"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Geçmişle gelecek arasında bir yerlerdeyim

Hayatımız geçmişle gelecek arasında sıkışmış durumda devam etmekte, buna göre

“Her zaman şimdiki anda yaşamalıyız ve bu şimdiki an üzerinde kontrole sahip olduğumuz tek andır.” pişmanlık ve geleceğe yönelik endişelerimizin yersiz, bu da geçmişe yönelik olduğunu gösteriyor.

 

Hayatınız da bir yaşam felsefeniz var mı?

 

İnsanı mutluluğa götüren güç, zorlukları aşarak kazanılır.

Mutluluğa giden yolda emek vermeden, çile çekmeden, güçlükleri alt etmeden ilerlemek mümkün değildir. Ancak yaşam felsefesi buna göre düzenlenirse, mutlu olunabilir.

 

Kadının ilişkideki önceliği, paylaşmak ve yakınlık hissetmektir.

 

Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir.

 

Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar.

 

Güneş tutulmasının ayak seslerinin geldiği şu dönem ve süreçte her şey çok farklı ilerliyor. Kendimizi başka bir geleceğin bambaşka geçmişlerinde yol ararken buluyoruz.

Ne yapmaya çalışıyoruz ya da neyin savaşını veriyoruz belirsiz gibi…

 

Sadece ve sadece istediğimiz biraz anlaşılmak.

 

Geçenlerde şöyle bir şey okudum bugünlerdeki ruhsal durumumuzu anlatıyor olması adına güzel bir anekdot.

Tolstoy hakkında sizlerle yaşama bakış hikayesini paylaşıyorum.

 

Kendi ifadesine göre 50 yaşına kadar sorumsuzca ve dünyevi zevkler içinde yaşam süren Tolstoy, hep bir şey ’in eksikliğini hissediyorum diye bir arayışa düşüyor.

 

Maneviyattan yoksun bir yaşamdan bunalan Tolstoy, eksikliğini duyduğu şeyin Tanrı olduğunu anladı ve dini araştırmalara dalmaya karar verdi. 52 yaşında Tevrat ve İncil'i kelimesi kelimesine inceleyen Tolstoy, bu semavi kitapların zamanla tahrif edildiğini keşfetti. Kilisenin tepkisine rağmen din üzerine düşüncelerini

"İtiraf",

"Öyleyse Ne Yapalım?

“Dört İncil'in Tercümesi ve Birleştirilmesi", "Benim İnancım Nedir?", "Tanrının Krallığı İçimizdedir" gibi kitaplarda toplayan Tolstoy, kiliseye boyun eğmeyi ve Hz. İsa'yı tanrılaştırmayı reddetti.71 yaşında yazdığı "Diriliş" adlı romanında, ahlaki yönden arınmayı ve iyiliğe yönelmeyi anlatan Tolstoy, doğanın güzelliği ve toplumun yakışıksız işleri, muhtaç insanların yaşamındaki gerçekleri ve sosyetenin sahte hayatı gibi tezatları bir araya getirerek çirkin ve güzel olanı birbirinden ayırmaya çalıştı.

 

“İnanç, iradeyle vicdanın anlaşmasıdır. İnanç, hayatın manasını anlamak ve bu anlamdan çıkan sorumlulukları kabullenmektir." diyen Tolstoy 73 yaşında kilisenin aforoz kararıyla Hristiyanlıktan ihraç edildi. Çoğunluğa nazaran farklı düşünmesi ve inanması, Tolstoy'un en yakın kişiler tarafından bile suçlanmasına, yadırganmasına ve dışlanmasına neden oldu. İddialara göre İstanbul'daki ulemalar ile yazışan Tolstoy'un hayali Hacca gitmekti.

 

82 yaşında, soğuk bir sonbahar gecesi evinden gizlice ayrılan Tolstoy, İstanbul'a gitmek için Bulgaristan'ın yolunu tuttu. Yolculuğun meşakkatini kaldıramayan Tolstoy aniden hastalandı ve yedi gün sonra, Astapovo adında mütevazı bir istasyonda,

Hakikat arayışıyla geçen yaşamına veda etti.

Hıristiyanlığa getirdiği yorumların İslamiyet inancına paralel olması,

İslamiyet'in haça tapmaktan daha üstün olduğunu dile getirmesi, Müslüman âlimlerle görüşmesi ve yazışması, Hz. Muhammed'in hadislerini derlemesi, mezarına kesinlikle haç koymamayı vasiyet etmesi Lev Tolstoy'un gizlice Müslüman olduğunu savunan tarihçilerin en önemli dayanakları arasındadır.

 

O zaman Tolstoy’un sevdiğim bir sözüyle haftayı kapatıyorum;

 

Eğer bir kişi “Tanrı’yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret ediyorsa o bir yalancıdır. Gözüyle gördüğü kardeşini sevmeyen, hiç görmediği Tanrı’yı nasıl sevebilir?

 

Mutlu hafta sonları dilerim.

 

 

 

X