetmek zorunda kalabilirsiniz. Hiç beklemediğiniz bir şekilde bazı konularda hakkınızın yenildiğini ya da size yeteri kadar güvenilmediğini düşünebilirsiniz. Belki de siz yöneticisiniz ve çalışanlarınızın sizin arkanızdan bir şeyler çevirdiğini düşünüyorsunuz. İşte bu sizin kendi hayat hikayenize göre sürer gider.

 Ben de 12 yılla aşkın kamuda görev yapmış, çok fazla sayıda yöneticilerle çalışma fırsatı olmuş biriyim. Yani profesyonel iş yaşamında başıma gelen olumsuzluklar ve kurumsal hayatımın içinde yaşadığım mobbingler sonucunda kariyer yönümü doğum haritama göre değişime götürmüş de biriyim.

 Yani şu anki gökyüzü konumlarında bundan bahsederken bile gülümsüyorum. Gökyüzü, yeryüzü ile öyle muhteşem bir matematik içerisinde çalışıyor ki, ne yazık ki bun işin içinde olanlar anlayabilir. Çünkü bundan 9 yıl önce bu benzer gökyüzü konumların da çok ilginç ve zorlayıcı şeyler yaşamıştım. Biliyorsunuz ki ben yeri geldikçe kendi hayatımla ilgili sizin yolunuzu aydınlatacak, test ettiğim şeylerden ve onayladığım tespitlerimden bahsediyorum.

 Siz değerli okuyucularım ile paylaştığım öneriler ve yaşadığım olaylardan ötürü beni çok yaşlı hayal ediyorsunuz, bunu biliyorum. Ama ben kariyer öyküsüne 22’li yaşlarda başlamış ve yaşadıklarından hemen ders çıkartan bir birey olduğum için bu yüzden gönül rahatlığı ile benim deneylerimi inceleyebilir ve örnekler çıkartabilirsiniz.

 Hepimiz çalışma hayatımız da egosu yüksek ve kaprisli insanları yönetmeye mahkûm bir şekilde zaman zaman çalışmışızdır. Terbiyenizi veya saygınızı koruyarak bir insan hiç mi bir yere varamaz diye defalarca düşündüğüm şeyler yaşadım. Ortalık karıştırabilen, dedikodu yapan, kendi ilkelerinden ödün veren insanların iş hayatında nasıl mutlu olduğunu gördükçe için için hep acı çektim.

 Kariyer hayatım da 2010 yılı benim kırılma noktamdı. Hem de ne kırılma. Offf diyorum. Bir insan bir bataklığa düşer ve tam 7 yıl içinde debelenir mi?

 İnsan ömründe 7 yılın kariyer hayatınız da ölü olduğunu hayal edin. Yani belki bir çocuk doğursanız 7 yaşına gelip okula başlardı düşünün. Sadece hor görüldüğünüzü ve aşağılandığınızı düşünün. Bu 7 yıllık süreçte neler olmadı ki? Bunları kitabımda harita transitlerime göre anlatacağım.

 Şimdi sizi bunlarla burada sıkmak istemem. Sizi dinlemeyen, anlamayan, ne gibi yetenekleriniz olduğunu asla önemsemeyen insanlarla verdiğiniz mücadele ne hazin bunu çok iyi bilen biri olarak burada yazdığımı bilmenizi isterim.

 “Yıllar önce çalıştığım kamu kurumunda büyük değişimler olmuştu. Dışarıdan anlaştıkları bir danışmanlık firmasını kuruma düzen oluşturması için getirmişlerdi. İçerideki tüm yöneticilerin fişlerini çektiler ve danışmanlık firmasına kurumun başkanı tüm yetkiyi verdiğini açıkladı. Doğal olarak en iyi yaptığımız şeyi yaparak kaygılanmaya başlamıştık bile. Kurum içinde herkes bu rüzgârdan etkilenmeye başlamıştı. Kimler dökülüyordu bu rüzgârda? Hem de kimler?

 Birçok arkadaş gönderildi ve işten ayrılmak zorunda kaldı. Tabi benim bağlı olduğum müdür görevden alınınca bende onun yardımcısı olarak hedef şekline gelmiştim. Empati yaptığınız da oldukça haklılar. Bu gayet doğal ve kamu da bu hep böyle olmuştur. Bir yönetici ile anılırsan ve onun başarısı ya da başarısızlığı altında kalırsan kendini aklaman uzun yıllar sürer. Yardımcılık ara bir yerdir. Bende onlardan biriydim. Ama şunu itiraf edebilirim ki çok dramatik günlerdi. Yazarken tebessüm ettiğimi ama el parmak uçlarımın soğuduğunu hissedebiliyorum.

