"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Er ya da geç hiçbir şeyi yanınızda götüremeyeceğinizi, fakat arkanızda bir şeyler bırakabileceğinizi anlayacaksınız.

Günaydın haftanın son gününden yıldız savaşçıları,

Size yazı yazmaya doğru yola çıktım ve takvim tarihine baktım.

18 Ekim’e kavuşmuş bulunmaktayız.

Aman yarabbi bir yıl bitiyor…

Hiç şaka değil valla…

Tamamen gerçek.

Bugün benim için özel bir gün.

Canım Terazi kadınım “Annem” dünyaya geldi.

 

İçimdeki gücü ve yaşama sevincini annemden aldığımı söylesem yalan olmaz.

Sizler doğal olarak bilmezsiniz ama ben psikolojik anlamda korkunç bir anne bağımlısı bir çocuktum. Maalesef annemin hayatını mahvedebilecek kadar yoğun ve korkutucu duygularla ona bağlıydım. Küçükken en büyük korkum okula gidip geldikten sonra onu ya göremezsem korkusuydu. Bu duygularımı size tarif edemem. Ya da başka bir zaman anlatırım.

Ta ki 1999 yılında bir kırılma yaşadım. Olağanüstü bir kırılmaydı.15 yaşında liseye gittiğim zamanlarda bir kız kardeşim olacağını öğrendim. İnsanlara ne diyeceğim diye çok ağlamıştım. Sonra alıştım bu fikre. Şimdinin üniversiteli genetik mühendisi, benim o dönemlerin anneme olan bağımlılığını kesen çocuktu…

 

Onu kucağıma aldığımda benden daha küçük bir canlının anneme ihtiyaç duyuyor olma fikri beni inanılmaz şaşırtmıştı ve çok bencil olduğumu düşünmüştüm. Utancımı sizlere anlatamam. Bundan kurtulmak için o küçük bebeğin annesi olmayı seçtim. Benim için güzel bir deneyimdi. Bundan öncesi ama büyük bir zorluktu.

 

Kız kardeşim doğana kadar annem nereye giderse yanında gittim. Annem ne yaparsa saat tuttum. Cerrahpaşa’da oturduğumuz zamanlarda (9-10 yaşlarındayım) annem Cuma pazarına gitmişti. Bana da 15:30’da döneceğini söylemişti. Birde saati göstermişti. Tam bu yelkovan buraya gelince dönmüş olacağım dedi. Bu arada laf aramızda bana diğer 2 kardeşimi emanet etmişti ve karşı komşumuza bırakmıştır. Saat biraz geçti ve ben ağlamaktan bitmiş bir durumdaydım. Meğersem kadıncağız aşağıda iki dakika sohbet etmiş. Hiç unutmuyorum. İki kardeşim beni teselli ediyordu. Komşumuzda durumuma anlam veremiyordu.

Böyle olmak hiç istemiyordum. Âmâ içimdeki o korkuyu durduramıyordum. Diğer kardeşlerimi incelerdim onlar neden korkmuyor diye. Bazen kıskanırdım.

Çok şanslı olduklarını düşünürdüm. Ta ki 1999 yılında haziran ayında minik kız kardeş gelene kadar. Bunu aslında niye yaşadığımı, haritamda hangi noktaları tetiklediğini vs. çok araştırdım. Bunların hepsini size kitabımda yazıyorum. Burada şimdi uzun uzun sizleri sıkmak istemem.

 

Hepimiz farklı bir annenin çocuğuz. Dünyaya gelirken hangi anne babaya geldiğimiz kaderimizi belirleyen en önemli nokta. Ben terazi annesi ve akrep babası çocuğuyum. Korku ve denge hayatımın en önemli iki kelimesidir. Tesadüf mü, asla…

 

Şimdi annemle, belki hafta içinde 2-3 kere konuşuyorum. Arada kritik olaylarda kendisini arıyorum. Bazen benim oğlan şunu yedi mi, bunu yedi mi diye kendini uzunca telefonda tutuyorum. Karşılıklı sitede oturmama rağmen 1 ay görmediğim oluyor. Âmâ var olduğunu bilmek muazzam bir duygu. Belki de hayatım boyunca hizmet etsem hakkını ödeyemeyeceğimi bildiğim bir rahatlık içindeyim. Müebbet hapis gibi düşünün. Müebbet ceza alan biri dışarı çıkmayı hayal eder mi, ya da saçını ne yöne kestireceğini…?

Bu da böyle…

Anneme üzerimdeki hakları konusunda müebbettim…

Allah başımdan eksik etmesin, sağlıklı uzun ömürler versin diliyorum.

Beni doğuran Terazi kadını bugün es geçemezdim.

Bugün bu köşeye, bu tarihe bir hatıra bırakmalıydım.

Nede olsa bende onun kendi hayatını, isteklerini, arzularını hiçe saydığı ve kendini yok saymayı seçtiği bir hayatın sanat eseriyim. Azıcık işe yarayım değil mi.

İyi ki doğdun Atike’m…

 

Günün değerlendirmesi:

 

Ay tüm gün ikizler burcunda ilerliyor ve Jüpiter’e karşıtlık yapıyor. Bazı yetenekler ispatlanmaya mecbur kaldığında ortaya çıkıyor. Bazen kendinde ne kabiliyetler olduğunu bilemiyorsun. Eğer astroloji haritana sahipsen işte hayat sana önüne bir engel veya bir zorluk çıkmasına gerek kalmadan bunu keşfetmene izin veriyor. Yoksa eninde sonunda seni kulaklarından tutup o yola sokuyor.

 

Yaşam felsefeniz zorluklarla mücadeleye uygun değilse ömrünüz şikâyet etmekle geçiyor.

Sonra çevrenizde insanlara bakıp “Bu adam ne kadar başarılı?”  ya da ne kadar şanslı diye düşünüp duruyorsunuz. Mutlaka bir felsefeniz olsun ve her daima fikir üretip orijinal yollar bulmayı seçin. Şunu unutmayın: Yeteneklerin zorluklarla orantılı olarak geliştiği bilinmelidir. Yetenekler, huzur ve istirahat içinde gelişmez. Bugün belki bir şeyler huzur kaçırabilir, belki sizi bunaltabilir ama sizden ne çıkacak buna iyi bakın.

 

Thales'in Nasihati

 

"Kefaletin yoldaşı felâkettir.

Haksız kazançla zengin olma!

Babadan kötü şey kapma!

Yakınlarına ve dostlarına söylediğin kötü sözler yüzünden mahkemelere düşmemeye çalış.

Ve unutma ki sen anana, babana karşı nasıl davranırsan, çocukların da sana karşı öyle davranırlar. İşsiz güçsüzlük acınacak bir durumdur.

Ölçülü ol!

Acınmaktan çok kıskanıl!"

 

 

Mutlu günler ve

Mutlu hafta sonları dilerim…

 

 

X