 Danışmanlık firmasından bir kadıncağız gönderdiler. Mühendis,50 yaş civarlarında. Görmüş geçirmiş kariyerini en iyi şekilde yapmış, güzel hoş bir kadın. Görünce nasıl mutlu oldum. Dedim ki, tamam kızım. Bu kadın vizyonlu bir kadın. Aklı başında kesin çalışkan ve akıllı birilerine ihtiyaç duyar. Beni anlar.

Umudum nasıl yüksek size anlatamam.

Beni büyük bir odaya çağırdı.

Telefonu elinde sürekli oğluyla konuşuyordu ve yurtdışında nasıl bir eğitim aldırdığını nasıl güçlü olduğunu anlatmaya başlamıştı.

Benim birden umut ettiğim konu da bir düşüş olmuştu ama moralimi bozmadan, beni yakın bulduğunu bu yüzden benimle bu bilgiyi paylaştığını düşünüyorum.

O zaman yaş 24… 35 değil ki.

 Ben en şık ceketimi giymişim, akşamdan ayna karşısında kendimi ve özgeçmiş konuşmamı çalışmışım, topuklu ayakkabılarımı çantamda taşıyıp o karda kışta işyerinde bir hal bir çaba ile değiştirmişim. (Bu kısmı bilen bilir)

 Yani özetle hazırlık muhteşem, kendine güven 10 numara. Hadi o zaman sohbete başlayalım.

 -Merhaba Aygül, Ben….

-Buradaki amacımız nitelikli ve çalışkan arkadaşlarımıza yardımcı olmak ve başkanımıza destek olmak. Sen görevden alınan Müdür’ün yardımcısıymışsın.

*Evet.

-Buradaki tüm işleyişi bilen en iyilerden birisiymişsin.

*Çok sağolun, Kısmen evet

-Yaşına rağmen gerçekten hayret ettim, özverine çalışkanlığına muhteşemsin.

*Çok teşekkürler (Bu arada içimden kesin terfi ettim diyorumJ )

-Sen kendinden ne bekliyorsun?

*Ben çalışmayı çok seviyorum. İş benim için ruhsal bir olay. Çalışmak, üretmek nefes almak gibi. Para kazanmak gibi bir duygu değil. Bir kere IT uzmanlığı yapıyorum ve işime çok aşığım. Teknoloji benim için aşk. Her gün yeni bir şey keşfediyorum. Server odasına o soğuğa girince bile havasını solumak beni mutlu ediyor. Herhangi bir güvenlik açığını bulmak veya arka plan da bu sistemi, bu network ağını korumak beni heyecanlandırıyor diye bir sürü konuşma yapıyorum. Âmâ nasıl heyecanlı ve telaşlıyım. Şu an kendim gözümün önüne geliyor… (Gülüyorum hevesimi de özlüyorum, o hevesi kıranları ise ömrümce anlamayacağımı biliyorum)

 Şöyle bir cevap verdi:

 “Aygülcüm Tamam. Seni anlıyoruz ama sana ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü ben senin asla yetenekli olduğunu düşünmüyorum dedi. Ben sadece o an sırtımda bir sıcaklık hissetim. Kulağımda bir ufak tıkanma oldu. Nasıl yani dedim.?”

 Şöyle devam etti sözlerine: Bak dedi duydum ki 4 ay önce evlenmişsin. Sana bir teklifim var. Bence istifa et ve evinde kocana yemek yap. Hatta bende sana söz veriyorum senin evine sana yemeğe geleceğim. Bakalım güzel yemek yapıyor musun dedi ve kahkaha attı.

 Ben hala konuyu anlamaya çalışıyorum. Bu arada telefonu çalıyor ve oğlu çok istediği bir telefonu almak istiyor ona akşam konuşacaklarını söylüyor. Sonra alacağını söylüyor. Onu idare ediyor. Arkasından bana dönüyor.

 Beni görseniz, dünyanın en yıkık insanıyım. Hiçbir şey umurumda değil o an.

Telefonu kapadı, ah bu çocuklar dedi. Bana beyaz bir kâğıt çıkarttı önüme koydu ve imzala dedi. Sana reiki çalışması yapacağım. Çünkü çakraların kapalı ve enerjin açılacak dedi. Dedim şaka herhâlde bu yaşanılanlar.

 Bunu yapmayacağımı söyledim. Sinirlendim. O zaman daha fevri ve deli zamanlarım. Şimdi olsa çakralarımı açtırır. Sırtımı da ovdurur. Sakince koluna girer sohbet ede ede bir şey imzalamadan çıkardım. Neyse sonra benim sinirlendiğimi ve imzalamadığımı gördüğünde en sert sözünü şöyle söyledi:

 “Biliyor musun Aygül sen bakkal bile işletemezsin o kadar yeteneksizsin ve sana ihtiyaç duymuyoruz dedi” burada yöneticilik hayali asla kurma olmayacaksın dedi.

 Yaşadığım haksızlığı anlatmak için deli gibi insan geziyorum. Kimsenin umurunda değil. Oralı değil. Ah şu 35 yaş aklı o zaman olaydı. Kılımı kıpırdatır mıydım?

 Hepiniz bunu merak ediyorsunuz biliyorum. Haritama bakıyor ve o sıralarda yurtdışından astroloji eğitim aldığım hocamla yazışıyorduk. Beni hocam Astrolojiye teşvik ediyordu. Bu işte yetenekli olduğumu ve kesinlikle yapmam gerektiğini söylüyordu. Bu girdap yoksa böyle devam edecek diyordu. Bende ısrarla Türkiye’de bu işin bir itibarı olmadığını anlatıyor ve bu ülkede bu şekilde anılmak istemediğimi söylüyordum. Hayatındaki hedefi tek bürokrat olmak isteyen birinin astrolog olarak hele ki Türkiye’de hayal edilmesi kısmını bir düşünsenize. Ben o kadar hedefimi koydum ki yıllarca bunu reddettim. 7 Yıl bunu reddettim. Sonuç olarak bu işi yapma kararı aldım. Çünkü aslında yaşadığım şanssızlıklar benim kaderime yön veriyordu. Allah rahmet eylesin Canım dedemin dediği lafa gelmiştik.

 “Şans herkeste var, hanımefendi. Önemli olan şanssızlıktır.”

 Şimdi ben yukarıdaki yaşanmış olan bu olayımı sizlere dedikodu olsun diye yazmadım. Sizleri düşündürsün ve herkesin hayatında yaşadığı kariyeri ile ilgili gördüğü baskının altında bambaşka bir hikâyenin doğabileceğini hissetmesini istedim. Olayı genel itibari ile değerlendirerek kendi hayatınıza uyarlamalısınız. Tabi bu yazıyı okuyup ders çıkartıp hayatını düzeltmek yerine yazının içindeki ünlem hataları, -de -da’ları ayırmak daha eğlenceli gelebilir. Ya kadının adını merak edenler, ya da başka şeyleri merak edenler olacak. Eğer bunları sorguluyorsanız bu yazının sonunda hiçbir şeyin değişmesini beklemeyin.

 Ama bu yazının sonunda

“İşte bu! Kendimi bulacağım ve evrenle ahenkli ilerleyeceğim” diye gözlerinizin içi parlıyorsa. Kazandınız.

Yani;

Çok akıllılar fikirleri tartışırmış,

Ortalama akıllılar olayları tartışırmış,

Az akıllılar ise insanları tartışırmış.

 Siz çok akıllı olmayı seçin…

Herkesin hayatınız da bir görevi vardır. Yöneticileriniz de çalışanlarınızın da anneniniz de babanızın da âşık olduğunuz kişinin de evladınızın da arabanızın önüne arabanızı parkeden insanında, kalbinizi kıranında…

Karanlığınıza boşuna sövmeyin. Karanlık sizin karanlığınız. Kimsenin gelip sizin karanlığınıza ışık tutmasını da beklemeyin. Orayı aydınlatacak ve tekrar ışıldayacak kişi sizsiniz.

 Winston Churchill’in çok sevdiğim bir sözü var:

 “Sürdüğünüz yaşam ya kabul edilmeli ya da değiştirilmelidir. Kabul edilmiyorsa değiştirilmeli, eğer değiştirilmiyorsa o zaman kabul edilmelidir.”

 Mutlu bir gün dilerim…

 GÖKYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

 Biraz neşelenin ve yaşamdan keyif alın.

 Ay Yay burcunda ilerliyor ve Venüs-güney düğüm kavuşumu bugünde tüm hızıyla yakın temasta ilerliyor. Duygusal krizlerde artış olabilir. Arkanızdan dönen oyunları görüp müdahale edemediğiniz, içinizde büyütüp dile getiremediğiniz şeyleri bugün sert sözlerle ifade edebilirsiniz. Güçlü olun, size sizden başka yardımcı olacak başka kimse yok felsefesini bugün hayatınıza ekleyin. Hayata bakış yönünüzü hemen değiştirmeli ve biraz daha neşenizi kazanmalısınız.

 

 

 

 

 

 

X